NUTUK'TAKİ TOKAT…
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

NUTUK'TAKİ TOKAT…

21 Aralık 2020 - 19:54

Tokat’ın, Atatürk’ün Büyük Nutuk’undaki yeri, tarihsel süreç içerisindeki rolünü de ortaya koyan önemli bir yerdir. Çeşitli vesileler ile 6 kez Atatürk’ün Büyük Nutuk’unda yer alan Tokat, Kurtuluş Savaşı ve sonraki yıllarda Mustafa Kemal'in çalışmalarına gerek coğrafi konumu, gerekse de Cumhuriyet ile gelen yeniliklere karşı gösterdiği ilgi nedeniyle büyük katkılar sağlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Nutuk'unda 6 kez yer alan Tokat'ın, hangi gerekçelerle Nutuk'ta yer aldığını şu şekilde özetleyebiliriz:

 

1) Sivas'taki Ali Galip Bey Olayı ve Nutuk'taki Yansıması

 

Mustafa Kemal Atatürk, Amasya Genelgesi'nin sonuçları doğrultusunda Sivas’ta toplanacak olan Büyük Kongre’nin hazırlık çalışmalarını yürütmek üzere Amasya’dan Tokat’a geldiği bir sırada, kendisiyle ilgili gelişmesi muhtemel olumsuz olayları önlemek maksadı ile bazı tedbirler almak zorunluluğu hissetmiştir.  Sivas Valisi Reşit Paşa aldığı emir ve Erkânı Harp Miralayı olan İstanbul Hükümeti’nin Harput valisi Ali Galip Bey’in teşvikiyle, Mustafa Kemal Paşa’yı tutuklamak üzere hazırlıklar yapmaktadır. Bu durumdan haberdar edilen Paşa, Tokat telgrafhanesini kontrol altına aldırmış ve Sivas’a gitmek için Tokat’tan çıkış saatini de 6 saat sonra bildirerek Sivas’taki planı bozmuştur. Bu konu, Nutuk’un birinci cildi, 54 ve 56. sayfasında şu şekilde yer almaktadır:

 

"…Ben, 26 Haziran sabahı karanlıkta arkadaşlarımla beraber otomobil ile Tokat’a gitmek üzere yola çıkacaktım. Birlik, kurulur kurulmaz, Tokat üzerinden Sivas’a doğru gönderilecek ve benimle bağlantı arayacaktı. Gidişimiz, hiçbir yere telle bildirilmeyecek ve elden geldiği kadar Amasya’da da açığa vurulmayacaktı. 26’da (Haziran) Amasya'dan yola çıktım. Tokat’a varır varmaz telgrafhaneyi göz altına aldırarak benim varışımın Sivas'a ve hiçbir yere bildirilmemesini sağladım. 26 - 27 gecesini orada geçirdim. 27’de Sivas’a doğru yola çıktım. Otomobille Tokat’tan Sivas’a aşağı yukarı altı saattir. Sivas Valisi’ne, Tokat’tan Sivas’a gelmek üzere yola çıktığımı bildiren açık bir tel yazdım. İmzada 'Ordu Müfettişliği' unvanını kullanmıştım. Telde, özel bir düşünce ile yola çıkış saatimi bildirmiştim. Ama bu telin ayrılışımdan altı saat sonra çekilmesini ve o zamana değin hiç bir yoldan Sivas’a bilgi verilmemesini sağlayacak önlemleri aldırdım…" (1)

 

Nutuk’ta yer alacak kadar önemli olan Tokat’ta yaşanan bu gelişmeler dolayısıyla, Sivas’ta Kurtuluş Savaşı’nın önderi Mustafa Kemal aleyhinde gelişebilecek olası bir hain planın kötü sonuçları önlenmiştir.

