Sıcak Günlerde Oruç tutmak ve Peygamber Efendimizden Bir Hadîs-i...
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

Sıcak Günlerde Oruç tutmak ve Peygamber Efendimizden Bir Hadîs-i Şerif…

24 Haziran 2015 - 15:59

Sıcak Günlerde Oruç tutmak ve Peygamber Efendimizden Bir Hadîs-i Şerif…

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden âzad olmak, kurtulmak olan Ramazan ayının ilk on gününü, yani Hz. Allah’ın rahmetinin gökten sağanak halinde aktarıldığı günlerin büyük kısmını geride bırakmış bulunuyoruz.

            Lihikmetin senenin bütün günlerini, her mevsimi dolaşan Ramazan ayı, birkaç senedir olduğu gibi bu sene de sıcak günlerde kapımızı çalmıştır.

            Yazın sıcak ve uzun günlerinde oruç tutmak, kışın serin ve kısa günlerine göre daha zahmetli, daha meşakkatlidir. Fakat bilinmelidir ki, yapılan bir iş, bir ibadet ne kadar zahmetli ise mükâfatı da o kadar boldur. Zira Peygamber efendimiz:

            “Amellerin en faziletlisi, en zahmetlisidir.” Buyurmuştur.

            Sıcak günlerde oruç tutmanın karşılığını ise Hz. Ebû Mûsâ’l-Eş’arî’den r.a. rivayet edilen bir Hadîs-i Şeriflerinde Peygamber efendimiz şöyle haber vermiş, böyle zor günlerde oruç tutan ümmetini şöyle müjdelemiştir:

            “Hz. Allah, kendi Zât-ı Akdes’i üzerine hükmetti, kararlaştırdı ki: Kim, harâretli, çok sıcak bir günde Allah rızası için, nefsini susuz bırakır (oruç tutar) sa, o kimseyi kıyâmet gününde suya kandırması İzzet ve Celâl sahibi olan Allah’a hak olur, (yani mutlaka o kulunu suya kandırır).”

            Susuzluğun dayanılmaz hale geldiği, sıcaktan insan beyninin kaynadığı kıyamet gününde su bulmak, harâreti giderip ebedî bir serinliğe sebep olacak suya kavuşmak için, sıcak günleri ganimet bilmeli, Ramazan’ın tarifi zor atmosferini afâkî ve enfüsî bütün varlığımızla dakika dakika yaşamaya gayret etmeliyiz.

            Kaldı ki, oruç tutamayacak kadar hasta ve yaşlı olan kimselerin, oruç tutmaları mümkün olmayan kadınların oruç tutmamaları için Yüce Rabbimiz ruhsat vermiş, bu durumda olan insanların bir kısmının oruç tutabilecekleri başka bir zamanda oruç tutmalarına, Ramazandan sonra bir daha oruç tutmalarına imkân olmayanların ise, tutamadıkları oruçlarının karşılığında fidye vermelerine müsâade etmiştir.

            Yazımı, sözlerin en doğru ve en güzelini söyleyen Peygamber efendimizin Ramazan ayını, bu ayda yapılacak olan amellerin mükâfatını şümullu bir şekilde anlatan, bir Hadîs-i Şerifi ile tamamlamak istiyorum.

            Hz. Selmân-ı Fârisî’den r.a. rivayet ediliyor: Hz. Selmân r.a. şöyle anlatıyor:

            Rasûlüllâh s.a.v. Şaban ayının son gününde bize hitâp ederek şöyle buyurdu:

            “Ey insanlar! Sizi büyük ve mübârek bir ay gölgeledi. O öyle bir aydır ki, o ay içinde bin aydan hayırlı olan bir gece (Kadir gecesi) vardır. O, Hz. Allah kendisinde oruç tutmayı farz, gece ibadetini nâfile kıldığı bir aydır.”

            “Kim bu ayda hayırlı bir haslet ile (farz olmayan güzel bir iş yaparak) Hz. Allah’a yaklaşırsa, diğer aylarda bir farzı yerine getirmiş gibi olur. Bu ayda bir farzı yerine getiren kimse ise diğer aylarda yetmiş farzı yerine getirmiş gibi olur.”

            “Bu ay sabır ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ayda mü’minin rızkı artırılır.”

“Bu ayda kim bir oruçluya iftar ettirirse, bu günahlarının bağışlanmasına, cehennemden âzad olmasına sebep olur. (İftar ettirdiği) oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin onun sevabı kadar sevap alır.”

            Peygamber efendimizin bu sözleri üzerine orada bulunan Sahâbe-i Kiram:

            “Ya Rasûlellâh! Hepimiz, oruçluyu iftar ettirecek durumda değiliz!” dediler. Onun üzerine Peygamber efendimiz şöyle buyurdu:

            “Hz. Allah bu sevabı, oruçluyu bir hurma veya bir içim su yahut bir tadım süt ile iftar ettirene de verir.”

            “Ramazan ayı, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden âzad edilmek olan bir aydır.”

            “Bu ayda kölesinin (hizmetçisinin, işçisinin) yükünü hafifleteni, Hz. Allah bağışlar ve cehennem ateşinden âzad eder”

“Bu ayda şu dört hasleti çokça yapınız. Bunların ikisini yapmakla Rabbinizi razı eder, (O’nun rızasını kazanır), diğer ikisini yapmaktan da müstağni olmaz, (her zaman bunlara muhtaç olursunuz).”

“Rabbinizin rızasını kazanacağınız iki haslet şunlardır:

1. Hz. Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığına şehâdet getirmek. (Kelime-i Şehâdet’i çokça söylemek.)

2. Hz. Allah’a istiğfar etmek, O’ndan günahlarınızın bağışlanmasını talep etmektir.

Her zaman muhtaç olacağınız iki haslet ise:

1. Hz. Allah’tan cenneti istemek,

2. Cehennemden O’na sığınmaktır.”

“Kim, bir oruçluya su verir, susuzluğunu giderirse, Hz. Allah da o kimseye benim havzımdan öyle bir şerbet içirir ki, cennete girinceye kadar bir daha susamaz.”

Son Yazılar