Şevval Ayında Oruç Tutmak ve Namaz Kılmak! (1)
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

Şevval Ayında Oruç Tutmak ve Namaz Kılmak! (1)

22 Temmuz 2015 - 12:55

           Ramazan ayının bütün benliğimizi, bütün hücrelerimizi kuşatan tarifi kâbil olmayan atmosferinden, manevî haz ve füyuzâtından uzaklaşmadan, bu kudsî aydan istifade ettiklerimize, kazandıklarımıza manevî kâr ve kazançlar eklemek için bir şeyler yapmalıyız.
            Bir taraftan, üzerimize farz kılınan kulluk vazifelerimizi, mükellef bulunduğumuz ibadetlerimizi yerine getirmeye çalışırken, diğer taraftan fırsatı ganimet bilip Peygamber efendimiz tarafından yerine getirildikten sonra, ümmetine tavsiye edilen nâfile namaz ve nâfile oruçlarla da Hz. Allah'a yaklaşmaya çalışmalıyız.
Bazı gün ve gecelerde uyanık olmalı, gaflet etmemeli, böyle hususî günler, geceler ve aylarda efendimizin bizden yapmamızı, ecir ve mükafâtını haber vererek yerine getirmemizi istediği ibadetleri ifa etmekte, namazları kılmak, oruçları tutmakta tembellik yapmamalı, nefsimize ve şeytana fırsat vermemeliyiz.
 Hz. Allah'ın, Müslüman kullarına bahşettiği onca rahmet, bereket ve mağfiretinden sonra, Ramazan ayının hemen arkasından gelen Şevvâl ayı da Peygamber efendimizin kendisinde oruç tutulmasını ve namaz kılınmasını tavsiye ettiği hususî aylardandır.
            Ramazan ayının ikliminden uzaklaşmadan, Şevvâl ayında altı gün oruç tutmakla hem Peygamber efendimizin tavsiye ettiği bir sünnetini yerine getirmiş, hem de çok büyük bir manevî kazanç elde etmiş oluruz.
            İçerisinde bulunduğumuz Şevval ayında öncelikle, Ramazan ayında her hangi bir mazeretle tutamadığımız orucumuz varsa onu kazâ etmeli, üzerimize farz olan borcumuzu ödemeli, Ramazan ayında tutamadığımız orucumuzu sıhhatimiz elveriyorsa, daha fazla geciktirmeden tutmalıyız.
Peygamber efendimiz, Şevval ayında altı gün oruç tutulmasını tavsiye etmiştir.
            Peygamber efendimizin âzadlı kölesi Hz. Sevbân'ın r.a. rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte Rasûlüllah s.a.v. şöyle buyurmuştur:
            "Kim Ramazan bayramından sonra (Şevvâl ayında) altı gün oruç tutarsa, senenin tamamını oruç tutmuş gibi olur." "Kim bir iyilik yaparsa, o kimse için bunun on katı vardır.(En'am  Suresi: 160)"
            "Hz. Allah bir iyiliğe on katını vermiştir. Buna göre, Ramazan orucu on aya, bayramdan sonra tutulan altı gün oruç da iki aya mukâbil olur ki, böylece bir sene oruç tutulmuş olur."
            Hz. Abdullah b. Ömer'den r.a. rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte de Peygamber efendimiz:
            "Kim Ramazan orucunu tutar, sonra onun peşinden, (Ramazan ayında tuttuğu orucuna) Şevvâl ayından da altı gün (oruç) eklerse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur." Buyurmuştur.
            Bu altı gün oruç, bayramdan hemen sonra, ara vermeden tutulabileceği gibi, Şevvâl ayı içerisinde değişik günlerde ara verilerek de tutulabilir.  Yalnız, kamerî ayların 13, 14 ve 15nci günleri olan 'Eyyâm-ı Biyz'ı da içine alacak şekilde veya Pazartesi ve Perşembe günleri tutmak daha güzel, mükafâtı daha fazladır. Zira Peygamber efendimiz, Eyyâm-ı Biyz'da ve Pazartesi, Perşembe günlerinde oruç tutar, oruç tutmayı tavsiye ederdi.
            Hz. Abdullah b. Kudâme r.a. babasının şöyle dediğini rivayet ediyor:
            Rasûlüllah s.a.v. bize, her ayın 13, 14 ve 15nci günleri olan 'Eyyâm-ı Biyz' da oruç tutmayı emreder ve:
"Bu günlerde oruç tutmak, bir ömür boyu oruç tutmak gibidir." Buyururdu.
            Hz. İbn-i Abbâs'ın r.a. rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de peygamber efendimiz:
"Sabır ayı (Ramazan) orucu ve her aydan üç gün oruç tutmak, göğsün vahar'ını (kin, gayz, öfke, düşmanlık, vesvese, hile, sinirlenme) giderir." Buyurmuştur.
            Pazartesi ve Perşembe günlerinde tutulacak oruçla alâkalı olarak da, Hz. Ebu Hüreyre'den r.a. rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte Rasûl-i Ekrem efendimiz şöyle buyurmuştur:
            "Ameller Hz. Allah'a Pazartesi ve Perşembe günleri arz edilir. Bunun için ben, amelimin Hz. Allah'a oruçlu iken arz edilmesini sever,( bunu arzu eder) im."
            'Eyyâm-ı Biyz' beyaz, parlak günler demektir ki, bu günlere, gündüz güneşle, gece de dolunayla 24 saat aydınlık olmasından dolayı eyyam-ı biyz denmiştir.
            Ayrıca, Hz. Ali'nin r.a. ve Hz. Abdullah b. Abbâs'ın r.a. rivayetine göre; Hz. Âdem a.s. cennetten çıkarılıp yeryüzüne indirilince, güneşin yakması neticesinde vücudu siyahlaştı. Hz. Cebraîl'in:
"Ya Âdem! Vücudunun beyazlaşıp eski haline dönmesini istiyor musun?" sorusuna Hz. Âdem'in a.s.: "Evet!" demesi üzerine, Cebraîl a.s. Hz. Allah'ın vahyini tebliğ ederek:
            "O halde, ayın 13, 14 ve 15nci günlerinde oruç tut!" dedi. Hz. Âdem a.s. bu günlerde oruç tuttu. Birinci gün oruç tuttuğunda vücudunun üçte birisi, ikinci gün, üçte ikisi, üçüncü gün oruç tuttuğunda ise vücudunun tamamı beyazlaştı. Bu sebepten dolayı bu günlere 'Eyyâm-ı Biyz' Beyaz günler diye isim verildi.

Son Yazılar