 

2) Bekir Sami Bey ve Mandacılık Hakkındaki Görüşlerinin Nutuk'ta Yer Alması

 

Tokat’ın Nutuk’un birinci cildinin 126. sayfasında ikinci kez gündeme gelmesi ise, Beşinci Tümen Komutanı Arif Bey’in Tokat ve çevresinde yaptığı çalışmalarını, "Üçüncü Ordu Müfettişi" sıfatıyla Mustafa Kemal Paşa’ya bildirmesiyle ilgilidir. Mustafa Kemal, Bekir Sami Bey’e gönderdiği bir telgrafın sonucunu almak üzere Tokat’a bulunan Arif Bey’i görevlendirmiştir. Adı geçen telgrafta, Bekir Sami Bey’den Sivas Kongresi’nde gündeme gelecek olan mandacılık konusundaki görüşleri sorulmuştur. Bekir Sami Bey’den alınan telgrafta ifade edilen görüşler, arzu edilen ve özellikle Amerikan mandacılığını kabul etmeyen görüşlerdir. (2)

 

Konu ile ilgili olarak Mustafa Kemal Paşa’nın Amasya’da bulunan Arif Bey’e gönderdiği telgrafta ve 30.07.1919 tarihinde Beşinci Tümen Komutanı Arif Bey tarafından Amasya’da yazılan ve Erzurum’da bulunan Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilen yanıtta Tokat, şu açıklamalarla birlikte yer almaktadır:

 

"2- Sivas Kongresi’nin toplanması Erzurum Kongresi’nin sona ermesine bağlıdır. Bunun ü-zerinde ayrıca çalışılmaktadır. Yüce kişiliğinizin o zamana değin ya Tokat’ta ya da Amasya’da bulunmanız uygundur. Saygılarımızı sunarız. Mustafa Kemal"

 

"g) Şimdilik sizlerden gelecek bildirimleri bekleyerek Tokat’la bulunacağım. Amasya ve Tokat’ta ve ilçelerde gereken bildirimleri yapmaktayım ve iyi sonuçlar vereceğini ummaktayım. Hepinize saygılarımı sunarım efendim. Beşinci Tümen Komutanı Arif" (3)

 

3) Nutuk'ta Anlatılan Tokat Mutasarrıfının Ölümü

 

Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin istifası üzerine, 2 Ekim’de kurulan Ali Rıza Paşa Hükümeti ile Mustafa Kemal Paşa arasında geçici bir süre için yumuşama yaşandığı gözlenmiş olmakla birlikte, Amasya Görüşmeleri’nin başlayacağı 20 Ekim’den bir gün önce Sivas’ta yaşanan bir olayın İstanbul’dan yönlendirildiği kuşkusu üzerine yumuşama sürecine girmiş olan bu ilişkiler tekrar gergin bir vaziyet almıştır. (4)

 

Şeyh Recep adında bir kişi, 18 Ekim akşamı yanına topladığı adamlarıyla Sivas postanesini basmış ve silah tehdidi ile Mustafa Kemal Paşa ile Salih Paşa’ya birer telgraf göndererek Salih Paşa’ya, dolayısıyla Padişah’a bağlılık bildirmiş ve Mustafa Kemal Paşa’yı da tehdit etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Sivas valisine emir vererek bu kişileri tutuklatmıştır. Sivas valisi tarafından -emir yerine getirilse de- pek önemsenmeyen bu olay (5), Atatürk tarafından son derece ciddiye alınarak Nutuk’ta da geniş yer ayırmıştır. (6)

 

Bir yandan Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’daki otoritesini sarsmaya yönelik bu ve buna benzer olaylar yaşanırken, diğer yandan yeni kurulan hükümetin dahiliye Nazırı, ülke içine bir takım heyetler göndermeye başlamıştır.

 

Bunlardan biri de, Harbiye Nazırlığı Eski Müsteşarı Ahmet Fevzi Paşa başkanlığında, Mahkeme-i Temyiz Azasından İlhami ve Fetva Emini Hasan Efendilerden oluşmuştur. Ayrıca, Heyet-i Temsiliye delegesi Cemal Paşa da (7) bu konuda herhangi bir bilgi göndermemiştir. Bunların Anadolu’daki çalışmaları, rahatsızlığı daha da artırmış ve bazı tedbirlerin alınmasını zorunlu hale getirmiştir.

