Ramazan Ayının Fazileti
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

Ramazan Ayının Fazileti

25 Haziran 2015 - 22:01

            Yüce Rabbimiz:
"O ramazan ayı ki, insanları irşad için hak furkanı, (Hak ile batılı ayıracak olan) hidayet delili beyyineler halinde Kur'an onda indirildi." (Bakara sûresi: 285) meâlinde ki âyet-i kerimede yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerim'in Ramazan ayında indirildiğini beyan, kendisinde Kur'ân-ı Kerim'in indirilmesiyle Ramazan ayının faziletli kılındığına işaret buyurmuştur.
           Ramazan kelimesi ile alâkalı olarak tefsir kitaplarımızda iki görüşten bahsedilmektedir.
           1. Ramazan Hz. Allâh'ın c.c. isimlerinden bir isimdir. O halde Şehr-i Ramazan demek, Şehrullâh (Allâh'ın ayı) demektir. Bu görüşü te'yid sadedinde Peygamber efendimizin:  ''Ramazan geldi, Ramazan gitti demeyiniz. Ramazan ayı geldi, Ramazan ayı gitti deyiniz. Çünkü Ramazan Hz.Allâh'ın c.c. isimlerin den bir isimdir.'' Buyurduğu rivayet edilmiştir.
2. Ramazan, Receb ve Şa'ban gibi bir ayın ismidir.
           Ramazan kelimesinin iştikakı (kökü) haususunda ise değişik görüşler vardır.
           1. Ramazan kelimesi, yaz sonunda, güz mevsiminin öncesinde yağıp, yeryüzünü tozlardan temizleyen yağmur manasına gelen 'Erramda'ü' kelimesinden alınmıştır. Bu yağmurun yer yüzünü yıkadığı gibi Ramazan ayı da iman ehlinin bedenlerini günahlardan yıkayıp, kalblerini temizlediği için bu isimle isimlendirilmiştir.
           2. Ramazan ,güneşin hararetinin şiddetinden taşların çok fazla kızması  manasına gelen ' Ramad'dan alınmıştır. Çok kızgın yere de 'Ramada'ü' denir. Binaen aleyh Ramazan, yanmak manasını ifade eden 'Ramda'dan  gelen 'Ramada' fi'linin masdarıdır. O halde bu mübarek ayda açlık, susuzluk hararetinden ızdırap çekilir veya oruç harareti ile günahlar yakılır. Buna işaret eden Peygamber efendimiz de: "Ramazan ayı Hz. Allâh'ın kullarının günahlarını yakıp, yok etiği için bu ad ile isimlendirilmiştir.'' Buyurmuşlardır.
           Ramazan kelimesinin daha başka manalara da geldiği tefsir kitaplarında anlatılmaktadır.
           Bu ayın en büyük hususiyeti, Hz.Allâh c.c. tarafından Hz. Cebrail a.s. va sıtasıyla Peygamber efendimize, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'in bu ayda indirilmesidir.
Ayrıca bin aydan hayırlı Kadir gecesinin bu ay içinde bulunması, Teravih namazı gibi mükâfatı bol bir ibadetin bu aya mahsus olması ve Ümmet-i Muhammed'in mahza topyekün Hz. Allâh'ın affına, mağfiretine, rahmetine nail olması Ramazanı şerifin fazilet ve değerinin ne kadar büyük olduğunun ifadeleridir.
           Bu günkü yazımızı Ramazan ayında oruç tutmanın faziletini en muazzam şekilde ifade eden bir Hadisi Şerif ile bitirelim:
            "Ademoğlunun her amelinin karşılığı olarak on mislinden yediyüz misline kadar sevap verilir. Hz.Allâh, c.c.:
"Ancak oruç hariç. O benim içindir. Onun mükâfatını ben veririm. Oruçlu cinsî arzusunu, yemesini, içmesini benim için terk eder.'' buyurmuştur.Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri iftar zamanında, biri de Rabbine kavuştuğundadır.Şüphesiz oruçlunun ağız kokusu Hz. Allâh c.c. katında misk kokusundan daha güzeldir."
