LOZAN HEZİMET Mİ?
MEHMET AKTÜRK

MEHMET AKTÜRK

POLEMİK

LOZAN HEZİMET Mİ?

19 Nisan 2021 - 01:25

Eğer biraz tarihe meraklı iseniz,  bu konuda yüzlerce, makale okumuş, bir o kadarda seminer yada konferans dinlemişsinizdir.Soru şöyle  başlar.  Lozan barışmıdır, hezimet mi? 2 ayrı kavram ,tamda birbirinin karşıtı.Oysa bunun bir ortası olmalı, yada değişkenliği. Daha doğrusu nereden ve nasıl baktığınıza bağlı. Yada ne zaman baktığınıza .Bu gün 6 şerit yolun dar geldiği karayolunda, tek şerit yolu yapanların hakkını teslim etmemek mümkün mü.Tıpkı  öyle bir şey, Lozanı  da ,Montrö yüde, tahlil ederken,  O günün şartlarını değerlendirmeden hüküm vermek vicdansızlıktır.

İsterseniz o günlere kısa bir gezinti yapalım. 1923'  Türkiye iki  büyük savaş atlatmış .Birincisi bir dünya savaşı. Almanya, Avustralya Macaristan, Bulgaristan, Osmanlı İmparatorluğu'ndan oluşan ittifak devletleri ile, İngiltere, Rusya, Fransa ,Belçika ,Sırbistan ,Yunanistan, İtalya, Japonya ,ABD ve Brezilya dan oluşan itilaf devletleri arasındaki bir büyük savaş. İttifak Devletleri'nin yenilgisi ile sonuçlanan bu savaşın sonunda, Osmanlı orduları,  Irak cephesinde,Hicaz Ve yemen cephesinde, Suriye ve Filistin cephesinde yenilgiye uğramış, kafkaslarda büyük bir hezimet yaşamış, Çanakkale'de her ne kadar cepheden Galip ayrılsa da, İtilaf devletleri ile Sevir gibi bir anlaşmayı imzalamak zorunda kalmış.Vatanin her bir karış toprağı bölünmüş, Başkenti istila edilmiş,orduları dağıtılmış. Hasta adam.Yani Osmanlı,yani Türk milleti.Tek seçeneği toprağını savunmak olan bu millet ,Adeta küllerinden yeniden doğmuş , çocuğunun üzerinde ki örtüyü top mermisi ıslanmasın diye üzerine örten analarla, yırtık çarığı, aç karnı ile cephede savaşan vatanseverlerin kazandığı bir istiklal harbi.Son Düşmanı Akdenizde denize döktüğü gün Elinde avucunda ne varsa savaşta bitirmiş bir millet.Ve nerdeyse 7 düvele karşı her türlü şartlarda verilen mücadeleden sonra oturulan barış masası.Sadece bumu barış masasındaki karşılanan yada aşılmak  zorunda olan güçlük. Değil tabi.Hala devam eden saltanat hükümeti ,padişah ve elinde silahı ile savaştan yeni çıkmış ,ancak verdiği mücadeleyi padişah için, saltanat için verdiğini iddia eden,milisler ve bunların temsilcisi ,TBMM de bir grup milletvekili.Ve bu şartlarda oturulan bir barış masası. Kesilen görüşmeler, uzayan süreçte TBMM içersindeki bir takım huzursuzluklar.Bu arada yenilenen secimler ve 1 kasım 1922 de saltanatın kaldırılmasını sağlayan kanunun kabul edilmesi.Elbette Gazi Mustafa Kemal Atatürk ustaca yürüttüğü hamlelerle bu süreci en iyi şekilde sonuçlandırmış ,lozan ı yürütmekle görevlendirdiği İsmet Paşanın arkasında durarak, günün şartlarında kazanılabilecek en büyük zaferi masada da kazanmıştır.Türkiye  nin  masada ısrarı karşısında ingiliz delegenin ekonominiz bitik,gücünüz yok,yarın para lazım olunca yine bu kapıya geleceksiniz sözü,  itilaf devletlerinin Turkiyeye bakışını izah eden en somut cümle gibi duruyor. işte böyle büyük bir resim de var olan Lozan Anlaşması. Şimdi sadece muhalefet etmek adına, ya da hala padişahlık hayaliyle Cumhuriyete muhalefet edenlerin bir türlü hazmedemediği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yaptığı bir anlaşma ya, bu bir hezimet demek, Tek kelime ile aymazlıktır, inkârdır daha da Ötesi tarihe ihanettir. lozan'ın en büyük kazanımı ,Türk milletinin o günün şartlarında, dünya devletleri tarafından bağımsız bir ülke olarak tanınmasıdır. Türk milletinin tek temsil yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğu da tescillenmiştir. Belki de Lozanın Türkiye açısından değiştirilemez 2 maddesi budur. Kaldı ki gerek Lozan'da taraf olan İtalya, İngiltere, Japonya ,ABD, Sırbistan, slovan Devletleri ile ,anlaşma hükümlerini ilgilendiren ilişkilerimiz olmadığı gibi, Yunanistan, Rusya, Romanya, Bulgaristan gibi sınır komşularımızla ilişkilerimizde, Yeniden imzalanacak dostluk ilişkileri ile de yenilenebilecektir.Şüphesiz o günün şartlarında imzalanan bu sözleşmelerin arkasında yenen ve yenilen iki devlet baskısı vardır.Artik bu ülkelerle dostluk ilişkilerine dayalı yeni paylaşımlar yapma zamanı gelmiştir. Lozan  Anlaşması ile çözülemeyen bir başka garabet de Boğazlar dır.Kaldı ki 1936'da imzalanan Montrö Anlaşması ile Lozan'da Uluslararası bir heyete teslim edilen boğazların kontrolü Türklere verilse de ,yetkisiz kontrolörlük, Türk tarafını, boğazda gemiler geçer ,Türkler bakar hale getirmiştir.Onun içindir ki Tamamen ulusal meselemiz olan kanal İstanbul projesi, montrö bahane edilerek yaygaralar koparılmasına sebep olmuştur.. Öyleyse burada şöyle bir özet yapabiliriz.  Lozan, 1. Dünya Savaşı'ndan mağlup olarak ayrılan ve vatan toprakları müstevliler tarafından parçalanmış Osmanlı'nın imzaladığı Sevr Antlaşması'na göre, Milli Mücadele'yi kazanmış ,Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin imzaladığı başarılı bir anlaşmadır. montrö de, Lozan'da çözülemeyen Boğazlar sorununu çözen, İkinci Dünya Savaşı'na girmemek üzere hesaplar yapan Türk hükümetinin, boğazları garantiye alan, başarılı bir anlaşmasıdır. Yani zamanın şartlarında başarılıdır ve zaferdir. Buna Başka anlamlar yüklemek, vazgeçilmez görmek, sanki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş mutabakatı gibi bakmak, yanlıştır .Gerek Lozan ,gerekse Montrö, günümüzde artık önemini yitirmiştir .Dünyada dengeler değişmiştir. Dün İttifak Devletleri arasında yer alan ABD ve Rusya, iki karşılıklı dengedir.  Japonya ya  en büyük yıkımı, 2 Dünya Savaşı'nda Amerika yapmıştır. Yunanistan'da 12 Adalar dahil her türlü sorunlarımız devam etmektedir. İngiltere ile bizim aramızda olan, ırak ve Musul meselesi, Amerikan problemi olmuştur. Hala Güneydoğu da, Kürt devleti kurma senaryoları devam etmektedir .Yugoslavya 7 ayrı devlete bölünmüştür. Öte yanda komşularımızla yaşadığımız tüm olumsuzlukların, adreside yine Lozan veya möntrodür.Geçtiğimiz günlerde ülkemizi ziyaret eden ve Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'na ,küstahça cevaplar veren Yunan mevkidaşı da, küstahlığının adresini ,Lozan olarak göstermiştir.