 

5 Kasım 1919’da bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından kaleme alınan şifreli telgrafta, bütün bu olup bitenler hakkında bilgi sorulmak ve özellikle Dahiliye Nazırı’nın davranışlarına dikkat çekilmiştir. Harbiye Nazırı Cemal Paşa’nın "Dahiliye Nazırı’nın kuşku uyandırabilecek davranışlarına dikkatinizi çekmeyi gerekli görürüz" sözlerinden bir şey anlaşılamadığını bildirerek açıklama istemesi üzerine, daha geniş bilgi verilmesi uygun görülmüştür. Mustafa Kemal Paşa imzasıyla Sivas’ta 12 Kasım günü Harbiye Nazırı Cemal Paşa’ya gönderilen telgrafta da, Tokat’ın bir kez daha yer aldığını görmekteyiz. (8)

 

Uzun süre hasta yattıktan sonra tifodan ölen Tokat Mutasarrıfı’nın Atıf Bey'in ölümü, Dahiliye Nazırı tarafından şüpheyle karşılanmış ve Sivas Valiliği’nden ölüm nedeni sorulmuştur. Bu olayın yer aldığı söz konusu telgrafın ilgili kısımları aşağıdaki şekildedir:

 

"Sivas, 12.11.1919

 

Harbiye Mazın Cemal Paşa Hazretleri’ne

 

Dahiliye Nazırı Paşa Hazretleri’nin kuşku uyandıran işlerinden ve davranışlarından akla gelenler aşağıda bilginize sunulur:

 

1-Ankara gibi bazı illerdeki, yüksek sivil görevlileri telgraf başına çağırtarak, ulusal ayaklanma sırasında Ferit Paşa Hükümeti’ne karşı davranışta bulunanların durumlarını ve hükümeti neden suçladıklarını; bu işin yasalara ne denli uygun olduğunu gözdağı verici bir biçimde soruşturmak.

 

2-Uzun bir süre hasta yattıktan sonra tifodan ölen Tokat Mutasarrıfının ölümünün, nedeni bilinmeyen bir sayılarak Sivas Valiliğinden şifre ile sorulması.

 

3-Adliye Nazırı ile birlikte, Balıkesir cephesinden gelen ulusal kurul ile gizli buluşmaları sırasında Adliye Nazırının, ulusal eylemi yönetenlere karşı bir işlem yapılıp yapılmayacağını kendisinin yanında söz konusu edebilmesi…" (9)

 

4) Nutuk'taki Anlatımı İle Zile Ayaklanması

 

Tokat’ın Nutuk’ta dördüncü kez yer alması, ülkenin kuzeybatı bölgesinde (10)  ayaklananlarla uğraşıldığı bir dönemde patlak veren Yenihan, Yozgat ve Boğazlıyan dolaylarında başlayan ve kısa zamanda sertleşerek genişleyen ayaklanmalarla ilgilidir.

 

14 Mayıs 1920’de Postacı Nazım ve Çerkeş Kara Mustafa adında bir takım adamlar, 30-40 kişi ile Yenihan’a bağlı Kaman köyünde başkaldırdılar. Tokat’ı ve özellikle Zile’yi içine alan bu ayaklanma (11), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çalışmalarını büyük ölçüde zorlaştırmış ve batı cephesinde verilen mücadeleyi de olumsuz yönde etkilemiştir. Atatürk’ün çok büyük önem verdiği bu olay, Nutuk’un ikinci cildi, 600 ve 602. sayfalarında şu şekilde yer almaktadır:

 

"Ayaklananlar 27/28 Mayıs 1920 gecesi Çamlıbel’de bulunan bir birliğimizi basarak tutsak ettiler. 28 Mayıs 1920’de ayaklananlardan başka bir bölüm de Tokat yakınında yürüyüş halinde bulunan bir taburumuza saldırarak dağıttılar ve bir kısmını tutsak ettiler. Ayaklananlar ataklarım artırarak, 6/7 Haziran gecesi Zile’yi ele geçirdiler. Oralardaki askerlerimiz Zile kalesine çekilerek kendilerini savundular. Ama yiyecek ve cephaneleri tükendiğinden üç gün sonra teslim oldular. Ayaklananlar, 23 - 24 Haziran 1920’de Boğazlıyan’a baskın yaptılar. Orada bulunan bir birliğimizi dağıttılar. Amasya’da bulunan beşinci Kafkas Tümeni, Cemil Cahit Bey komutasında olarak, ayaklananlar üzerine gönderildi. Antep bölgesinde bulunan Kılıç Ali Bey’de bir ulusal birlik ile bu bölgeye getirildi. Erzurum’dan Ankara’ya gelmekte olan bir Erzurum ulusal birliği de o bölgede bırakıldı. 1920 yılı Temmuzunun ortalarına değin, bu ayaklananların kovalanması ve tepelenmesiyle uğraşıldı. Yenihan Ayaklanması, Orta Anadolu’nun başka yerlerinde bulunan karıştırıcıların da baş kaldırmasına yol açtı…

