Resmi Gazete’de yayımlanan yeniden değerleme tebliği ile pasaport, ehliyet, trafik cezaları ve MTV gibi pek çok kalemde uygulanacak artış oranı yüzde 25,49 olarak ilan edildi. Bu karar, yalnızca harç ve cezaların maliyetini artırmakla kalmadı, ücret politikalarının da nasıl şekilleneceğine dair yeni soruları beraberinde getirdi. Ekonomist İris Cibre, söz konusu oran üzerinden yaptığı değerlendirmeyle dikkatleri asgari ücrete çevirdi.
Hükümetin tutumu enflasyon stratejisine bağlanıyor
Cibre, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in geçmiş dönemde yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, yeniden değerleme oranının Cumhurbaşkanı yetkisiyle düşürülebileceğine yönelik mesajların uygulamaya yansımadığını hatırlattı. Orta Vadeli Program’da herhangi bir indirimin öngörülmediğini ifade eden Cibre, devletin gelir politikasında geri adım atmak istemediğini dile getirdi.
Yüzde 25,49’luk artış maaşlar için de sınır mı çiziyor?
Ekonomist Cibre’nin en dikkat çeken iddiası, devletin kendi alacaklarına uyguladığı yüzde 25,49’luk artışın çalışan kesime yapılacak zam oranı için de referans niteliği taşıdığı yönünde oldu. Cibre, “Muhtemelen asgari ücrete de yüzde 25 yapacaklar” sözleriyle asgari ücret senaryosunu kamuoyunun gündemine taşıdı. Bu yaklaşım, hükümetin maaş politikalarını hedeflenen enflasyon patikasına göre belirlediği algısını güçlendirdi.
Yeni asgari ücret hesaplamasında kritik eşik
2025 yılı için net asgari ücret 22.104,67 TL seviyesinde bulunuyor. Cibre’nin işaret ettiği yüzde 25’lik artış senaryosu uygulanırsa, 2026 yılında net asgari ücretin 27.630 TL civarına yükselmesi bekleniyor. Bu durumda brüt ücretin 32.500 TL seviyelerine çıkabileceği, işveren maliyetinin ise 38.000 TL’yi aşabileceği belirtiliyor. Bu hesaplamalar, henüz resmî bir karar bulunmamasına rağmen pazarlıkların hangi çerçevede yürütülebileceğine dair güçlü bir öngörü oluşturdu.
Aralık ayı belirleyici olacak
Asgari ücretle doğrudan bağlantılı milyonlarca çalışan için gözler şimdi Aralık ayında başlayacak görüşmelere çevrildi. Uzmanlar, yeniden değerleme kararının ardından maaş artışlarında devletin çizdiği sınırın görünür hâle geldiğini savunuyor. Ekonomik programın sürdürülebilirliği açısından bu oranın tartışma konusu olmaya devam edeceği öngörülüyor.