Evet, yaptığım haberler için polemiğe girmemeye çalışıyorum!
Şu gerçeği ifade ederek başlamak isterim!
Gazetecinin aptalı, siyasetçilerle ve bürokratlarla mücadele eder!
Bir de vatan ve millet sevdalısı gazeteciler, halkın faydasını isteyen gazeteciler, siyasetçilerle, bürokratlarla ve hatta hainlerle mücadele eder!
Bugüne kadar yaptığımız hiçbir mücadeleden pişmanlık duymadım! Hatta bazı konuların kenarından köşesinden yazıp da sonucu gitmediğimiz, hayati öneme sahip konularda geri durduğum için de pişmanlık duydum. Kazanan çıkarcı kişiler oldu, kaybeden Niksar halkı ve ülkem oldu!
AK Parti İlçe Başkanı Akif Karataş’ın gerçekleri yansıtmayan her cümlesinin bizde cevabı var tabii ki. Her yazdığı cümleye cevap verecek konumdayım ama polemiğe girmeden yaşanan sürece nokta koyacağım.
İlçe Başkanı Akif kardeşim keşke isimleri vermeden kendisini tatmin edebilirdi ama, isimler verince işin içine aile bireylerini de yazınca bunun şık olmadığını söylemem gerekir!
Yazdığımız yazıda kişi ismi vermedim, kurum ismini de vermedim! Yalnızca şunu ifade etmeye çalıştım: “Niksar’da yeni bir Öğretmenevine ihtiyaç yoktur, mevcut Öğretmenevi 1-2 milyon liraya tadilatı tamamlanır ve hizmete devam eder” dedim!
Evet, 1-2 milyon TL’ye onarımı yapılacak olan bir Öğretmenevi hizmet binası varken, devletin 100-200 milyon TL’ye bugünkü ekonomik sıkıntılar içinde para harcamasının doğru olmadığını yazdım.
Vatandaşa her gün yollarda ve mobesalarda binlerce ceza kesilirken, iş yerlerine her gün hacizler gelirken, hükûmet ekonomik sıkıntılardan kurtulmak için cezalar üzerinden hareket ederken, emekli insanlar her gün feryat ederken, Cumhur İttifakı hükûmetlerinin Türkiye’nin güçlü yapısını oluşturduğu hâlde, yapılan hizmetleri bazı insanlar yok sayarken, Niksar’da yapılacak çok hayati işler varken, “Niksar’da yeni bir Öğretmenevine ihtiyaç yoktur” dedik.
Akif Karataş, Danişment Gazetesi’ne verdiği açıklamada:
“Yazmazsan namertsin. Ben tuhafiyeci Nedim’in torunu, şoför Bilal’in oğluyum. Ailemde, kendimde, siyasetimde akçalı işlerle işimiz olmadı. Bel altı iddia ortaya koyan biri, o iddiayı ispat etmek zorundadır. İspat edemiyorsa müfteridir.” diyor.
Müfterinin sözlük anlamı: Kara çalan, iftira eden (kimse).
Biz 60 yıllık gazetecilik hayatımızda asla kimseye kara çalmadık, çalmayız, çalmayacağız!
Niksar’da o kadar çok sıkıntı varken ve kesinlikle bir Öğretmenevi Oteli’ne ihtiyaç yoktur” dedik. Çünkü Niksar’da hâlen bir Öğretmenevi vardır. Niksar halkına ve şehir dışından gelen öğretmen ve ailelerine hizmet vermektedir. Kullanılan her hizmet binası gibi, mevcut Niksar Öğretmenevinin de yıpranmış, onarılma ihtiyacı vardır.
Güç Zehirlenmesi
Bazı insanlar güç zehirlenmesine kapılırlar. Sanırım Akif Karataş, güçlü bir iktidarın ilçe başkanlığını yaparken “güç zehirlenmesine” kapılmış!
Gazeteye verdiği açıklamada, “iddiayı ispat etmek zorundadır. İspat edemiyorsa müfteridir” diyor.