 

7 Eylül 1920’de Küçük Ağa, Deli Hacı Aynacıoğulları denilen bir takım serseriler Zile yakınlarında Kara Nazım, Çopur Yusuf denilen bir takım adamlar da Erbaa dolaylarında yeniden baş kaldırdılar." (12) Bu vaziyet üzerine İkinci Kuva-yi Seyyare (Gezici Kuvvetler)  adını alan İbrahim Bey (13) birliği yine bulunduğu Eskişehir bölgesinden Yozgat’a giderek oradaki milli birlikler ve jandarma ile birlikte dağınık halde bulunan ve soygunculuğa da başlamış olan isyancıları yaklaşık üç aylık bir zamanda etkisiz hale getirebilmiştir.

 

5) Nutuk'ta Tokat Milletvekili Nazım Bey Bahsi

 

23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne katılan ve aşırı sol düşünceye yakınlığı nedeniyle mevcut hükümetin karşısında yer alan Tokat Milletvekili Nazım Bey (14) ile Mustafa Kemal Paşa arasında yaşanan gerginlik (15), Tokat’ın beşinci kez Nutuk’ta yer vesile olmuştur. Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası (16) ile ilişkisi tespit edilen Nazım Bey, Mustafa Kemal Paşa tarafından istifaya zorlanmıştır. Nutuk’ta geniş yer verilen bu olay, şöyle anlatılmıştır:

 

"İşte arz etmek istediğim husus, vekillerin intihabına ait kanunun tadilini müstelzim sebeblerden biridir. Efendiler, 4 Eylül 1920 tarihinde Tokat Mebusu bulunan Nâzım Bey, 89 reye karşı 98 rey ile Meclisçe Dahiliye Vekâletine intihap olundu. Nâzım Bey, dakika fevt etmeksizin büyük istical ile Vekâlet makamına gidip ifa-yı vazifeye başladı. Badehu, heyet-i İcraye reisi bulunmama hasebiyle beni ziyarete geldi. Ben Nâzım Beyi kabul etmedim. Meclis-i Âlinin, mazhar-ı itimat ve intihabı olan bir vekili kabul etmemekle, ihtiyar ettiğim muamelenin mahiyet ve nezaketini elbette takdir ediyorum. Fakat, memleketin büyük menfaati, beni bu yolda harekete mecbur tutuyordu…

 

Efendiler, Meclis azaları meyanında, aykırı birtakım prensiplere temayül gösterenler zuhura başlamıştı. Bunlardan biri olmak üzere, Nâzım Bey, ve rüfekası en çok nazar-ı dikkatimi celbeylemişti, Nâzım Bey’in, daha Sivas Kongresi esnalarında, kendisinden aldığım safsatalarla mali bazı mektularıyla ne zihniyet ve mahiyette olabileceğini anlamıştım… Nâzını Bey, bizzat ve bilvasıta ecnebi mehalifinden bazılarıyla temas yolunu bulmuş ve teşvik ve muavenete de mazhariyetini temin etmişti. Bu zatın, Halk İştirakiyim Fırkası diye, gayrı ciddi, sırf cerr-i menfaat maksadıyla bir fırka teşebbüsü ve onun başında gayrı milli faaliyet sevdasında bulunduğu, mutlaka mesmunuz olmuştur. Bu zatın, ecnebîmehalifin, casusluk ettiğine de asla şüphe etmiyordum. Nitekim, bilâhare İstiklâl Mahkemesi bir çok hakayiki meydana koymuştu.

 

İşte Efendiler, bu Nâzım Bey, bizzat arkadaşları vasıtasıyla yaptığı mütemadi propaganda sayesinde bize muhalefete hazırlananların, menafi-i âliye-i milleti unutarak yardımlarıyla Dahiliye Vekâletine geçirilmişti. Bu suretle Nâzım Bey, hükümetin, bütün dahili idaresi makinesinin başında, memleket ve millete değil, fakat, paralı uşağı olduğu kimselerin arzusuna en büyük hizmeti ifa edebilecek vaziyete gelebilmişti. Bittabi, Efendiler; buna da askı razı olamazdım. Onun için Dahiliye Vekili Nâzını Bey’i kabul etmedim ve istifam mecbur ettim. Lüzum görüldüğü zaman dahi, Meclis’te, celse-i hafiyede malûmat ve mütaleatımı açıkça söyledim.

