İbadet ve İlticada Fırsat Mevsimi: Üç Aylar! (2)
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

İbadet ve İlticada Fırsat Mevsimi: Üç Aylar! (2)

29 Mart 2017 - 16:34

Dünkü yazımda Arabların Receb ayında meyvesi bol olup dalları eğilen hurma ağaçlarına destek verdiklerini, rüzgâr ağacın dallarını sallayıp meyvelerini dökmesin diye ağaçları ve dallarını bağladıklarını, hurma ağaçlarına hırsızlar musallat olmasın, meyveleri yere dökülmesin diye ağaçların gövdelerine diken yerleştirdiklerini, yaptıkları bu işe "tercîb" dediklerini anlatmaya çalışmıştım.
Hz. Allah, İbrahîm sûresinde güzel kelimeyi benzettiği hurma ağacının kökünün yerin derinliklerinde sabit, dallarının ise gökte olduğunu beyan buyurmuştur.
Peygamber efendimiz, yaprakları düşmeyen, dökülmeyen hurma ağacının Müslümana benzediğini haber vermiştir.
Osmanlı devletinin kurucusu Osman gazi ise rüyasında Şeyh Edebâlî'nin göğsünden çıkan bir nurun kendisini kuşattığını, sonra vücudunun çınar ağacına döndüğünü, bu çınarın dallanıp budaklandığını, çok büyüdüğünü, yapraklarının göklere uzandığını, köklerinin kıtaları tuttuğunu, bölük bölük gelip gölgesine giren insanların mutlu ve huzurlu olduğunu görür, bu rüyayı tabir ve tefsir eden Şeyh Edebâli şöyle der:
"Sen kızım (Bâlâ Hatun, Malhun veya Mal hatun) ile evleneceksin. Cihanı kuşatacak büyük bir devlet kuracaksın. Evlatların adaletle hükmedecek. Hz. Allah seni ve neslini insanların İslam diniyle şereflenmesine vesile kılacak, saltanatın ve devletin kıyamete kadar pâyidâr olacak!"
Osmanlı devletinin mirasına sahip olan, mazlumun yanında, zalimin karşısında durmayı şiar edinen, Hz. Allah'ın dininin, Kitabının kıyamet sabahına kadar payidâr olması, şehit kanlarıyla yoğrulan vatanımızı her türlü tasallut ve taarruzdan korumak için her an malını canını feda etmeye hazır olan bu aziz millet, meyveli bir hurma ağacı, dalları göklere uzanan, gölgesinde mağdur ve mazlum insanların barındığı bir çınar gibidir.
Bu millet kendine gelip güçlendikçe, verimli bir hurma ağacı gibi meyveleri çoğaldıkça, ulu bir çınar gibi dalları bulutlara ulaştıkça düşmanları çoğalacak, taş atanı artacak, bu milleti yok etmek için gece gündüz plân kuran hasımları bir araya gelecektir.
Devletin başında bulunanlar güçlü bir devlet, güçlü bir millet olmak için yapılması gereken her işi yapmak, alınması gereken her tedbiri almakla mükellefken,  biz de bu aziz milletin birer ferdi olarak dostumuzu düşmanımızı tanımak, vatanımız, memleketimiz ve milletimiz için üzerimize düşen her türlü vazife ve vecibelerimizi yerine getirmek mecburiyetindeyiz.
Bu vazife ve vecibeler arasında yerine getirmemiz gereken en kolay işlerden birisi de ellerimizi açıp Hz. Allah'a dua etmek, vatanımızın, milletimizin mâruz kaldığı her türlü tehlikeden, fitne ve fesattan, tarruz ve tasalluttan koruması, himaye etmesi için yüce Rabbimize ilticada bulunmaktır.
Huzuruna çıkan, kapısını çalanları boş çevirmeyecek kadar lütuf ve kerem sahibi olan Rabbimize fırsat mevsimi olan müstesna gün ve gecelerde ellerimizi ve gönüllerimizi açalım ki bu mübarek ve mukaddes ağacın dalları sallanmasın, meyveleri dökülmesin, hain eller uzanmasın, haydut ve hırsızlar musallat olmasın, dalları, yaprakları bütün çaresiz, kimsesiz, mazlum ve masum insanların imdadına ulaşsın!
Receb ayında başka neler yapmalıyız?
        Receb ayının hiç değilse başında, ortasında ve sonunda üçer gün oruç tutmaya çalışmalı, bu ay Cenâb-ı Hakka mahsus bir ay olduğu için Zât-ı İlâhî'den bahseden İhlâs Suresini çok okumalı, bir ay boyunca, her gün en az 11 İhlâs-ı Şerif okumayı adet haline getirmeli, Kelime-i Tevhid, istiğfar ve Salavât-ı Şerife okumak ihmal edilmemelidir.
Bu müstesna günlere hususî bir alâka göstermeli, günlük ibadetlerimizi daha bir huzû' ve huşû' ile eda etmeye çalışmalı, farz olan ibadetlerimizi yerine getirmekte daha bir titiz davranmalı, nafile namaz ve oruçla, tehlil ve tesbihle Rabbimize vuslat kapısının eşiğini aşındırmalı, O'nun yakınlığını kazanabilmek için, yapabileceklerimizin azamisini yapmaya çabalamalıyız.
        Muhtaç durumda olanlara yardım edilmeli, öksüz ve yetimlerin gönlü alınmalı, Büyüklerimize hürmet ve saygı, küçüklerimize şefkat ve sevgi göstermeli, yaşlıların hayır duası alınmalı, yakın ve uzak akrabalarla, arkadaşlarımız ve gönül dostlarımızla irtibat kurup hal ve hatırları sorulmalı, dertleriyle hemhal olunmalı.
Kısaca bu aydan kazançlı çıkmak için uyanık olmalı, gaflet göstermemeli, lâkayd davranmamalı, kabımızı açıp, meccanen dağıtılan Afv-ı İlâhî, Rahmet-i İlâhî, Füyuzât-ı İlâhî'den istifade etmeye bakmalıyız.
NOT:
Receb-i şerîfin ilk Perşembeyi Cumaya bağlayan akşamı (yarın gece) Regâib Gecesi'dir. Bu gece oruçlu olarak karşılanmalıdır, yani Perşembe günü (mümkünse,) oruç tutulmalıdır. Regâib gecesinde yapılması tavsiye edilen ibadetleri inşâallah yarın yazmaya çalışacağız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar