Bundan tam dört yüz yıl önce Rus kaşifler, karda yalınayak yürüyen ve buzun üzerinde sobasız evlerde yaşayan bir halkla karşılaştıklarında gözlerine inanamadılar. Kendilerine "Gerçek İnsanlar" diyen Çukçiler, modern tıbbın ve teknolojinin sınırlarını zorlayan bir yaşam mücadelesini binlerce yıldır sürdürüyor. Bugün nüfusları sadece 16 bin civarında olsa da, genetik mirasları onları gezegenin en dayanıklı biyolojik makinelerine dönüştürmüş durumda.
Deriden bir termosta terlemek
Bir Çukçi evi olan yaranga’ya girdiğinizde sizi şaşırtacak ilk şey, içeride yanan bir ocak olmamasıdır. Onlar, dumanın bacasız bir çadırdan çıkmasındansa, vücut ısısını hapsetmeyi tercih ettiler. Geyik derilerinden yaptıkları ve "ters çevrilmiş bir kutuya" benzeyen küçük bölmelerin içinde, sadece bir yağ lambasının aleviyle sıcaklığı 25 dereceye kadar çıkarıyorlar. Dışarıda dondurucu bir Arktik fırtınası koparken, bu deri kozaların içinde tamamen çıplak oturup terleyerek dinleniyorlar. Odun veya kömürün olmadığı bir coğrafyada, kendi vücutlarını birer ısıtıcıya dönüştürmeyi başarmışlar.
Terlemeyen ve kokuyla düşman seçen bedenler
Arktik bölgedeki binlerce yıllık izolasyon, Çukçilerin biyolojisini adeta yeniden yazdı. Dondurucu soğukta terlemek, nemin donması nedeniyle ölüm fermanı anlamına geldiği için bu halkın vücudu neredeyse hiç terlemiyor. Üstelik koku alma duyuları o kadar keskinleşmiş ki, geçmiş yüzyıllarda bir yabancının dost mu yoksa düşman mı olduğunu sadece rüzgarın getirdiği kokudan anlayabildikleri söyleniyor. Bizim için dondurucu olan -10 derece, onlar için serinlemek amacıyla kıyafetlerinin içine kar attıkları "sıcak" bir hava dalgasından ibaret.
Geyik midesinden gelen sağlık ve deri bebek bezleri
Beslenme alışkanlıkları da en az yaşam alanları kadar sıra dışı. Tarımın imkansız olduğu topraklarda, ihtiyaç duydukları tüm vitaminleri geyiğin midesinden elde ediyorlar. Kesilen bir geyiğin midesindeki yarı sindirilmiş yosunları et suyuna katarak yaptıkları çorba, onları yüzyıllardır hastalıklardan koruyor. Hatta modern dünyanın vazgeçilmezi olan bebek bezlerini, çok uzun zaman önce geyik kürkü ve emici yosunlarla icat etmişlerdi. Bugün hala servet biriktirme geleneğine sahip olmayan bu gizemli halk, Arktik'in derinliklerinde doğayla bütünleşmiş bir mucize gibi yaşamaya devam ediyor.