 

Muhterem Efendiler, pek güzel bilirsiniz ki, sulatanlarla, halifelerle idare olunmuş ve olunan memleketlerde vatan için, millet için en büyük tehlike, sulatan/arın ve halifelerin düşmanlar tarafından satın alınmış olmalarıdır… Meclislerle idare olunan memleketlerde de, en muhlik cihet, bazı meb’usların ecnebi nam il hesabına çalınmış ve satın alınmış olmalarıdır. Millet Meclislerine kadar, dahi! olmak yolunu bulabilen vatansızlara tesadüf etmek müsteb’at olmayacağına tarihin, bu babtaki misalleriyle hükmetmek zarurîdir. Bunun için millet, vekillerini intihap ederken, çok dikkat ve kıskanç olmalıdır…" (17) Adı geçen Tokat Milletvekili Nazım Bey ve arkadaşları yasa dışı yollarla hükümeti devirmek gerekçesiyle İstiklal Mahkemesi’ne verilmiş, suçlu bulunarak 15 yıla mahkum edilmiştir. (18)

 

6) Mustafa Kemal'in Abdulkerim Paşa İle Görüşmedeki Samimiyet Ve Görüş Ayrılıkları

 

Tokat, Nutuk’ta, Mustafa Kemal ile Abdulkerim Paşa (19) arasında geçen uzun bir telgraf görüşmesiyle ilgili olarak bir kez daha yer almaktadır. Ancak, herhangi siyasi bir gelişmeyle ilgili değildir. İstanbul’da Erkanıharp Mirlivası Abdulkerim Paşa’ya Temsil Heyeti’nin faaliyetleri ve üyeleri hakkında bilgi veren Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi’ne Tokat temsilcisi olarak katılan Bekir Sami Bey’den (20) de bahsetmektedir. Bu konuyla ilgili ifadeler Büyük Nutuk’ta şu şekilde yer almaktadır:

 

"Pek saygı değer ve temiz yürektik kardeşim Abdülkerim Paşa hazretlerine:

 

1- Tanrıya şükür sağlığım yerindedir. Büyük ve soylu ulusumuzun, yasal haklarını anlamış ve onu korumaya, savunmaya bütün varlığı ile girişmiş bulunduğunu görmekle pek mutluyum. Benimle Anadolu ve Rumeli ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Heyeti Temsiliyesiyle görüş alışverişinde bulunmak yolunda gösterilen isteğe içtenlikle teşekkür ederiz. Heyeti Temsiliye üyelerinden Erzurum temsilcisi din bilginlerinden Raif Efendi hazretleri, Erzincan ve Dersim43 temsilcisi Şeyh Hacı Fevzi Efendi hazretleri, eski bahriye Nazırı, sevdiğiniz kardeşlerden Rauf Beyefendi hazretleri, eski valilerden Sivas ve Tokat yöresi temsilcisi Bekir Sami Beyefendi hazretleriyle Bitlis ve yöresi temsilcisi Mazhar Müfit Beyefendi hazretleri… bu anda yanımda bulunmaktadırlar; hepsi Fuat Paşa hazretleri aracılıyla çekilen telyazının içeriğini biliyorlar.Ve şimdi yapılmakta bulunan yazışmayı izliyorlar. Hepsi içtenlikle gözlerinden öperler…" (21)

 

15 sayfalık görüşmenin tamamı incelendiğinde, Mustafa Kemal Paşa ile Abdülkerim Paşa arasında geçen bu görüşmenin çok samimi bir ortamda gerçekleştiğini, ama aynı zamanda Abdülkerim Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında ülkenin geleceğiyle ilgili olarak derin görüş farklılıklarının da sürmekte olduğu görülecektir.

 

SONUÇ:

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, büyük devlet ve siyaset adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, gerek Kurtuluş Savaşı sürecinde, gerekse de Cumhuriyet'in kuruluşundan vefatına kadar geçen sürede Tokat'a yapmış olduğu ziyaretler, dönemin koşullarını ve verilen mesajların içeriği ile Tokat'ın o dönemdeki önemine işaret eden ve bilinip, öğrenilmesi gereken önemli ziyaretlerdir. Tokat'ın Kurtuluş Savaşı'nda Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına verdiği destek, Cumhuriyet ile birlikte devam etmiş, Gazi Paşa'nın Tokat ziyaretleri ile bu destek adeta perçinlenmiştir.