Karataş’ın yazısını başlıklar hâlinde aldım ve kısa açıklamalarla cevap vereyim. Cevap vermez isem insanlara karşı sorumluluğumu yerine getirmemiş olurum.
Karataş: “Asılsız iddialar yüzünden yatırım iptal edildi, öğretmenevi taşınmayacak” diyerek başlamış açıklamasına.
Öğretmenevinin başka bölgeye taşınmamasından memnun olduğumu ifade edeyim. Zaten bizlerin ve bölge bölge halkının isteği bu doğrultuda idi. Öğretmenevi bir yatırım değil, keyfi bir çalışma idi! Devleti sıkıntılı ekonomik dönemde 200 milyon civarında yük altına sokulacaktı.
Niksar’da alelacele yeni bir Hükûmet Konağı yapıldı. Yeni yapılan Hükûmet Konağı, eski Hükûmet Konağından küçük, ihtiyaçlara cevap vermeyen, daha büyük bir alana yapılmasına rağmen!
Karataş: “Rantabl bir yapıya kavuşturulması için uzun süredir kapalı durumda bulunan Nuri Park Otel binasının değerlendirilmesi yönünde çalışma yürüttük” açıklamasını yapmış.
Biz hiçbir zaman kişi ve kurum ismi vermedik. Biz, “Öğretmenevinin yeni bir binaya ihtiyacı yok” dedik. Keşke almak istedikleri yerin ismini yazmamış olsalardı. Söz konusu binanın mülk sahipleri tarafından satılmak istenmesi gayet normaldir. İnsanlar mülk yapar, satar; kimseyi ilgilendirmez, mani olunamaz, olmamalıdır da. Ancak kişisel menfaatler toplumun menfaatinin önünde olmamalıdır! Keşke yer ismi vermese, kişiler arasında polemiğe, husumete fırsat vermemiş olunurdu!
Karataş: “200 milyon gibi bir rakamdan bahsediliyordu. Böyle bir fiyat kesinlikle söz konusu değil. Bu memlekete hizmet etmenin bir bedeli var. Biz yola çıkarken bu bedeli, olumlu ya da olumsuz, ödemeye hazır olduğumuzu bilerek çıktık” diyor.
Yazımızda 200 milyon TL derken kesin bir rakam vermedik, “200 milyona mal olabilecek bir binaya ihtiyaç yok” dedik. Mevcut Öğretmenevine 1-2 milyon harcandığında ihtiyacın karşılanacağını söyledik. Ayrıca AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ülke genelinde TASARRUF TEDBİRLERİ KAPSAMINDA YENİ BİNA ALIMLARININ YASAKLANDIĞINI hatırlatmak isterim! İlçe Başkanı Akif Karataş, Sayın Cumhurbaşkanının emirlerine karşı mı gelecektiniz? Genelgeyi buraya yazmaya gerek yok, açın okuyun!
Karataş: “Mecliste vekile ulaşmak kolay değil ama biz her seferinde destek bulduk. Yusuf Bey’e gidiyoruz, sağ olsun bakanı arıyor, genel müdürü arıyor” açıklamasını yapmış.
Akif Karataş’ın bu sözleri çok üzücü ve düşündürücüdür! Ne demek “Mecliste Vekillere ulaşmanın zor olması?” Milletvekillerine ulaşmak her şeyden kolay olması gerekirken, sanki Milletvekilleri ile halk arasında zırhlı duvarlar varmış gibi açıklama yapılması, AK Parti Tokat Milletvekillerimizi zan altında bırakır! Bizler ne zaman telefon açtıysak veya görüşmek istedik isek her zaman görüştük, konuştuk. Ayrıca 3 Milletvekilimiz içinde yazının açıklamasında neden Yusuf Bey’in ismini yazdırdı? Yusuf Bey, halkı tartışmaya sokan hiçbir şaibeli işlerde isminin geçmesini istemez. Kaldı ki, konuyu bizlerle konuşan kişiler, Yusuf Bey’in tartışmaların içinde olmadığını, olmayacağını ifade etmişken, Karataş’ın 3 değerli Milletvekilimiz içinden Yusuf Bey’in ismini alenen yazarak, sanki Yusuf Bey “tarafmış” gibi açıklamada ismini geçirmesini doğru bulmadık.
