Yaş olarak ülkemizin 80'lerin ortası ve   90'lı yıllarını iyi hatırlarım. 

Yaşanan siyasal, sosyal süreçleri bilirim. 

28 Şubat gibi ağır askeri, bürokratik baskıları yaşamış birisiyim.

Nezarette başörtüsüne özgürlük eylemleri sonrası ağırlanıp, sicilimi kırmızı rakamlarla bozmuştunuz.

Benim yaş grubumdakilerde çok iyi bilir, toplumsal travmaları, acıları!

Postal sesini, hak ihlallerini.

O yıllarda bu baskıları, zulümleri yapanların toplumsal karşılığı, başlıkta belirttiğim, soslu demokratlardı.

Özgürlük diye haykırıp postalın yanında yer aldılar!

Cumhuriyet diye haykırdılar, yasakların yanında yer aldılar!

Faşistler diye haykırdılar, son çare darbeyi savundular!

Bize, Şeriatçılar, Yobaz diye haykırdılar, zulmün, faşizan sistemin savunuculuğuna soyundular!

Toplum, siyaset, özgürlük, mütedeyyin iş dünyası, akademik kesim...

Silindir gibi ezip geçmeye çalıştılar.

Bizi İran'a, Arabistan'a gönderiyorlardı.

O yıllardaki gazete manşetleri dün gibi hafızamda, taptaze!

Allah, kitap diyenlere, "YOBAZ, CAHİL, ŞERİATÇI, GERİCİ, ÇAĞDIŞI, ÖRÜMCEK KAFALI, SAPIK, GÖBEĞİNİ KAŞIYAN ADAM, KARANLIK İNSANLAR..." diyerek her türlü hakareti mubah gördüler.

Onlar, sözde medeni, eğitimli, modern, çağdaş, devrimci, ülkenin aydınlık yüzleri idi!

28 Şubat bin yıl sürecek diye gırtlakları yırtılıncaya kadar böğürüyorlardı!

Ak Parti hükümetleri ile Ayasofya Cami’ne kadar tüm yasaklar kalktı.

Allah razı olsun.

Mağdurların/kitlelerin hakları iade edildi.

Bu soslu demokratlar, iktidar olabilmek için son 20 yıldır öyle bir evrim geçirdi ki, ataları kabul ettikleri maymunlar bile bu kadar evrim geçirmemiştir.

Önce liberallikle soslandılar.

Sonra milliyetçilikle.

Sonra muhafazakâr, dindarlıkla.

Elveda Şehri Ramazan ilahisini toplu şekilde söylediler!

Ben de Müslümanım, oruç tutmasam da iftar yapıyorum resimleri verdiler!

Bulanmadıkları sos kalmadı, bulamaç oldu, bizim soslu demokratlar!

Rahmetli Erbakan Hoca'ya etmedikleri zulüm kalmadı, Millî Görüşçü oldular. SP'yi içlerine aldılar.

Uzaklaşmış Ak Partilileri içlerine aldılar; Deva'sı, Gelecek'le!

Merkez sağ dediler, DP'yi kucakladılar!

Uzaklaşmış ülkücüleri İyi Parti ile sinelerine sardılar!

6 oklarına düşman, ülkeye düşman terör örgütünün siyasi uzantıları ile yoldaş oldular!

Her şey oldular gökkuşağı gibi!

Faşist oldular, yobaz oldular, ülkenin karanlık yüzü oldular, kapitalist oldular!

Sorsan şimdi bunlara, bunlar hala solcu, sosyalist, Kemalist!

Gelelim günümüze.

Yerel seçimde milli görüşçülerin kalesi Kütahya'yı aldılar.

Milliyetçi-muhafazakâr Kastamonu, Bartın, Kırıkkale, Adıyaman'ı aldılar.

İstanbul'un en muhafazakâr ilçelerinden Üsküdar'ı, Ankara'nın en milliyetçi-muhafazakâr ilçesi Keçiören'i de aldılar.

Ey soslu demokratlar!

Buralarda kimlerin oyu ile seçildiniz?

Millî görüşçülerin, muhafazakarların, milliyetçilerin oyu ile.

Doğru mu, doğru.

Peki size oy veren, dün faşist, yobaz, gerici, göbeğini kaşıyan, örümcek kafalı diye aşağıladığınız bu insanlar, şimdi çağdaş, modern, ülkenin aydınlık yüzleri oldu mu?

Sizin çağdaşlık ölçütünüz size oy verilmesi mi?

Erbakan hocamın sözü ile sizi gidi takiyyeciler sizi!

Sizi gidi bulamaçlar sizi!

Bundan sonra bana bin yıl aydınlık, çağdaşlık masalı anlatmayın!

Sizi gidi ilkesizler sizi!

Toplu ilahiler söylemeye, tekbir getirmeye başladınız yavaş yavaş.

Tek başına iktidara gelmeniz halinde bu ülkenin ne tür sıkıntılara düçar olacağını bildiğimden, soslu demokratlığınıza emin olun hiç güvenmiyorum.

Günümüzde, ne olduğunuz gibi görünebiliyorsunuz nede göründüğünüz gibi olabiliyorsunuz!

Artık çizginizi bir netleştirseniz derim!

Bakın 30 yıl geçti, gelin bu sefer Müslümanları, Milliyetçileri, Anadolu insanını ötekileştirmeyin.

Beni yanıltın.

Ak Parti 22 yılın sonunda olumsuz yol yürüyerek bizi yanılttı.

Ak Partili arkadaşlar yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişti.

Sizden gözükmek için beslendikleri savundukları güzel ahlak, maneviyat, liyakat ilkelerini terk etti.

Şimdi ne muhafazakârlar ne milliyetçiler, ne demokrat nede liberaller. Ne olduklarını kendileri de bilmiyor.

Siz bu sefer doğruları yaparak gelin bizi  yanıltın.

Vesselam.

Hüseyin Kömür