Tokat'ın tarihi, Hititler, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok uygarlığın izlerini taşır. Antik dönemde bölge, Anadolu'nun önemli yerleşim merkezlerinden biriydi. Hititler'in ardından bölgeye Frigyalılar ve Lidyalılar hakim oldu.
Pers İmparatorluğu'nun egemenliği sırasında bölge Pers kontrolü altına girdi. Daha sonra Makedonya Krallığı'nın ve ardından Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine geçti. Roma döneminde Tokat, önemli bir askeri ve ticaret merkezi haline geldi.
Orta Çağ'da bölge, Bizans ve Selçuklu İmparatorlukları arasında sık sık el değiştirdi. Selçuklu döneminde Tokat, önemli bir kültürel ve ticaret merkezi haline geldi. Özellikle Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad döneminde şehir büyük bir gelişim gösterdi.
Osmanlılar döneminde Tokat, Osmanlı İmparatorluğu'nun bir eyaleti haline geldi. Osmanlılar, şehre birçok yeni yapı ve tesis inşa etti ve Tokat'ı önemli bir yönetim ve ticaret merkezi haline getirdi.
Tokat, tarih boyunca birçok farklı kültürün etkisi altında kalmıştır ve bu da şehrin zengin tarihini ve kültürel mirasını oluşturmuştur. Günümüzde Tokat, tarihi yapıları, doğal güzellikleri ve zengin kültürel mirasıyla ziyaretçilerini cezbetmektedir.
Kültür gezisi sevenler bu güzel Anadolu şehri Tokat'ın tarihi ve kültürel güzelliklerini merak ediyor. Tokat'ın en bilinen gezilmesi gereken yerlerini sizler için derledik...
Bunun yanı sıra tarihi Ali Paşa cami, Zinav Gölü, Reşadiye kaplıcaları gibi tarihi ve kültürel gezilmesi gereken birçok yer bulunuyor. Toat zengin bir yemek kültürüne de sahip. Tokat Kebabı ve yaprak sarma çeşitleri mutlaka tadılması gereken lezzetler arasında başı çekiyor.
Yağıbasan Medresesi
Yağıbasan Medresesi, Danişment Beyliği’nden Nizamettin Yağıbasan’ın Tokat ve Niksar’da yaptırdığı iki medresedir. Tokat'ta bulunan Yağıbasan medresesi Çukur Medrese olarak da bilinir. 1151 ve1152 yıllarında yaptırılan medrese, kapalı avlulu Anadolu medreselerinin ilk örneklerinden biri olması açısından önemlidir. Avluyu örten 14 metre çapındaki kubbenin ortası açıktır. Yanlarda küçüklü, büyüklü tonozlu odalar, giriş eyvanının karşısında mescit ve dershane işlevindeki ana eyvan yer alır.
Kaz Gölü Kuş Cenneti
Kaz Gölü Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nın toplam koruma alanı 1170 hektar olup göl alanı 73 hektar kuru, 201 hektar sulu olmak üzere toplam 274 hektardır. Rakımı ise yaklaşık 535 metredir. Tokat il merkezine uzaklığı 39 kilometre, Turhal İlçesi'ne 19 kilometre, Pazar İlçesi'ne 11 kilometre, Zile ilçesine 23 kilometredir. Kaz Gölü, göçmen kuşların göç yolları üzerinde bulunmasından dolayı kuş türlerine konaklama imkanı sağlamaktadır. Kuluçka dönemlerini Kaz Gölü'nde geçiren göçmen kuşların geçişleri mart ayı içinde başlar mayıs ayı başlarına kadar devam eder. Erken gelmiş kuşlar nisan sonu mayıs ayının ortalarında doğru ilk yavrularını çıkarırlar. Haziran ayının sonlarına doğru yavrular palazlanıp uçmaya hazır hale gelir. Temmuz ayı başlarında da ilk göçler başlar ve devam eder. Kışı gölde geçiren göçmen kuşlar eylül-ekim aylarında gelirler ilkbahar ile birlikte havaların ısınmaya başlamasıyla kuzeye göç ederler.
Mahperi Hatun Kervansarayı
Mahperi Hatun (Pazar) Kervansarayı, Tokat-Pazar yolunun 29'uncu kilometresinde Pazar İlçesi'ne yaklaşık 1 kilometre mesafede, yolun güneydoğusundaki kuzeybatıya meyilli bir araziye inşa edilmiştir. Avlu ve kapalı kısım portallerindeki dörder satırlık sülüs hatlı kitabelerine göre, 1238 yılında Alaeddin Keykubâd’ın zevcesi ve II.Gıyaseddin Keyhüsrev’in validesi Mahperi Hatun tarafından yaptırılmıştır. Her iki kitabe de metinleri bakımından çok az farklılık göstermekle birlikte, aynı bâni ve yapım yılını kaydeder. Kısmen harap vaziyetteki eser, planı bakımından asli karakterini büyük ölçüde korumakla beraber insan eliyle gerçekleşen tahribatlardan nasibini alarak, bazı örtü ve taşıyıcı sistem yapı elemanlarından yoksun bir halde günümüze ulaşabilmiş, 1999 yılında yapılan restorasyon çalışmaları ile tekrar ihya edilmiştir.