Türkiye, ne 1923' lerin , ne de 1930'ların Türkiye si değildir .1935'te 2. nüfus sayımında, Türkiye'nin nüfusu 16 milyondur. Oysa Bugün sadece İstanbul'un nüfusu 20 milyonun  üzerindedir. 82 milyon nüfusu ile Türkiye dünyanın artık sözü  dinlenir Ülkesi olmuştur . 1. Dünya Savaşı'nın tarafları olan itilaf devletleri ve İttifak Devletleri ile ilişkileri o günün şartlarında  değildir. Ekonomik durumu ,savunma sanayinde geldiği durum , artık Türkiye'yi dünyanın hatırı sayılır ülkeleri arasına sokmuştur. Yüzlerce milyonlarla ifade edilen nüfusu ile ,Türk devletlerinin gücü arkasındadır .siyasi dengeler, ekonomik dengeler, askeri dengeler ,tamamen değişmiştir. Montrö da ,Lozan'da ,bugünün şartlarında , Türk devletinin Ayaklarında biler  prangadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti henüz çok genç ,100 yıllık bir cumhuriyettir. ancak Türklerin 5000 yıllık bir tarihi vardır. Bu 5000 yıl içerisinde, Yazılı tarihlerin, Bize ışık tuttuğu dönemler vardır. Bu dönemlerde Türkler, bildiğimiz ya da hiç duymadığımız, onbinlerce sözleşme yapmışlar, bu sözleşmeleri bir şekilde bazen bozmuşlardır. Bozulmayan tek sözleşme insanları Allah'a bağlayan sözleşmedir.O da kur'an'dır . O sözleşmeyi İnkar  da zaten insanı dinden çıkarır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar