Terâvih Namazı
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

Terâvih Namazı

26 Haziran 2015 - 22:22

            Geçen sene Ramazan ayının ilk günlerinde Terâvih Namazı ile alâkalı olarak yazmış olduğum yazımı olduğu gibi aktarıyorum.
           Terâvih namazı Ramazan ayına mahsus sünnet-i müekkede bir namazdır. Terâvih, kelime olarak ''Terviha '' kelimesinin cem'i (çoğulu) dur. Terviha: bir müddet istirahat etmek manasına gelmektedir. Terâvih namazının her dört rek'atını kılıp selam verdikten sonra bir müddet oturulduğu için Terâvih Namazına bu isim verilmiştir.
           İmam-ı Buhari'nin, Hz. Zeyd bin Sabit'ten r.a. rivayetine göre; Peygamber efendimiz Ramazan- ı şerifte i'tikâf için Mescid-i Nebevi'nin içinde hasırdan bir hücre yaptırdı. Ramazan-ı şerifin son on gecesinde buradan çıkarak, birkaç (iki veya üç) gece cemaatle hem yatsı, hem de terâvih namazını kıldı.
Daha sonra Peygamber efendimiz, kendisiyle birlikte Teravih namazı kılmak üzere, Sahâbe-i Kiramdan birçok kimsenin kendisine katıldığını görünce bir gece yalnız yatsı namazını kıldırıp bu hasırdan yapılan hücresine (odasına) çekildi, terâvih namazı kıldırmak için, Sahâbe-i Kiram'ın yanına çıkmadı.
Rasûlüllâh'ın hücresinde sesi duyulmayınca onun uyuduğunu zanneden Eshab-ı Kiram'dan bâzıları, Peygamber efendimiz uyansın ve Terâvih namazı için çıksın diye öksürmeğe başladı.(Kendilerinin Teravih namazı için hazır olduklarını haber vermek için yüksek sesle tesbih ettiler, hata bazıları Peygamber efendimizin istirahat uykusunda olduğunu zannederek bir taş parçası alıp Rasûlüllâh'ın hâne-i saâdetinin kapısını tıkırdatmıştı.) Bunun üzerine efendimiz hücresinden çıkıp, kendisini bekleyen Sahâbe-i Kirama hitap ederek buyurdular ki;
 ''Cemaatle teravih namazı kılmak hususunda sizde gördüğüm bu istek ve iştiyak devam etmektedir. (Yaptığınızı gördüğüm şu işi (Teravih namazını cemâatle kılmaya olan arzunuzu (görüp) beğendim.) Not: Bir başka rivayette bu ilave vardır.
Fakat cemaat halinde bu ibadete devam ederken terâvih namazının (Hz. Allah tarafından) farz kılınmasından, farz kılındıktan sonra da hepinizin bu namazı cemaatle edâ etmeye gücünüzün yetmemesinden korktum. Ey insanlar bu namazı evlerinizde kılınız. Farz namazlardan başka (sünnet ve Nafile) namazları kişinin evinde kılması daha faziletlidir.''
           Peygamber efendimizin zamanında ve ondan sonra Hz. Ebu Bekir'in r.a. hilâfeti döneminde ve Hz. Ömer'in r.a. hilafet döneminin bir kısmında teravih namazı münferit olarak kılınmağa devam edildi. Daha sonra cemaatle de kılınmağa başlandı.
           Hz. Ömer'in r.a. Beytülmâl (maliye) emini olan Hz. Abdurrahman b. Abdü'l- Kâri' r.a. Demiştir ki;
Bir ramazan gecesi Hz. Ömer r.a. ile mescide çıkmıştık. Mescidde halk kendi başına ve ayrı ayrı terâvih namazı kılıyordu. Kimi de namaz kılarken arkasında bir kısım insanlar ona uyuyordu. Bu durumu gören Hz. Ömer r.a.:
 ''Öyle zannediyorum ki, bunları bir imam arkasında toplarsam daha güzel olacak,''buyurdu. Gerçekten de azmetti, ertesi gün Hz. Übey İbni Kâ'b'ı r.a. terâvih imamı tâyin edip, cemaati onun arkasında topladı. Böylece terâvih namazı cemaatle kılınmağa başlandı.
Sonra bir gece Hz. Ömer'le r.a. mescide çıkmıştım. İnsanlar Hz. Übey r.a. ile beraber namaz kılıyordu. Hz. Ömer r.a. halkın büyük bir vecd ile namaz kıldıklarını görünce;
''Bu ne güzel bir adet oldu. Fakat namazlarını gecenin sonuna erteleyip, şu anda uyuyanların (kılacakları Teravih) namazı şimdi kılanların namazından daha faziletlidir.''buyurdu. (O anda terâvih namazı kılanlar, namazlarını) gecenin ilk saatlerinde kılmakta idiler.
           Yine Hz. Ömer r.a. erkeklere Hz. Übey'i r.a. terâvih imamı tâyin ederken, kadınlara da terâvih namazı kıldırmak üzere Hz. Süleyman ibni Ebi Hasme'yi r.a. vazifelendirdi.
Hz. Osman r.a. ise, Halifeliği döneminde erkekleri de kadınları da bir arada toplamış, ayrı ayrı namaz kılmalarına lüzum görmemiştir. Tabii ki teravih namazının cemaatle kılınmasına devam edilmiştir. Hem de Hz. Ömer r.a. zamanında kılındığı gibi yirmi rek'at olarak, her rek'atte yaklaşık yüzer âyet okunarak ve kıyamın uzamasından dolayı asâya dayanarak terâvih kılındığını Beyhakî, Hz. Saib'den r.a. rivayet etmiştir.