Ballıca Mağarası
Ballıca Mağarası Tokat Pazar İlçe Merkezi'nin 7 kilometre güneyinde, Ballıca Köyü'nün yaklaşık 1 kilometre güneydoğusundadır. Yaşı 3,4 milyon yıl olarak belirlenen Ballıca Mağarası, dünyadaki benzerlerinin içinde özel bir konuma sahiptir. Yarı kayalık yüksek bir tepenin yamacındaki mağaraya giriş, kısmen düzeltilmiş ana kaya bloğundan sağlanmaktadır. Aydınlatma, yürüyüş yolları, seyir terasları yapılarak 1996 yılında ziyarete açılan Ballıca Mağarası 10 bin metrekare yüzölçümüne sahiptir. Gezilip görülebilen kısmı 94 metre yüksekliğinde olan mağaranın en önemli karakteristik özelliği, “soğan sarkıt” oluşumlarına sahip olmasıdır. Mağaranın bir diğer önemli özelliği koloniler halinde yaşayan cüce yarasaların bulunmasıdır. Ballıca Mağarası’nın Kısımları: Mağara yarı yatay, yarı dikey olarak birbirine bağlı 5 kat ve 8 büyük salondan oluşmaktadır. Mağara içi şekillerine göre bölümlere ayrılmıştır ve her bölüm farklı isimlerle anılmaktadır. “Havuzlu Salon, Büyük Damlataşlar Salonu, Fosil Salonu, Yarasalar Salonu, Mantarlı Salon, Sütunlar Salonu ve Yeni Salon” isimleriyle anılan bu bölümler dışında oluşumu devam eden henüz ziyarete açılmamış bölümler de bulunmaktadır.
Tokat Saat Kulesi
Behzat Semtinde kentin her yerinden görülecek şekilde, 1902 yılında yapılmıştır. Kapısı güney yönünde olup yüksekliği 33 metredir. Kesme taştan yapılmıştır. II. Abdulhamid’in padişah oluşunun 25. yılı için halkın yardımlarıyla, mutasarrıf Bekir Paşa ve Belediye Reisi Mütevelli oğlu Enver Bey tarafından yaptırılmıştır. Dört yöne büyük kadranlarla her yarım saat ve saat başlarında iki dakika ara ile tam çalar durumdadır. Sesi kentin her semtinden rahatlıkla duyulabilmektedir.
Taşhan
Türkiye’nin en güzel hanlarından biri olan Taşhan, Anadolu’daki en büyük şehir hanlarındandır. Gaziosmanpaşa Bulvarı üzerindedir. 1626-1632 yılları arasında inşa edilmiş bir Osmanlı eseridir. Dikdörtgen planlı, açık avlulu, iki katlı bir yapıdır. İçeride dış dükkanların bulunduğu kuzey ve doğu yönünde revaksız işyerleri, güney ve batı yönünde ise önünde revak bulunan dükkanlar yer almaktadır. Giriş koridorunun sonunda sağdan ve soldan ikinci kata çıkılmaktadır. İkinci katta bütün odalar revaka açılmaktadır. Girişin üstünde kubbeli bir mekan vardır ve bu mekan konsollar üzerinde dışa taşmaktadır. Odalarda dışa açılan birer pencere, bir ocak ve niş bulunmaktadır. İçte 76 dışta toplam 103 mekan vardır. Anadolu’daki en büyük şehir hanlarındandır.
Latifoğlu Konağı Müzesi
Latifzâdeler, Tokat’ın nüfuzlu âyan ailelerinden biri olup tapu sicil kayıtlarından öğrenildiğine göre konak 1291-1874 yılında Latifzâde Mûsâ ve Osman tarafından yaptırılmıştır. Tokat merkez Gaziosmanpaşa Bulvarı üzerinde bulunan Latifoğlu Konağı’nın, 1746 yılında Osmanlı Barok üslubunda inşa edildiği bilinmektedir. “L” şeklinde bir plan üzerinde ahşap karkas arası kerpiç dolgu malzemeyle inşa edilmiş iki katlı konak, alaturka kiremit kaplı kırma çatıyla örtülüdür. Konağın taş döşemeli avlusunda kare planlı bir havuz yer almaktadır. Odaları “L” şeklinde bir sofanın etrafında şekillenen konak, serbest plan anlayışına sahiptir. Birinci katta yer alan sofaya, günlük işlerin yapıldığı aynı zamanda mutfak olarak da kullanılan “aşevi” veya “işevi” denilen bölüm, “hamam odası” da denilen oturma odası ve küçük bir oda açılmaktadır. Hamam odasından kare planlı, tek kubbeli hamama geçilmektedir. Küçük bir soğukluk-soyunmalık kısmı bulunan alttan ısıtmalı bu Türk hamamı, yapının dışına çıkma yapmaktadır.