 

Gazi'nin Tokat'a ilk ziyaretinde (26-27 Haziran 1919) verdiği mesajlar oldukça önemlidir. 27 Haziran 1919 günü sabah saat 10'da Tokat Belediye binasında toplanan 20 kişiye söylediği, "Hiçbir müdafaa vasıtasına malik olmasak bile, dişimiz, tırnağımızla, zayıf ve dermansız kolumuzla mücadele ederek şeref ve haysiyetimizi, namusumuzu müdafaa etmeyi zaruri görüyorum. Tarih, bize vatan uğrunda canını, malını esirgemeyen milletlerin asla ölmediklerini, hala yaşadıklarını göstermektedir. Ben hayatımı, hiç bir zaman milletimden üstün görmedim ve görmeyeceğim. Her an memleket için şerefimle ölmeye hazırım." sözü, Tokat'tan bütün ülkeye, hatta dünyaya gönderilen önemli mesajdı.

 

Kurtuluş Savaşı'nın zafere ulaşacağı yolda Tokat'tan verilen bu mesajla orduya ve millete moral veren Gazi Mustafa Kemal, 17 Ekim 1919'daki ikinci Tokat ziyaretinde de, "Hiçbir devletin mandasını kabul etmemek" gibi net bir kararı ve iradeyi tüm dünyaya Tokat'tan haykırmıştır.

 

27 ve 28 Ekim 1919'daki üçüncü ziyaretinde ise Tokat'a ilk geldiğinde söylediği, "Türk Milletinde gizli bulunan birçok yeteneklerin ve cevherlerin işi başarmaya yeterli olduğunu anladım." sözünün bir kez daha kendisini haklı çıkardığını görmenin rahatlığını yaşamıştır. Mustafa Kemal Paşa'yı 6 kez misafir eden Tokat, Kurtuluş Savaşı'nda üzerine düşeni fazlasıyla yapmış, yoksul ve bitkin bir toplumun fertleri olarak adeta imkansızı başararak Milli Mücadele'ye desteğini sunmuştur. Tokat, bağrından çıkardığı kahramanları ve isimsiz evlatlarıyla cepheye koşmuş, yüzlerce şehit vermiştir.

 

Mustafa Kemal'in en yakınındaki isimlerden Mustafa Vasfi Süsoy'un Tokatlı olması ve Gazi Paşa'nın Bandırma Vapuru'ndaki kurmay kadrosunda bir Tokatlı olarak yer alması bile başlı başına gurur verici bir olaydır. 6 kez Tokat'ı ziyaret eden Gazi, eseri olan büyük Nutuk'ta da Tokat'tan, 6 kez bahsetmiştir. Bu ülkenin kurtuluşunda malını ve canını ortaya koyan, her türlü fedakârlığı gerçekleştiren Tokat'ın, Cumhuriyet'in kuruluşunda ve devrimlerin kökleşmesinde de üzerine düşeni fazlasıyla yaptığına tarih tanıklık etmektedir.

 

(Gazeteci-Yazar Hüseyin Alpay'ın bu araştırma yazısı, bir Tokat Belediyesi Kültür Yayını olan "Milli Mücadele'de Tokat" kitabında da yayımlanmıştır.)

 

(1) Mustafa Kemal, Nutuk (Atatürk Araştırma Merkezi Yayını), Cilt: 1, s. 54, 56.

 

(2) Nutuk, Cilt: 1, s. 129.

 

(3) Nutuk, Cilt 1, s. 124. 126.

 

(4) Telgrafların tam metinleri için bkz. Nutuk, Cilt: 1, s. 334-336.

 

(5) Ergun Aybars, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, İzmir 1984, s. 186.

 

(6) Bkz. Nutuk. Cilt: I, s. 334-342.

 

(7) (Mersinli, 1873-1941) Osmanlı Meclisi ve TBMM Birinci Dönem ve sonrası üyesi. 12. Kolordu Komutanı (Konya), İstanbul’da Harbiye Nazırı. Korgeneral.

 

(8) Nutuk, Cilt: 1, s. 382

 

(9) Nutuk, Cilt: I, s. 382; Ayrıca bkz. Cilt: III, s. 1662, Belge no: 192.