           Hz. Ali r.a. halkı, cemaatle terâvih namazı kılmağa daimâ teşvik etmiş ve:
 ''Ömer r.a. mescidlerimizi terâvih namazının feyziyle nasıl nurlandırıp şereflendirdi ise Hz. Allah da c.c. onun kabrini öyle nurlandırsın!'' diye dua etmiştir.
           Hz. Ebu Hureyre r.a. diyor ki:
Rasülüllah s.a.v. efendimiz, farz olduğunu emretmeksizin Terâvih namazını kılarak ramazan gecelerini ihya etmeyi teşvik eder ve:
 ''Her kim Hz. Allah'ın c.c. vereceği sevaba inanarak ve mükâfatını umarak Ramazan gecelerini ihya ederse, (Teravih namazını kılarsa) geçmiş (te işlemiş olduğu) günahları bağışlanır.'' buyururdu.
           Bu ve benzeri Hadisi Şerif'lerden anlaşıldığına göre, Ramazan ayına mahsus bir ibadet olan Terâvih namazının mânevi hazzı yüce, ecri ve mükâfatı çok fazladır.
           Teravih namazı hem erkekler, hem de kadınlar için Sünneti Müekkede'dir. Yirmi rek'at olması ve cemaatle kılınması (yukarıda anlattığımız gibi) Hz. Ömer'in ictihadı ve Eshâbı Kiram'ın icmâ'ı ile r.a. sabittir. Teravih namazının Mescidi Nebevi'de cemaatle yirmi rek'at olarak kılınmasına Eshabı Güzîn'den hiç kimse karşı çıkmamıştır.
           Peygamber efendimiz:
 ''Siz benim sünnetime ve benden sonra Halifelerimin sünnetine uyunuz, onların sünnetine uymak vaciptir.'' Buyurarak Hulefâyi Raşidîn' in uygulamalarının, yaptıkları icraatların kendi sünneti gibi sünnet olduğunu ifade buyurmuştur.
Bu hususta değişik düşünen kardeşlerimizin mânevi yıkıma uğramamaları için hiç değilse, Kitab ve Sünnet gibi edillei Erbaa (dört delil) ya dâhil olan İcma-ı ümmet ve Kıyas-ı fukâhâ'ya karşı çıkmamalarını, bin dört yüz senedir Müslümanların yaşadıkları İslâm'a ters düşen ifadelerde bulunarak sırf dikkat çekmek pahasına Müslümanların nezih ve berrak itikatlarını bulandırmaktan uzak durmalarını tavsiye ederiz.
           Burada İmam-ı Âzam Ebu Hanife'nin (Rahmetullâhi aleyh) kuvvet ve kat'iyyet ifade eden bir sözünü nakledelim:
İmam-ı Ebu Yusuf, hocası Ebu Hanife Hazretlerine Teravih namazının hükmünü ve Hz. Ömer r.a. tarafından nasıl bir delile dayanılarak yirmi rek'at olmak ve cemaatle kılınmak suretiyle ortaya konulduğunu sormuştu. Hocası İmamı Âzam Hazretleri de bu soruya cevap olmak üzere şöyle demiştir:     
"Teravih namazı kılmak, şüphesiz bir sünnet-i müekkededir. Hz. Ömer r.a. bu namazın cemaatle yirmi rek'at kılınmasını ne zatî ictihâdı ile kendi tarafından çıkarmıştır, ne de asrı saâdet'te uygulanmayan dinî bir emri ortaya koymuştur. Hz. Ömer r.a. bunu elbette kendince ma'lum olan şer'î bir asla ve peygamber efendimizin bir vasıyyetine dayanarak emretmiştir.''
           Teravih namazı cemaatle mescidde kılınınca en büyük hususiyeti de Cum'a namazı gibi Müslümanları bir araya toplaması ve inanan insanlar arasında cemaat ruhunu te'sis etmesi olur.
           Biraz da Teravih namazının ameli yönü üzerinde duralım.
           Teravih namazını ikişer rek'at olarak kılmak, her iki selamdan sonra bir müddet oturmak, bu arada efendimize salât ve selâm getirmek en güzel şeklidir. Bu gün memleketimizde ki uygulama dört rek'atte bir selamla kılınması şeklindedir. İstenirse altı, sekiz ve daha fazla rek'at olarak, bir selâmla da kılınabilir. Yalnız bu şekilde kılınan Teravih namazında dikkat edilecek husus, her iki rek'atte bir oturmak, tahıyyâttan son ra 'Allâhümme salli ve Allâhüme barik' Duâlarını, ayağa kalkınca da 'Sübhaneke ve Eûzü besmele'yi'' okumaktır..
           Teravih namazının vakti yatsı namazından sonra olup, yatsı namazı kılınmadan teravih kılınmaz. İmama Yatsı namazında yetişemeyen kimse (imam teravih kıldırıyorsa bile) önce yatsı namazını kılar, sonra imama uyarak teravih namazına devam eder.
           Yatsı namazından önce teravih namazı kılınamaması ile alâkalı Hanefi Fakîh'lerinden İmamı Natıfî'nin şöyle bir fetvâsı vardır:
           Cemaate bir imam abdestsiz olduğunu unutarak yatsı namazını kıldırsa, sonra başka bir imam abdestli olarak teravih namazını kıldırsa, daha sonra yatsı namazını kıldıran imamın abdestsiz olduğu öğrenilse, hem yatsı, hem de teravih namazı yeniden kılınır.
           Hz. Allah c.c. kıldığımız ve kılacağımız namazlarımızı, tutuğumuz ve tutacağımız oruçlarımızı dergâh-ı izzet'inde kabûle şâyân kılsın!

Son Yazılar