Takvimler onun ölümünün 37. yılını gösterirken, “Acıların Kadını” olarak hafızalara kazınan Bergen’in mezarı başında bu kez şarkıları değil, dualar yükseldi. Gerçek adı Belgin Sarılmışer olan Bergen’in Akbelen Mezarlığı’ndaki kabri, ölüm yıl dönümünde hayranlarının buluşma noktası oldu. Mezara bırakılan çiçeklerin arasında yalnızca bir sanatçıya duyulan özlem değil, şiddetle yarıda kalan bir hayatın acısı da vardı.

Bergen (4)Bir döneme sesiyle damga vurdu

Bergen, özellikle 1980’li yıllarda arabesk müziğin en dikkat çeken kadın seslerinden biri haline geldi. 1986 yılında yayımlanan “Acıların Kadını” albümüyle şöhreti Türkiye'nin dört bir yanına ulaştı. Ancak sahnede yükselen kariyerinin ardında ağır bir yaşam mücadelesi vardı.

1982 yılında uğradığı asitli saldırı sonucunda sağ gözünü kaybetti. Buna rağmen müziği bırakmadı. Sahnelere döndü, şarkı söylemeye devam etti ve yaşadıklarını müziğine taşıdı. Hayatındaki şiddet ise sona ermedi. Bergen, 1989 yılında boşandığı eşi Halis Serbest tarafından silahla vurularak öldürüldü. Henüz 30 yaşındaydı.

Yıllar geçti ancak onun hikâyesi unutulmadı. Bergen, zamanla yalnızca arabesk müziğin önemli isimlerinden biri değil, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin sembol isimlerinden biri haline geldi.

Bergen (3)37 yıldır mezarına geliyor

Akbelen Mezarlığı’ndaki anmada en duygusal anlardan biri, Bergen'i hayattayken tanıma fırsatı bulan Emrah Aksu'nun anlattıkları sırasında yaşandı.

Aksu'nun Bergen'e olan bağlılığı 1985 yılına kadar uzanıyor. Aradan geçen onlarca yıla rağmen sanatçıya duyduğu sevgiyi kaybetmediğini söyleyen Aksu, 37 yıldır yılda iki kez mezarını ziyaret ettiğini anlattı.

Bergen'in şöhretinin arkasındaki insanı da tanıdığını belirten Aksu, onu mütevazı, cana yakın ve yardımsever biri olarak hatırladığını söyledi.

Anılarını anlatırken gözyaşlarına hakim olmakta zorlanan Aksu için Bergen'in ayrı bir yeri vardı. Çünkü 1988 yılında, Çorum konserinden önce Bergen'in kendisine yaptığı bir iyiliği hiç unutmadığını söyledi.

Tokatlı Şef Eren Kaşıkçı'nın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı
Tokatlı Şef Eren Kaşıkçı'nın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı
İçeriği Görüntüle

O gün kendi kendine verdiği sözü ise yıllar sonra mezarının başında şöyle anlattı: “Ben Bergen ablayı ömrümün sonuna kadar seveceğim.”

Bergen (2)“Keşke yaşasaydı”

Aradan 37 yıl geçmesine rağmen Aksu için Akbelen Mezarlığı'na yapılan her ziyaret aynı hüznü taşıyor.

“Buraya her geldiğimde gözlerim doluyor” diyen Aksu, Bergen'in hayatının yarıda kalmasının acısını hâlâ hissettiğini belirterek, “Keşke yaşasaydı. Eğer yaşasaydı dünya çapında inanılmaz bir yıldız olacaktı” ifadelerini kullandı.

Onu hiç tanımayan çocuklar da mezarına geliyor

Anma törenindeki en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise Bergen'in ölümünden yıllar sonra dünyaya gelen çocukların da mezarını ziyaret etmesiydi.

Küçük hayranı Miraç Ekti de onlardan biriydi.

Bergen'i görmek istediğini söyleyen Miraç, ölüm yıl dönümünde Akbelen Mezarlığı'na gelerek sanatçının kabrini ziyaret etti.

Bu ziyaret, Bergen'in hikâyesinin kuşaklar boyunca nasıl yaşamaya devam ettiğini de ortaya koydu.

Şarkıları kaldı, hikâyesi unutulmadı

Bergen'in hayatı yalnızca müzik dünyasında yükselen bir sanatçının hikâyesi olmadı. Şöhretinin zirvesine çıkarken yaşadığı şiddet, uğradığı saldırı ve sonunda öldürülmesi, onu Türkiye'nin hafızasında farklı bir yere taşıdı. Ölümünün üzerinden 37 yıl geçti.

Fakat bugün hâlâ farklı şehirlerden insanlar Mersin'e geliyor, Akbelen Mezarlığı'ndaki kabrine çiçek bırakıyor ve onun için dua ediyor.

Bir zamanlar sahnelerde söylediği acı dolu şarkılar ise yıllar sonra başka bir anlam taşıyor.

Bergen artık yok. Ama sesi, yaşadıkları ve yarım kalan hikâyesi hâlâ anlatılıyor.

Kaynak: İHA