İkinci kattaki sofa, konağın haremlik-selamlık bölümünü ayırmaktadır. Konağın bu katında “Paşa Odası” denilen selamlık bölümü “Havuzbaşı Odası” denilen harem bölümü, Bir yatak odası ve küçük bir oda yer almaktadır. Latioğlu Konağı oldukça zengin ahşap, alçı ve kalem işi süslemelere sahiptir. Hamam odasının ahşap tavan, kapı, yüklük ve dolap kapakları bitkisel motiflerle bezenmiştir. Paşa odasının barok formlu ahşap tavan göbeği, dolap ve yüklük kapakları, kapısı ahşap işçiliğinin güzel örneklerini yansıtmaktadır. İkinci kattaki havuzbaşı odası yaldız boyalı ahşap tavan göbeği yanında pano içinde çiçek motifleri ve İstanbul tasvirleriyle süslenmiş duvarlarıyla da dikkat çekmektedir. Alçı işçiliği, Paşa odası ve havuzbaşı odasının alçı kalıp üzerine boya bezemeli ocaklarında ve tepe pencerelerinde görülmektedir. Alçılı vitray tepe pencerelerinde “Mühr-ü Süleyman” denilen motif kullanılmıştır. Latifoğlu Konağı, 1988 yılında Tokat Müzesi bünyesinde, yörenin eşyaları ve kıyafetleriyle donatılıp mankenlerle canlı ve gerçekçi bir teşhir yapılarak, Tokat’ın geleneksel ev kültürünün yansıtıldığı Müze-Ev olarak hizmet vermektedir.
Halit Sokak-Sulu Sokak
Tokat eski kent merkezini ve aynı zamanda kentin tarihi ticaret merkezini oluşturan Sulu Sokak ve onunla bütünleşmiş konut yerleşimi Halit Sokak günümüze kadar Tokat’ta uygarlık kurmuş bütün medeniyetlerin izlerini taşımaktadır.
Mevlevihane
Mevlevilikle ilgili en eski kaynak olan Menakıb-ül Arifin kitabından anlaşıldığı üzere; Hazreti Mevlana hayattayken Muineddin Süleyman Pervane’nin isteği üzerine Fahreddini Iraki isimli halifesini Tokat’a göndermiş ve Pervane’nin 13'üncü yüzyılda yaptırdığı zaviye ile Mevlevilik Tokat’ta yayılmaya başlamıştır. Muhtemelen bu zaviye 15'inci yüzyılın sonunda Uzun Hasan’ın Tokat’ı yakması esnasında yok olmuş ve ikinci defa Bey Sokağı girişinde bulunan arsaya Sultan III. Ahmed Dönemi'nde Yeniçeri Ağası Sülün Mustafa Paşa tarafından 1638’de yaptırılmıştır. Bu yapı tümüyle varlığını günümüze kadar sürdürememiştir. Yanda bugün özel mülkiyette bulunan Mevlana Hamamı, girişteki taş kapı ve konaktaki hamam ve bitişiğindeki oda o dönemden kalmıştır. Bugün son onarımlarla 19'uncu yüzyıl Tokat evlerinin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. İki katlı yapının zemin katı “L” biçimli bir koridor çevresindeki odalardan oluşan bir plana sahiptir. İkinci kat büyük tek salon olarak planlanmıştır. Semahane olarak kullanılan bu bölüm kubbe ile örtülmüştür, kubbenin ortası ise bitkisel motiflerle bezenmiştir. Yapı, ahşap karkas arası kerpiç dolgu kullanılarak bağdadi tarzında inşa edilmiştir.
Niksar Kalesi
Esas olarak Pers kökenli Pontus Krallığı zamanında yapıldığı ve adının Kaberia olduğu bilinen Niksar Kalesi, Roma Dönemi’nde eklenen yeni yapılarla günümüzdeki konumuna gelmiştir. Yapıldığında akropol alanını tanımlayan sur duvarları, tipik Roma savunma planı gibi iç, dış ve orta sur duvarları olarak üç ayrı hat oluşturmuştur. 7 ve 9'uncu yüzyıllarda güneyden gelen akınlara karşı güçlendirilen kalede iki hamam, iki mescit, medrese, kilise ve hapishane kalıntıları bulunmaktadır.