            İbni Hacer el-Asgalanî Hazretleri, "oruç benim içindir, onun mükâfatını ben veririm''cümlesinin şerhinde bizim için şu sevindirirci görüşlere yer vermiştir.
           1. Oruçtan başka yapılan bütün ibadetlerde riya olur, orucun (kavlî, sözle alâkalı tarafında riya olabilirse de) amelî tarafında riya olmaz. Çünkü bir kimsenin gerçekten oruç tutup tutmadığını Hz.Allah'dan başka kimse bilmez.
           2. "Onun mükâfatını ben veririm.''  Sözünden maksat, ''kulumun tuttuğu orucun sevabınının miktarını ve hasenâtını kaça katlayacağımı yalnız ben bilirim'' demektir.
           3. "Oruç benim içindir'' demek, ''kullarımın yerine getirdiği kulluk vazifelerinin, ibadetlerinin bana en muhabbetli olanı ve benim yanımda ilk önde geleni oruçtur'' demektir.
           4. Burada ki izafet (Hz. Allâh'ın orucu kendi zatına izafe etmesi ) teşrif (şereflendir mek) va tâzîm (ululamak) izafetidir. Bütün evler Hz. Allah'ın olduğu halde "Beytullah'' (Hz. Allah'ın evi) dendiği zaman Hz. Allah'ın tâzım ettiği, şereflendirdiği Kâbe-i Muazzama anlaşılır. Bunun gibi yüce Rabimiz orucu da kendisine izafe etmekle (oruç benim içindir buyurmakla) ona çok ulvî bir şeref bahşetmiştir.
           5. Yememek, içmemek ve şehevî ihtiyaçlardan uzak olmak Hz.Allah'ın sıfatlarındandır. Oruç tutan Müslüman Hz.Allah'ın c.c. sıfatlarına muvafık olan orucu tutarak Hz. Allah'a c.c. yaklaşınca Hz.Allah c.c. onu kendisine izafe etmiştir.
           6. Yememek, içmemek ve şehevî arzulardan uzak olmak aynı zamanda Meleklerin vasıflarındandır. Kul oruç tutup Ramazanı şerifin füyuzâtından kâmil mânada istifade ettiği zaman beşeri hudutları aşarak Meleklerin makamlarına ulaşır.
           7. Oruç sırf Hz.Allah'a c.c. mahsus bir ibadet olup, kul için kendisinde bir haz, bir hisse yoktur. Yâni; diğer ibadetlerde olduğu gibi oruç tutan kimseyi ''ne güzel oruç tutuyorsun'' diye insanların öğmesi bahis mevzuu değildir.
           8. Hz. Allah'dan başka hiçbir kimseye hiçbir zaman oruç tutarak ibadet edilmemiştir.
           9. Kıyamet gününde bütün ibadetler kul borcuna karşılık verilirken, Hz.Allah c.c. için tutulan orucun bunun dışında tutulacağı rivayet edilmiştir.
İmamı Beyhaki'nin rivayetinde; Süfyan bin Uyeyne'den rh.a. yukarıda ki Kudsî Hadis sorulunca O şöyle demiştir:
''Kıyamet günü olduğu zaman Hz.Allah c.c. kulunu hesaba çeker ve üzerinde bulunan kul borçlarını amelinin sevabı ile öder. Hiçbir ameli kalmaz, yalnız oruç kalır. Geri kalan kul borçlarını Hz. Allah üzerine alır ve kulunu (Salih amel olarak kendisine kalan) orucu sebebiyle cennete koyar."
           10. Oruç yalnız Hz.Allah c.c. ile kul arasında, kimsenin vâkıf olamayacağı bir ibadet olunca, ihlâs elde edilmiş olur. İhlâs hususunda ise İbni Arabî hazretlerinin ''Müselselât'' isimli kitabında şu Hadisi Kudsî zikrolunmuştur:
''Hz.Allah c.c. buyurdu ki ; İhlâs benim sırlarımdan sevdiğim kulumun kalbine yerleştirdiğim öyle bir sırdır ki , ona Melek muttalî (vâkıf) olamaz ki yazsın, şeytan muttali olamaz ki ifsad etsin.''

Son Yazılar