TEMA Vakfı yaptığı yazılı açıklamada iklim krizinin sadece çevreyi değil, toplumsal yaşamı da tehdit ettiğini söyledi. Dünyadaki en zengin yüzde 1’in sera gazı emisyonlarının büyük bölümünden sorumlu olduğunu ve en yoksul yüzde 50’nin sadece küçük bir paya sahip olduğunu belirten vakıf, krizden en ağır şekilde etkilenenin en savunmasız kesimler olduğunu vurguladı. Kuraklık, seller ve aşırı hava olayları milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkiliyor.

Kömürden Çıkış Kritik
Vakıf, özellikle kömürden çıkışın iklim krizine karşı mücadelede temel adım olduğunu belirtti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, kömür santrallerinin kapatılmasının yeterli olmadığını, bölgelerde yaşayan işçiler ve yerel ekonomilerin de adil geçiş politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Doğayı Korumadan İlerleme Olmaz
Ormanlar, tarım alanları ve su kaynakları üzerindeki baskı, iklim krizine karşı dayanıklılığı azaltıyor. Ataç, Torba Yasa ve madencilik faaliyetleriyle doğal alanların risk altında olduğunu söyledi. Muğla’daki Akbelen Ormanı örneğinde görüldüğü gibi, fosil yakıt temini uğruna ormanlar kesilmeye çalışılıyor. Bu durum, karbon yutaklarını ve su döngüsünü tehdit ediyor.

Acil Harekete Geçilmeli
TEMA Vakfı, Dünya Çevre Günü çağrısı #İklimİçinŞimdi’nin somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin kömürden çıkış ve adil geçiş stratejilerini hızla uygulaması, aynı zamanda orman, tarım ve su varlıklarını koruyan politikaları güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekildi. COP31 sürecinin, bu politikaların tartışılacağı kritik bir dönem olacağı ifade edildi.





