BAKKAL GELEN TEHLİKEYİ SEYRETTİ
MEHMET AKTÜRK

MEHMET AKTÜRK

POLEMİK

BAKKAL GELEN TEHLİKEYİ SEYRETTİ

10 Mart 2021 - 02:15

Dün akşam geç saatlerde bir arkadaşım aradı. Yaklaşık 30 yıldır tanırım kendisini. Bakkallar Odası Başkanlığı yaptığım dönemde başlamıştı teşviki mesaimiz. Orta halli bir bakkaldı. Geçtiğimiz günlerde Bağ-Kur-SSK’dan emekli olmuş. Üç harflilerin baskısına dayanamadığı için de dükkanını kapatmak zorunda kalmış. Ve yaklaşık 40 yıllık bakkallık serüvenine son vermiş. Tabii son verdim demekle bitmiyor bu işler. Öyle memuriyet değil ki, 2 çizim dilekçe, bir imza, elden teslimat, hadi eyvallah. Akşam emekli oldum diye eve git. Öyle değil tabii. Önce bir dilekçe Vergi dairesine ve yerine getirilmesi gereken prosedürler. Yazarkasa teslim edilecek, evraklar teslim edilecek, bitti mi? Hayır. Sigortalı çalışanın varsa sigorta işlemleri için sigortaya gidilecek, evraklar imzalanacak, tutanaklar tutulacak, bitti mi? Hayır. Kayıtlı olduğun esnaf odasına gidilecek. Burada terk verilecek, geriye doğru borcun, kefaletin teker teker önüne dökülecek, birinci soygun burada. Bitti mi? Hayır. Daha sonra sicile gidilecek, bir soygun sistemi de orada kurulmuş. Yine  geriye dönük borçların önüne dökülecek, borçlar ödenecek, evraklar dosyalanacak, bitti mi? Hayır. Bunlar bir de beş yıl saklanacak. İşte bütün bunları yerine getirmiş, yorgun bir sesle, "Bugün bitirdim, artık özgürüm" dedi. Ve bir şey hatırlattı bana. Dedi ki; "Sen Bakkallar Odası Başkanı iken, bir toplantıda şöyle bir şey söylemiştin. Bakkalın belgesi de, tıpkı İstanbul’daki ticari taksilerin plakası gibi olmalı. Her 1000 kişiye kaç bakkal açılabileceği karar altına alınmalı. Nüfus ancak o sayıyı kurtarırsa, ya da her şu kadar metrede bir bakkal dükkanı açılmalı, Ya da birisi ben bakkal dükkanı açacağım derse, ya şartların oluşmasını beklemeli, ya da mevcut bakkallardan birinin belgesini, tıpkı plaka satın alır gibi almalı. Buda sizin otuz yıl, kırk yıl sonra tazminat paranız olur demiştin. Ben o gün daha çok gençtim. Bunun ne kadar önemli olduğunu bugün anladım. Kırk sene sonra bana hiç bir işime yaramayan bir ustalık belgesi ve 3 gündür ödeye ödeye bitiremediğim borçlar kaldı. Bugün öyle bir belgem olsaydı ve onu satsaydım, mutlu emekliler kervanına katılırdım" dedi.

 

Evet, bunun için çok mücadele verdim. Bakkallar Odası Başkanlığı yaptığım yıllarda, genel kurulda, federasyon toplantılarında, siyasilerle görüşmelerimde bunu hep dile getirdim. İstedim ki, Bakkallar da tıpkı şoförler gibi tahditli belgeye sahip olsunlar. Açılacak yeni bir bakkal, şehrin nüfusuna orantılı olsun, yeni yerleşim yerlerindeyse mesafe şartı getirilsin. Böylece her kafasına esen, ya da emekli maaşını cebine koyan,  bakkal dükkanı açamasın. Bakkal Ahmet’te, yeter ben daha bakkallık yapmayacağım dediği gün, elinde Beş Yüz Bin Lira’ya satacağı plaka gibi bir belgesi olsun.

 

Peki o günün şartlarında yeterli desteği buldum mu? Niye yalan söyleyeyim,  bu işi beceremediğime üzülmedim de, o gün ki şartlarda bakkalın umursamazlığı, vurdumduymazlığı beni kahretti.

 

Hani bazen çok üzülüyoruz ya, şu üç harflilerin bakkalı getirdiği duruma. Birazda bakkal bunu kendisi istedi diyesim geliyor.

 

Daha ne trenler kaçtı. Bakkal gelen tehlikeyi nasıl pervasızca seyretti, ilerleyen zamanlarda bunları sizlerle paylaşacağım.

 

Emekliliğin hayırlı olsun Ahmet kardeşim. Darısı diğer esnaflara.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar