YİNE YENİLECEKLER, YENİDEN YENİLECEKLER…
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

YİNE YENİLECEKLER, YENİDEN YENİLECEKLER…

13 Aralık 2020 - 20:07

Nedim Şener “Amerika ve Avrupa gibi müttefikiniz varsa düşmana ihtiyacınız yoktur.” diye yazdı. PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’ye silah ve para yardımı yapan ABD’nin “en iyi müttefikimiz” olduğunu düşünürsek, Nedim Şener’e hak vermemek elde değil. Oysa hem ABD, hem de Avrupa Birliği 1990 yılından bu tarafa PKK’yı terör örgütü olarak tanımışlardı. O halde bu nasıl müttefiklik? Bu nasıl dostluk?

 

Keza Avrupa ülkeleri de aynı. PKK’yı koruyup kollayan, örgütün Avrupa’da uyuşturucu ve insan kaçakçılığı yapmasına, eleman sağlamasına ve haraç toplamasına göz yuman AB ülkeleri, “devletler düzeyinde” adeta yardım ve yataklık ediyorlar. Amerika ve AB ülkeleri teröre verdikleri desteği PKK ile sınırlı tutmuyor, FETÖ elebaşı Gülen’i de koruyup kolluyorlar. Türkiye’de aranan FETÖ militanlarının AB ülkelerinde cirit attıklarını bilmeyen kalmadı artık.

 

Bütün bu gerçeklere rağmen bir de ülkemize “yaptırım” tehdidi ile korku salmaya yelteniyorlar.

 

Nitekim AB Konseyi Başkanı Charles Michel Eylül ayında yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasında askeri çatışmaya neden olacağından korkulan gerilimi düşürmek için çok taraflı konferans düzenlenmesi önerisinde bulundu. Michel bu öneride bulunurken, “Dış politika araçlarımızı, havuç-sopa yaklaşımımızı, ilişkiyi düzeltmek için hangi araçların kullanılacağını, saygı görmezsek hangi araçlarla tepki gösterileceğini belirleyeceğiz.” demişti. Yani akılları sıra, önerilerini havuçla (para vererek)ikna edecekler ya da sopayla da zorla kabul ettirecekler.

 

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğalgaz arama faaliyetleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kapalı Maraş’ı açması, ülkemizin Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ politikaları Batı’nın uykularını kaçırıyor. Son olarak Avrupa Parlamentosu da bir karar tasarısı kabul ederek AB ülkelerinden kapalı Maraş’ın açılması ve Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri nedeniyle Türkiye’ye karşı yaptırım uygulanması talebinde bulundu.

 

Bu konuyu köşesine taşıyan Nedim Şener şöyle yazdı: “Peki, AB ile Türkiye arasında bu gerilim konularının ‘üyelik’ konusuyla bir ilgisi var mı? Elbette hayır, hiçbiri Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin temelini oluşturmuyor. Dolayısıyla bu konuların Türkiye’ye bir türlü tanınmayan ‘üyelik statüsü’ ile ilgisi yok, Türkiye’nin haklarını aramasıyla ilgisi var. AB’nin teklifi açık: Türkiye haklarından vazgeçerse ‘havuç’ yani para, vazgeçmezse ‘sopa’ yani yaptırım devreye girecek.”

 

Bir diğer “müttefikimiz” Amerika da Türkiye’nin kendi hava savunmasını güçlendirmek için Rusya’dan S-400 satın alması karşısında, Avrupa gibi “yaptırım” tehdidini devreye sokmaya hazırlanıyor.  Nitekim geçtiğimiz günlerde ABD Kongresi’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alan Türkiye’ye yaptırımları da içeren Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa Tasarısı’na son şeklini verdiği haberleri gündeme düştü.

 

Velhasıl Türkiye, “dost ve müttefik” bildiği ABD ve Avrupa tarafından kuşatılmak isteniyor. Hem Osmanlı, hem de Cumhuriyet döneminde defalarca denedikleri tekniklerle, yeniden emperyalist kuşatma yapmak istiyorlar. Anlayacağınız; darbelerle, darbe girişimleriyle yapamadıklarını, küresel saldırılarla gerçekleştireceklerini sananlarla yine karşı karşıyayız.

 

Ama “yine” ve “yeniden” yenileceklerini bilmiyorlar…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar