Tesbih Namazı (1)
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

Tesbih Namazı (1)

02 Temmuz 2015 - 11:22

            Tesbih kelimesi lügatte "suda hızlı yüzüp mesafe almak" manasına gelen "sebh, sibâha" kökünden gelmekte olup Hz. Allah'ı, her türlü eksik ve noksan sıfattan tenzih, kemâl sıfatlarla vasıflandırmak, ululamak demektir.
            Sübhânellâh demek, "Ya Rabbî! Seni, Zât-ı Ulûhiyetinle bağdaşmayan her türlü noksan ve eksik sıfatlardan tenzih, kemâl sıfatlarla tavsif ederim, anarım, zikrederim."Demektir.
            Tesbih namazı ise, içerisinde tesbihin çokça geçtiği bir namaz demektir ki, çeşitli yolardan bize kadar gelen rivayetlere göre, dört rek'at olarak kılınan bu namazın içinde üç yüz defa,"Sühhânallâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" dendiği için bu namaza tesbih namazı denmiştir.
            Tesbih namazı Peygamber efendimiz tarafından, kılınması, her Müslümanın hiç olmazsa ömründe bir defa mutlaka kılması tavsiye edilen nâfile bir namazdır.
            Tesbih namazı ile alâkalı Hadîs-i şerifler, Ebû Dâvud, Tirmizî ve İbn-i Mâce'nin Sünenleri gibi sahih hadis kitaplarında yer almıştır.
            Ayrıca, Dârekutnî, Hatîb-i Bağdâdî, Süyûtî ve başkaları gibi İslâm dünyasında asırlardan beri isimleri yâd edilen birçok İslâm âlimi tarafından hakkında irâd edilen hadîs-i şeriflerin bir araya getirilerek müstakil risaleler kaleme alınması da tesbih namazının ehemmiyetini anlatmaya yetecektir.
            Hadis kaynaklarında,Tesbih namazı hakkında on iki sahâbî'den yapılan rivayetler yer almıştır.
            Hz. İkrime'den r.a. Hz. Abdullah b. Abbâs'dan r.anhümâ rivayet edilen hadîs-i şerifte Peygamber efendimiz amcası Hz. Abbâs'a r.a. şöyle buyurmuştur:
            "Ey Abbas! Amcacığım! Sana bir ita ve ihsanda bulunayım mı? Sana bir şey bağışlayayım mı? Sana ikram edeyim mi? Sana on haslet(in hatırlatmasını) yapayım mı? Eğer sen bu on hasleti yerine getirirsen Allah senin bütün günahlarını, öncekini-sonrakini, eskisini-yenisini, kasten ve hata ile yaptığını, gizli olanı, aşikâr yapılanı, küçüğünü- büyüğünü affeder, bağışlar.
"Bu on haslet şunlardır:
Dört rek'at namaz kılarsın, her rek'atında Fatiha suresini ve başka bir sure okursun. Birinci rek'atta kıraatı bitirdikten sonra, ayakta iken on beş defa: 'Sübhânellâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber (velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm)' dersin. Sonra rükû yapıp rükû'da iken aynı tesbihi on defa söylersin. Sonra başını kaldırıp, ayakta on defa söylersin. Sonra secdeye gider on defa orada söylersin. Birinci secdeden başını kaldırıp iki secde arasındaki oturuşta on defa söylersin. İkinci secdeye vardığında yine on defa ve başını secdeden kaldırınca da on defa söylersin. Böylece bir rek'atta yetmiş beş defayı tamamlamış olursun. Aynı şeyleri dört rek'atte de yapar (tekrarlar)sın.
"Ey amcacığım! Eğer her gün bu namazı bir kere kılmaya güç yetirebilirsen, bunu yap (her gün bu namazı kıl)! Buna güç yetiremediğin takdirde, her cuma bir kere kıl! Bunu da yapamazsan, her ay bir kere kıl! Ayda bir kere de kılamazsan, senede bir kere kılmaya çalış. Bunu da yapamazsan hiç olmazsa ömründe bir defa olsun kıl."(Sünen-i Ebî Dâvud 2/67, İbn-i Mâce 1/443)
Bu Hadîs-i şerifi Et'Terğîb ve't-Terhîb isimli kitabına alan Hâfız Münziri şöyle demiştir:
"Bu Hadîs-i Şerifi Taberânî de rivayet etmiş ve sonuna: '(Ey Amca!) Günahların deniz köpüğü veya Âlic sıradağlarının kumları kadar da olsa Hz. Allah onları bağışlar.' Cümlesini eklemiştir."
