Orta Doğu’daki savaşın etkileri sadece cephe hattında kalmadı. Enerji piyasaları da bu gelişmeden sert şekilde etkilenmeye başladı. Küresel enerji tedarik zincirinde yaşanan kırılmalar, birçok ülkede yakıt krizinin kapıyı çalmasına neden oldu.
Savaşın henüz on birinci gününde petrol akışındaki aksaklıklar, dünyanın farklı bölgelerinde günlük yaşamı etkilemeye başladı. Özellikle Asya ülkelerinde yakıt bulmak zorlaşırken, hükümetler vatandaşlarına kısıtlama çağrısı yapmaya başladı.
Asya’da yakıt krizi günlük yaşamı etkiliyor
Krizin ilk dalgası Asya ekonomilerinde hissedildi. Alternatif yakıt kaynaklarının hızla tükenmesi ve fiyatların kontrolsüz biçimde yükselmesi üzerine bazı ülkeler olağanüstü önlemler aldı.
Vietnam’da hükümet vatandaşlara acil bir durum olmadıkça dışarı çıkmamaları ve mümkünse evden çalışmalarını tavsiye etti. Bu çağrı, ülkede yakıt tüketimini azaltmak amacıyla yapılan önlemlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Bangladeş’te ise akaryakıt istasyonlarında uzun kuyruklar oluştu. Hükümet bu duruma müdahale ederek araç başına alınabilecek yakıt miktarına resmi sınırlama getirdi. Böylece ülkede karne benzeri bir dağıtım sistemi uygulanmaya başlandı.
Uzmanlar, bu önlemlerin kısa vadede talebi düşürmek için alındığını söylüyor. Ancak kriz uzarsa daha sert tedbirlerin gündeme gelebileceği konuşuluyor.
Havacılık sektörü krizin en ağır darbesini aldı
Enerji krizinin en hızlı etkilediği alanlardan biri de havacılık sektörü oldu. Yakıt fiyatlarındaki sert artış, birçok havayolu şirketini zor durumda bıraktı.
Binlerce uçuş iptal edilirken bazı şirketler rotalarını değiştirmek zorunda kaldı. Uçakların daha fazla yakıt taşıması ve farklı noktalarda yakıt ikmali yapması gerektiği ifade ediliyor.
Piyasalarda da bu gelişmelerin etkisi görüldü. British Airways’in hisseleri yaklaşık yüzde 6 değer kaybederken EasyJet hisseleri de yüzde 4 geriledi. Birçok havayolu şirketi ise yeni büyüme planlarını şimdilik askıya aldı.
ABD’li havayolu şirketlerinin ise yakıt fiyatlarına karşı mali korunma yöntemlerini yıllar önce bırakmış olması krizi daha da zorlaştırdı. Bu şirketlerin şu anda varil başına yaklaşık 120 dolar gibi yüksek bir bedel ödemek zorunda kaldı.
Körfez’de enerji tesisleri peş peşe devre dışı kalıyor
Krizin merkezinde ise Orta Doğu bulunuyor. Bölgedeki bazı büyük enerji tesislerinin faaliyetlerini durdurması küresel piyasada büyük endişe yarattı.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ve günlük yaklaşık 922 bin varil kapasiteye sahip Ruwais rafinerisinin bir insansız hava aracı saldırısı sonrası tamamen kapatıldığı bildirildi. Bu gelişme enerji piyasalarında ciddi bir endişe oluşturdu.
Suudi Arabistan’daki en büyük rafinerilerden birinin de faaliyet dışı kaldığı belirtiliyor. Katar’daki büyük sıvılaştırılmış doğal gaz tesisinin de operasyonlarını durdurdu.
Bu gelişmeler, küresel enerji akışının önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı üzerindeki riskleri daha da artırdı.
Küresel piyasalar endişeli
Uluslararası finans kuruluşları da krizin büyüyebileceği konusunda uyarılar yapıyor. JP Morgan tarafından yayımlanan değerlendirmede Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması halinde küresel petrol üretiminde günlük yaklaşık 4,7 milyon varillik düşüş yaşanabileceği ifade edildi.
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde petrol fiyatlarının daha da yükselmesi ve küresel ekonominin ciddi şekilde etkilenmesi bekleniyor.
G7 ülkeleri acil toplantıya hazırlanıyor
Enerji piyasasında yaşanan gelişmeler Batılı ülkeleri de harekete geçirdi. Dünyanın en büyük ekonomilerinden oluşan G7 ülkeleri, stratejik petrol rezervlerinin kullanılması konusunu görüşmek üzere acil bir toplantı yapmaya hazırlanıyor.
Avrupa’da ise Fransa’nın deniz ticaret yollarını güvence altına almak amacıyla bölgeye askeri bir misyon göndermeyi değerlendirdiği belirtiliyor.
Küresel enerji piyasasındaki belirsizlik sürerken uzmanlar, krizin daha başında olunduğunu söylüyor. Savaşın sadece on birinci gününde ortaya çıkan bu tablo, önümüzdeki günlerde dünya ekonomisinin nasıl bir yön izleyeceği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Bazı ekonomistler ise enerji akışındaki bu kopmanın küresel piyasalarda uzun sürecek bir dalgalanmaya neden olabileceğini düşünüyor. Durumun nereye varacağı ise şimdilik net değil, ama tablo pek iç açıcı görünmüyor.