Milletvekillerimiz her zaman halkın taleplerini dikkate alarak çalışmalar yapmıştır, şaibeli işlerde asla olmamışlardır. Milletvekilimiz Sayın Yusuf Beyazıt’ın isminin bu tartışmalara İlçe Başkanı Akif Karataş tarafından yazılması/söylenmesi yanlıştır.
Karataş: “Karataş, öğretmenevinin mevcut yapısının ihtiyaçları karşılamadığını, Niksar’a yakışır bir tesis kazandırmak istediklerini belirterek, “Ama şartlar bunu gerektiriyor. Mevcut öğretmenevimiz artık ihtiyaca cevap vermiyor. Vekilimiz Bakan Bey’le görüştü. Kendisi de bölgeyi biliyor, öğretmenevinin durumunu biliyor. Böyle bir yatırım fırsatını bize sundular” dedi.
Yukarıda ifade ettim, Yusuf Bey ve iki değerli Milletvekilimiz bir hizmetin Niksar’a yapılmasını desteklerler ama şaibeli ve halkın tepkisini çekecek işlerde Milletvekillerimiz asla yer almaz. Yusuf Bey’in isminin her aşamada yer aldığını açıklamak, Yusuf Bey’in yıpratılmasına yönelik açıklamadır. Yusuf Bey’i yakından tanıyan birisi olarak bu tür sıkıntılı süreçlere katılmaz, halka rağmen birilerinin taleplerini dikkate almaz! Bir ilçe başkanı olarak kendi Milletvekilini tartışmanın ortasına almaması gerekirdi. Yukarıda ifade ettiğim gibi Akif Karataş GÜÇ ZEHİRLENMESİNE kapılmış. Yanlışın sorumluluğunu Tokat’ın, Niksar’ın değerli bir insanını konunun sorumlusu ve savunucusu gibi açıklama yapması sorumluluk taşıması gereken kişiye yakışmamıştır. Kaldı ki biz gazeteci olarak haber yaparken, yazı yazarken değer verdiğimiz insanlarımızı tartışmaların içine çekmeyiz. Yusuf Bey’in bu tür tartışmalarda yer almadığını, almayacağını açıkça ifade ettim!
Karataş: “Yıllardır kapalı olan Nuri Park Otel öğretmenevi için uygun görüldü. Maliyet hesabını yaptık, fizibilitesini değerlendirdik ve öğretmenevi olabileceğini düşündük. İşletme sahipleriyle görüştük, 99 milyon TL fiyata anlaştık” dedi.
Çok üzücü ve düşündürücü bir açıklama. Bizler haberlerimizde Öğretmenevinin hangi binaya taşınacağını yazmadık, kişi ve kurum ismi de yazmadık. Karataş’ın ilçe başkanlığının sorumluluğunu bilmeden kişi ve kurum ismi vermesi etik olmamıştır. Kaldı ki, söz konusu yerin/binanın KYK Yurdu için alınması, kullanılması veya yurt hizmeti sunması için yapılan çalışmaları duyduğumuzda olumlu sözler söylediğimizi, kapalı olan her binanın Niksar için doğru olmadığını savunan ve söyleyen insanlarız. Niksar’a yeni bir KYK Yurdunun kazandırılmasından mutlu oluruz, bir kurumun hayat bulması Niksar’a katkı sağladığını ifade ederiz.
Karataş: “Geçen hafta sadece iki dönümlük boş bir arazi olan şeker pancarı yeri 21 milyon 600 bin TL gibi bir rakama satıldı. Bizim bahsettiğimiz yer 2,5 dönümlük bir alan üzerinde; 42 odalı, iki daireli, yaklaşık 10 milyon liralık mefruşatı hazır bir otel” diyor.