Hz. Abdullah b. Ömer r.anhümâ Peygamber efendimizin tesbih namazını Hz. Cafer b. Ebî Tâlib'e de r.a. tarif ettiğini rivayet etmiş ve şöyle demiştir:
"Rasûlüllâh s.a.v. Cafer b. Ebî Tâlib'i Habeşistan'a gönderdi. Oradan dönüp gelince boynuna sarıldı ve gözlerinin arasını öptü. Sonra da:
"Sana bir bağışta bulunayım mı? Seni sevindireyim mi? Sana bir hediye vereyim mi?..."buyurdu. Hz. Abdullah b. Ömer r.anhümâ bundan sonra hadîs-i şerifi yukarıda yer aldığı gibi zikretmiştir. (Et'Terğîb ve't-Terhîb 1/432)
Beyhakî'den, Ebû Cevzâ' yoluyla gelen bir hadîs-i şerifte, Peygamber efendimizin Hz. Abdullah b. Ömer'e da r.anhümâ tesbih namazını tavsiye ve tarif ettiği rivayet edilmiştir. (Et'Terğîb ve't-Terhîb 1/434)
Sünen-i Ebî Dâvud'da yer alan aynı rivayette Peygamber efendimiz Hz. Abdullah b. Ömer'e r.a. tesbih namazını tarif ettikten sonra şöyle buyurmuştur:
"(Ya Abdullah!) Sen, yeryüzünde yaşayan insanların en çok günah işleyeni bile olsan, kılacağın bu namaz sebebiyle günahların bağışlanır." (Sünen-i Ebî Dâvud 2/68)
Bu Hadîs-i Şeriflerin tamamında Peygamber efendimizin ifadeleri aynıdır. Yalnız Hz. Abdullah b. Abbâs'dan r.anhümâ rivayet edilen tesbih namazında Peygamber efendimizin, Hz. Abdullah'a namazı r.a. bitirip selam vermeden önce tavsiye ettiği bir dua vardır. Bu rivayet şöyledir:
Hz. Abdullah b. Abbâs'dan r..a rivayet edildi. Hz. Abdullah diyor ki:
Rasûlüllâh s.a.v. bana:
"Ey genç!  Sana ikram edeyim mi? Sana bir ihsanda bulunayım mı? Sana bir şey vereyim mi?" buyurdu. Ben:
"Evet, anam babam Sana fedâ olsun Ya Rasûlellâh!" dedim ve zannetim ki bana büyük bir mal verecek.
"Dört rek'at namaz kılarsın…" buyurdu. (Tesbih namazını tarif etti.) Sonunda şöyle buyurdu:
"Namazı bitirdiğin zaman, teşehhüdden (Ettehıyâtü'den) sonra, selam vermeden önce şöyle dua edersin:
"Allah'ım! Senden, hidayet ehlinin tevfikini (onlar gibi hidayete muvaffak olmayı), yakîn ehlinin amellerini, tevbe ehli gibi (tevbemde) samimî olmayı, sabredenler gibi kararlı ve sabit olmayı, haşyet ehli (Hz. Allah'tan hakkıyla korkanlar) gibi ciddi olmayı, korku ile ümit arasında olanlar gibi (Senden) istemeyi (Sana dua etmeyi), takva ehli gibi ibadet etmeyi, Senden hakkıyla korkmak için ilim ehli gibi irfan sahibi olmayı isterim."
"Allah'ım! Senden, öyle bir korku isterim ki, o korku Sana isyan etmeye engel olsun da ben Senin rızana (hoşnutluğuna) müstahak ve lâyık olacağım bir amel işleyebileyim. Senden korkarak, samimî bir şekilde Sana tevbe edebileyim. Sana olan muhabbetimden dolayı, Senin için olan nasihatte ihlaslı olabileyim. Bütün işlerimde Sana hüsn-i zanda bulunarak Sana tevekkül edebileyim."
"Nurun yaratıcısı olan Allah'ı tesbih ederim."
"Ya İbn-i Abbâs! Bunları yaptığın zaman Allah, günahlarının tamamını, küçüğünü, büyüğünü, eskisini, yenisini, gizlisini, aşikâr olanını, kasden ve hata ile yaptıklarını bağışlar." (Et'Terğîb ve't-Terhîb 1/434)
Buraya kadar nakletmeye çalıştığım hadîs-i şeriflerden anlaşılacağı üzere, Tesbih namazı Peygamber efendimizin yalnız amcası Hz. Abbâs'a r.a. tavsiye ve tarif ettiği hususî bir namaz değildir.
Ayrıca, sahih kaynaklar gözden geçirildiği zaman, Peygamber efendimiz tarafından kendilerine tesbih namazı kılmaları tavsiye edilen sahabelerin, bu namazı diğer Müslümanlara da tavsiye ettikleri, bu namazın Peygamber efendimizin sünneti olduğunu söyledikleri görülecektir.
Tesbih namazı nasıl kılınır, tesbih namazı ve diğer nafile namazlar cemâatla kılınabilir mi? İnşâallah onu da bir sonraki yazımızda anlatmaya çalışalım.

Son Yazılar