Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşanan olayda, 19 yaşındaki İbrahim Yaşar’ın hayatı kısa sürede trajik bir şekilde sona erdi. Mersin’den 4 Mart 2025’te çalışmak için şehre gelen genç, bir inşaatta su tesisatçısı olarak işe başlamıştı. Ancak daha dördüncü gününde kaldığı konteynerde çıkan yangında yaşamını yitirdi.
Yangın 8 Mart tarihinde Emek Mahallesi’ndeki şantiyede meydana geldi. Alevlerin hızla sardığı konteynerde bulunan Yaşar, içeride mahsur kaldı. Aynı yerde kalan M.A.Ö. ise yaralı olarak kurtarıldı.
Kamera kayıtları ve ifadeler dikkat çekti
Olay sonrası başlatılan soruşturmada aynı şantiyede çalışan iki kişi, M.K. ve B.S., gözaltına alındı ve tutuklandı. Haklarında “yangın suretiyle tasarlayarak kasten öldürme” suçundan dava açıldı.
20 Nisan’da görülen ilk duruşmada dosyaya giren kamera kayıtları dikkat çekti. Kayıtlarda, iki şüphelinin olay sabahı bir akaryakıt istasyonundan 5 litrelik pet şişeyle yakıt aldığı görüldü. Öte yandan itfaiye raporunda yangının söndürülmeden bırakılan bir ateşten çıkmış olabileceği ifade edildi.
Yaralı kurtulan M.A.Ö.’nün ifadesi ise farklı bir tablo ortaya koydu. Olaydan bir gün önce B.S.’yi gece telefonda uyardığını belirten tanık, olay anında M.K.’nin konteynere gelip selam verdiğini, ardından B.S.’nin yanan bir bezi içeri attığını ve benzini yere fırlattığını söyledi.
“Kapıyı kilitlemişler” iddiası
Acılı baba Vedat Yaşar, mahkemede yaptığı açıklamada yaşananları kabul etmenin zor olduğunu dile getirdi. Oğlunun hayatında ilk kez çalıştığını söyleyen baba, olayın planlı olduğunu düşündüğünü ifade etti.
Baba Yaşar, şüphelilerin akaryakıttan benzin aldığını belirterek, “Bidona doldurup ağzına bez koymuşlar. Molotof gibi hazırlayıp konteynerin içine atmışlar. Çocukların üzerine kapıyı da kilitlemişler” dedi.
Ailenin adalet beklentisi
Evladını kaybeden baba, yaşananların nedenini bilmediklerini vurguladı. Şüphelilerle hiçbir bağlantılarının olmadığını söyleyen Yaşar, adaletin yerini bulmasını istedi.
Ailenin yaşadığı acı halen taze. Baba, diğer çocuklarının da psikolojik olarak etkilendiğini, hayatın normal akışının bozulduğunu dile getirdi. “Evimizden her gün cenaze çıkıyor gibi” sözleri, yaşanan dramın boyutunu gözler önüne serdi.