Yukarıda ifade etmiştim, bizler polemiğin içine girmeyeceğiz ama bizi MÜFTERİ olarak suçlayınca her sorunun yeni bir tartışmaya fırsat vermeden cevap vermek zorundayız. Binanın kaç odalı, kaç daireli, kaç odalı olduğu ilgilendirmez. Söz konusu Şeker Şirketi özelleştirme kapsamında aldığı binayı satmasına karşı çıkması gereken Karataş, bu alanın Niksar’ın ihtiyaçlarını karşılaması bakımından alınmasına katkı sağlaması gerekirdi ama yapmamış! Özelleştirme kapsamında Şeker Şirketi’ne satılan bu alan ve 3 pancar toplama alanının satılmasına mani olunmaması Niksar için çok değerli olan bu alanlara keşke sahip çıkmak için Sayın Milletvekillerimizden destek istenseydi. Milletvekillerimiz bu tür satışlara mani olur, Niksar için hayati önem taşıyan hizmet alanları olarak kullanılması sağlanması gerekirdi. Neden yapmadınız Akif Karataş?
Şeker Şirketi’ne ait alan, 18/8 nolu parsel 2,5 dönümdür, 21 milyona satılmıştır. Oranın satılması da düşündürücüdür! Kayseri Şeker Şirketi kendisi için elzem olan hizmet binasını sattıktan sonra Niksar pancar ekiminden vaz mı geçiyor veya vaz mı geçecek? Bunu ayrıca haberde değerlendireceğiz. Niksar’da pancar ekiminden vazgeçmek isteyen Şeker Şirketi’ne bir iki söz söyleseniz, otel tartışmasından daha doğru olurdu. Sizin göreviniz hizmete yönelik olmalı, Niksar halkının menfaatlerini korumak olmalıdır.
Ve; ismini verdiğiniz otel bölgesinin 2,5 dönüm değil, 18/48 nolu parselin $650,28 \text{ metrekare}$, yanında bulunan 18/47 nolu parselin $196,04 \text{ metrekare}$ olduğunu, AK Parti Hükûmetinin oteller konusunda yeni düzenlemeler getirdiğini, yeni otel açmak isteyen kişi ve kurumların yangına dayanıklı malzemelerle donatılması, yeni binaların yangına dayanıklı olması gerektiğini, aksi takdirde işletmeye izin verilmeyeceğini hatırlatmakta fayda var. Yeni bir otel açmak için yeni kurallara göre işletmelerin mefruşatlarını ve bütün binayı yeniden yapması gerekir!
Karataş: “On gün içinde temizlenip öğretmenevi olarak hizmete başlayabilecek durumdaydı. 99 milyon lira için vicdanınıza bırakıyorum” diyor!
Bizi Müfteri olarak suçlayan Akif Karataş, haksız olduğu hâlde halkı yanına çekmek için Öğretmenevinin 10 gün içinde hizmete devam edeceğini yazması çok manidardır. Keşke otel ismi, yer ismi vermeden işi geçiştirseydi ama olmadı. Cevabını vermek zorundayım çünkü bizler yalanla, karalama ile işimiz olmaz, yalanla toplumu kandırmayı hiç tercih etmedik.
Söz konusu yer/bina alınmış olsa dahi Öğretmenevine uygun şartlarda hizmet vermesi için binanın tamamı yeniden dizayn edilmesi gerekir. Yukarıda ifade etmeye çalıştım, keşke insanların kurumlarını tartışmaya açacak, bizi yalancılıkla suçlayıcı dil kullanmamış olsaydı! Bizi kişilere hedef göstermeseydi! Bizi tehdit edecek ortamları hazırlamasa idi! Tehdit ve şantajlar başlayınca ipin ucu kaçmış oldu ve her noktaya cevap vermek zorunda kaldım!
Hayrola kendini hangi konumda görüyorsun? Söz konusu oteli kimin desteği ile işletmeye 10 gün içinde açmayı düşündün? Bolu’da yanan otellerden dolayı onlarca yetkili imza sahibi yargılanıyor! Sen nasıl yangın kurallarına uygun hâle gelmemiş bir işletmeyi açmayı düşündün?