 

10) Hükümet değişikliği sonucu Damat Ferit Paşa’nın yeniden hükümeti kurmakla görevlendirilmesi ve O’nun ulusal hareketin aleyhine bir fetva yayımlaması üzerine Düzce’de ayaklanma çıkmış ve Hendek, Adapazarı ve Beypazarı’na kadar yayılmıştır. Bu isyan hareketi, Ali Fuat ve Reşet Paşa’nın birlikleri ile Ethem Bey’in birlikleri tarafından uzun mücadeleler sonucunda Eylül ayında ancak bastırılabilmiştir.

 

11) Amasya’dan Yozgat’a ve Tokat’tan Alaca ve Çorum’a kadar yaklaşık 2000 kilometrekare gibi geniş bir alanda meydana gelen bu ayaklanma hakkında daha geniş bilgi için bkz. Abdullah Kehale, Milli Mücadele’de İç İsyanlar ve Cemil Cahit (Toydemir)’in Anıları, İstanbul: Ç.Y.D.D. Yay., 1997, s. 73-120

 

12) Nutuk, Cilt: 2, s. 600-602.   

 

13) Kaymakam, Yarbay, Simav ve havalisi Kuvayi Milliye kumandanlarından.

 

14) Nazım Bey (1868-1935) Mülkiye Mektebini bitirdi. Öğrencilik yıllarında gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. Çeşitli kazalarda kaymakamlık yaptı. Harput Valiliğinde bulundu. İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Tokat’tan milletvekili seçildi. Yeşil Ordu’nun kurucuları arasında yer aldı. Milletvekili iken Dahiliye Müsteşarlığı yaptı. Mecliste yapılan bir seçimde Mustafa Kemal Paşa’nın desteklediği Refet Bey’e rağmen Dahiliye Vekili oldu. Yeşil Ordu’nun kimi yandaşlarıyla Halk İştirakiyun Fırkası’nı kurdu. Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından 12 Nisan’da tutuklandı. Kayseri hapishanesinde 4,5 ay yattıktan sonra 29 Eylül 1921 tarihli özel bir af yasası ile çıktı.

 

15) Nazım Bey’in Dahiliye Vekilliğine seçilmesi ilgili yapılan tartışmalar hakkında bkz. TBMM Gizli Celse Zabıtları, Cilt fcl, s.358-363. Tokat Mebusu Rifat Bey’in Nazım Bey’i Zile isyanına katılanlarla aynı safta göstermesiyle ilgili sert konuşması oldukça ilgi çekicidir.

 

16) 7 Aralık 1920 tarihinde resmen kurulan bu fırkanın Umum Merkez Teşkilatı, Matbuat, İrşat, Maliye ve Teşkilat şubelerinden meydana gelmektedir. T.H.İ.F.’nin kurucuları ve yöneticileri arasında, Tokat mebusu Nazım (muvakat reis), Bursa mebusu Şeyh Servet, Afyonkarahisar mebusu Mehmet Şükrü, Baytar Binbaşı Salih Hacıoğlu (katip), Ziynetullah Nuşirevan bulunmaktadır. Çerkes Ethem’le işbirliği yaptığı gerekçesiyle Ocak 1921'de bu fırka kapatılmış ve faaliyetleri sona erdirilmiştir. Başta Nazım Bey olmak üzere bazı üst düzey yöneticileri de tutuklanmıştır.

 

17) Nutuk, Cilt: 2, s. 672,674.

 

18) Ergun Aybars. İstiklal Mahkemeleri (1920-1927), Cilt: Mİ, İzmir: İleri Kitabevi Yay., 1995, .s. 63

 

19) Mustafa Kemal Abdulkerim Paşa hakkında, "çok namuslu, hamiyetli ve temiz kalpli bir vatanperverdi" şeklinde söz etmektedir. (Bkz. Nutuk, Cilt: 1, s. 234)

 

20) Bekir Sami Bey, yurt dışında öğrenimini tamamlayarak Petersburg Elçiliği görevine başlamış, sırasıyla Trablusgarp Mektupçuluğu, Amasya Mutasarrıflığı, Beyrut, Trabzon, Van ve Bursa valilikleri görevlerinde bulunmuştur.

 

21) Nutuk, Cilt: 3, s. 1442, Belge no: 112

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar