Deniz seviyesinden 1300 metreden fazla yükseklikte, Pamir Dağları'nın derinliklerinde yer alan Rogun altyapı projesi, dünyanın en büyük hidroelektrik santrallerinden biri olma yolunda belirleyici bir aşamaya girdi. Temelleri 1976 yılında Sovyet döneminde atılan ancak SSCB'nin çöküşü, bölgesel iç savaşlar ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle yarım asra yakın bir süredir tamamlanmayı bekleyen dev baraj, son on yılda sağlanan uluslararası finansman desteğiyle küresel bir megaprojeye dönüştü. Tamamlandığında 335 metre yüksekliğe ulaşarak "dünyanın en yüksek barajı" unvanını alacak olan yapı, şu an 140 metrelik yüksekliğiyle bile mühendislik sınırlarını zorluyor.
Kompleks, sadece bir su bendi olmanın ötesinde onlarca kilometre uzunluğunda tünelleri, yönlendirme kanallarını ve devasa yer altı enerji santrallerini barındırıyor. Pamir Dağları'ndaki buzullardan beslenen Vakhsh Nehri'nin suları, halihazırda her biri 600 megavat gücünde olan iki adet yer altı türbinini besliyor. İnşaat süreci devam eden dört ek türbinin de devreye girmesiyle birlikte Rogun Hidroelektrik Santrali, bir nükleer santralin üretim kapasitesine eşdeğer olan toplam 3.600 megawatt kurulu güce ulaşacak. 13 milyar metreküpten fazla su tutma kapasitesine sahip olacak derin mavi rezervuar, bölgenin kronikleşen enerji krizine kesin bir çözüm sunmayı hedefliyor. 10 milyondan fazla nüfusa sahip olan ve özellikle kış aylarında iç talebin dörtte birini karşılayamadığı için elektrik kısıtlamalarına giden ülke, bu projeyle tam enerji bağımsızlığı kazanmanın kapısını aralıyor.
Projenin vizyonu sadece iç pazarı aydınlatmakla sınırlı kalmayıp, sınır ötesi bir enerji ihracat ağı kurmayı da kapsıyor. CASA-1000 iletim hattı projesi aracılığıyla Afganistan üzerinden Pakistan'a elektrik satılarak milyarlarca dolarlık döviz girdisi sağlanması planlanıyor. Ancak toplam maliyeti 6,29 milyar doları bulan bu dev yapının inşası, geçmişte su yönetimi ve sınır ötesi etki endişeleri nedeniyle uluslararası finans kuruluşlarının engeline takılmıştı. Amu Darya'nın ana kolu olan Vahş Nehri'nin suları Özbekistan ve Türkmenistan tarımı için hayati önem taşıdığından, aşağı havza ülkeleri uzun süre projeye karşı çıktı. 2016 sonrasında bölgede değişen siyasi liderlikler ve yumuşayan diplomatik ilişkiler, Dünya Bankası ile Avrupa Yatırım Bankası gibi küresel kreditörlerin projeye yeşil ışık yakmasını sağladı. Bugün finansmanın yarısından fazlası uluslararası ortaklarca karşılanırken, sıkı denetimler altında yürütülen inşaat çalışmaları için her hafta üst düzey devlet kontrolleri gerçekleştiriliyor.
İklim değişikliği çağında yeşil enerji dönüşümünün de temel taşı olarak görülen baraj, bölgedeki kömür ve petrol bağımlılığını azaltarak sera gazı emisyonlarını düşürme potansiyeline sahip. Küresel ısınma nedeniyle Pamir buzullarının erimesi ve nehir akışlarının uzun vadede azalma riski bulunsa da, projeye entegre edilen ek rezervuar sistemleriyle su yönetiminin kontrol altında tutulması hedefleniyor. Aynı zamanda nehir üzerindeki bir diğer ana santral olan Nurek Barajı'nı tehdit eden tortu birikimi sorunu da Rogun sayesinde engellenmiş olacak. Önümüzdeki aylarda test edilmek üzere rezervuar su seviyesinin yeniden yükseltilmesi planlanırken, tüm dünya Orta Asya'nın çehresini değiştirecek bu devasa yapının geleceğini yakından takip ediyor.