Ayrıca senin ilçe başkanı olduğunu biliyoruz. Devletin bir kurumu konusunda hangi hakla “kişilerle pazarlık yaptım” diyorsun? Pazarlığın 99 milyona bağlandığını söylüyorsun! Bizim bilmediğimiz bir görevin mi var? Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yeni bir kurum mu oluştu da işin başına seni getirdiler?
Ne demiştik; “AKÇALI İŞLER SİYASETÇİYE DE BÜROKRATLARA DA SIKINTI VERİR” demiştik. Bu sözlerimize tepki verdin ama işin içinde olduğunu kendin söylüyorsun! Senin görevin, devletin yapmak istediği hizmetlerin alım ve satımlarında iş bitiren tarafta nasıl olursun?
Bizlerin ne kadar haklı olduğumuzu kendin açıklamışsın, teşekkür ederim, beni haklı çıkartan açıklama yaptığın için!
Karataş: “Esnaflar düşünülmedi iddiası doğru değil; yerine ADEM ve SHM planladık” Öğretmenevinin taşınması hâlinde mevcut binanın” demiş!
Biz “Esnafları düşünmedi” falan demedik. Bölgedeki esnaf arkadaşların feryadını biliyoruz. Yaşanan sıkıntılardan dolayı Milletvekillerini veya çeşitli yerleri telefonla aradıklarını biliyoruz. Esnafların söylediği ve bildiğim şu sözleri yazayım: “BUGÜNE KADAR AK PARTİYE, CUMHUR İTTİFAKI PARTİLERİNE OY VERDİK, BİR DAHA OY VERİRSEK ELLERİMİZ KIRILSIN” dediler!
İlginç. Öğretmenevi hem lokal, hem yemek servisi yapan ve Niksar’da taşımalı öğrencilerin kendi mutfağında yemek yapıp servis yapan bir kurum ve otel işletmeciliğini de beraberinde yapmaktadır. ADEM ve SHM bu binada nasıl hizmet verecek?
Peki, Vakıf İş Merkezi’ni Yusuf Bey Vakıflar Genel Müdürü olduğunda Niksar’a kazandırdı. Niksar için kıymetli olan bir hizmet binası olmasına rağmen tam olarak istenilen seviyede değerlendirilemiyor. SHM ve ADEM bu binadan çıkınca bu binayı kim nasıl kullanacak? Vakıf İş Merkezi’ne sahip çıkmayıp başka alanlara mı sahip çıkmak doğru? Bu konuda Yusuf Bey’in düşüncesini aldın mı? Keşke Yusuf Bey’in çalışma alanına karışmamış olsan!
Karataş: “Öğretmenevinin 12 çalışanı var. Gelen kalıyor, ertesi gün gidiyor. Altıdan sonra bölgede açık esnaf zaten yok denecek kadar az” diyor!
Niksar Öğretmenevinin öğretmenlere nasıl tahsis edildiğini bilen birkaç kişiden biriyim. Rahmetli Vali iş yerlerini satıp ciddi para kazanınca Öğretmenevi olarak kullanılan yerin de satılmasını istedi ama satılmasına karşı çıktık ve Öğretmenevine tahsis edildi. Hatırlatmakta fayda var: O gün Valinin karşısında konuşamayanlar, olmayanlar bugün Öğretmenevi savunucusu olmuş!
Karataş: “Asılsız iddialar, bel altı söylemler yüzünden yatırım durdu.”
Karataş: “Gazete yazmış, ‘bugünlük bunları yazıyorum, isimleri açıklayacağım’ demiş. En başta beni yazabilirsin” demiş.
Akif Karataş keşke bu sözleri yazmamış, söylememiş olsaydı. Evet, isim yazacağım, bu işi kim kurcalıyor, kim koşturuyor. Ama bu isimler içinde seni kenarda tutmuştum. Amcan Sadullah Karataş’a sorabilirsin! Konuyu kendisi ile konuştuğumda: “Akif’i kenarda tutuyorum, ama şunları yazacağım” demiştim. Ama sen siyasetçi olarak kendini çok güçlü görerek beni yanlışlarınla hedef tahtasına koydun ama bizim mesleğimiz böyle!
Karataş: “Yazmazsan namertsin. Ben tuhafiyeci Nedim’in torunu, şoför Bilal’in oğluyum. Ailemde, kendimde, siyasetimde akçalı işlerle işimiz olmadı. Bel altı iddia ortaya koyan biri, o iddiayı ispat etmek zorundadır” demişsin!
Keşke basit bir iş için aileleri işin içine sokmasaydın. Rahmetli Nedim amcayı severdim, Allah rahmet eylesin. Bilal Karataş benim dostum, kardeşim, arkadaşım, çok da senli benli konuşuruz. Bana yazdığın yazıyı Bilal kardeşime söylemiş olsaydın sanırım bana attığın iftiraya razı olmazdı. Dedim ya GÜÇ ZEHİRLENMESİNE kapıldın! Aileleri işin içine soktun, bu senin cahilliğinden kaynaklıdır!
Buraya yazmak ne kadar doğrudur bilmem ama, basit bir iş için yazılmaması gerekenler yazılıyor, birileri karşıya geçmiş alkış tutuyor. Bu bana zarar vermez, sana zarar verir, mensup olduğun AK Parti’ye zarar verir!
Ülkemizin gündemi YOLSUZLUKLAR, USULSÜZLÜKLER, RÜŞVET vb. işlerle CHP çalkalanırken, Niksar’da akçalı işler yaşanmamalıydı!
Ben devlet memuru değilim. Memurların, işçilerin boynunu kopartabilirsin (atamasına-tayinine) ama bana ancak kızgınlıkla iftira atarsın!
60 yıllık yayın hayatına devam eden Yeşil Niksar Gazetesi ve Yörenin Sesi Canik Gazetelerinin sahibiyim. Çok iftiralar atıldı, çok bedeller ödedim, çok şükür ayaktayız, Cenab-ı Allah’a şükürler olsun.
Akif Karataş, keşke hizmetin gelmesi noktasındaki gayretin dışında, akçalı işlere birilerinin desteği ile karışmamış olsaydın.
Bak amcan Sadullah Karataş’a ne dedim? “Bu işin içinde Akif gayretli ama onu işin dışında tutarak isimleri yazacağım” dedim! Genç yaşında siyasetin içinde genç yaşta erken harcanmana gönlüm razı değildi!
Binalar yapılır, yollar yapılır, yıkılır ama İnsanlık zarar görmemelidir.
İnsanlık baki kalmalıdır.
Bu memlekette ne kaymakamlar, ne valiler, ne belediye başkanları kum misali gelip gitti. Onlar yanlışları Niksar’da bırakarak gitti, bizler de yanlışlarla boğuşuyor, işlerin düzelmesine gayret ediyoruz.
Sonuç: Bizler dersimize çalışarak haber yaparız. Birileri kenarda dört gözle karmaşa beklerken sen bizi yalanlarınla hedef seçtin.
Farklı şeyler yazmam/yazmayacağım. Senin suçlamalarına cevap vermek zorunda kaldım.
Sana tavsiyem, sapla samanı karıştırmasan iyi olur. Bak Niksar gündemine oturdun, kişisel menfaatler için AK Parti’nin yıpranmasına katkı sağladın.
Aile bireylerinin ismini, kurum ismini vererek kişilerin mülklerinin gereksiz tartışılmasına neden oldun!
Bu tarihî şehre hizmetlerin gelmesi için senden çok mücadelem olmuştur.
Nokta: BİZİM DERDİMİZ ALLAH’IN RIZASINI KAZANMAK, NİKSAR HALKININ MUTLU, HUZURLU OLMASINA KATKI SAĞLAMAKTIR!





