Tokat'taki bu şadırvan özelliğiyle tek! Tokat'taki bu şadırvan özelliğiyle tek!

16. yüzyılda bölgenin en önemli ticaret şehri olan Tokat'ın destanlara konu olan bakırcılıkta geçmişten günümüze gelişimi ve bakırcılığın nasıl yok olmaya başladığına dair hikayesi yazımızda...

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolu bakırcılık sanatını dünyaya duyuran ve sevdiren merkezlerin başında, Tokat’ta yapılan bakır eşya üretimi geliyordu. 19. yüzyılın ilk yarısında kalhanelerde bin kadar işçi çalışmakta ve yılda bin ton civarında bakır üretiliyordu. Tokat kalhanelerinin 1840-41 yıllarında daha modern teknolojik koşullara ayak uydurularak değiştirilmesi, bakır eşya üretiminin artmasına ve Avrupa’ya ihraç edilmesine yol açmıştı. Tokat kalhaneleri 1880 yılından itibaren kapanmaya başladı ve Tokat Bakırcılığı canlılığını yitirdi. 

16. yüzyılda Orta Karadeniz Bölgesi’nde en zengin bakır yataklarına sahip Küre madenlerinden elde edilen bakır, bronz top dökümü dışında sosyal alanda kullanılmak üzere diğer şehirlerdeki atölyelerde olduğu gibi Tokat atölyelerinde de işleniyordu.
TOKAT, BÖLGENİN EN ÖNEMLİ TİCARET ŞEHRİYDİ
Çok önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Tokat bu bölgenin en büyük ticaret şehriydi. Orta Anadolu Bölgesi’nden gelen yollar, Tokat üzerinden Karadeniz’de bulunan liman kentlerine açılmaktaydı. Kuzeybatı İran ve Doğu Anadolu Bölgesi’nden gelen ticaret yolları da Bursa-İstanbul veya İzmir yönüne gitmek üzere Tokat’tan ayrılıyordu.
BÖLGEDEN TOPLANAN BAKIR TOKAT'TA İŞLENİYORDU
Bölgede zengin olarak bulunan bakır yataklarından elde edilen bakır, Tokat’taki atölyeler tarafından işlendiğinden, bakırcı ve kazancıların oluşturduğu iş kolu büyük bir sanayi halini almıştı. Bu iş kolunun Orta Çağdan beri çalıştığı ve bakır kap-kaçağı geleneksel olarak ürettikleri sanılmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde de bu iş kolunun faal olduğunu, arşiv belgelerinde de yer alıyor.1568 yılında Küre Kadısı’na yazılan bir fermanda özetle şunlar yazılmıştır.“Tokat’taki kazancılar bakır almak için madene geldiklerinde, sancak kadılarından ellerinde izin belgeleri getirmeleri ve giderken de ne kadar bakır aldıklarına dair ellerine belge verilmesi... ”
TOKAT'IN BAKIR İŞLETMEKTEKİ ÜNÜ KÖROĞLU DESTANINA BİLE KONU OLMUŞ
Tokat’ın bakır işletmekteki ünü ve Tokat bakırının çok geniş bir bölgede kullanım alanı bulmuş olması, destanlara konu olmuştur. Nitekim Köroğlu Destanı’na mal edilen şu dizeler, Tokat bakırcılığının Anadolu’da kazanmış olduğu ünü açıkça ifade etmektedir: “Tokat kervanından aldım bakırı, İncitmeyin fukarayı, fakiri” 
Tokat atölyelerinde yapılan bakır kap-kaçak üretiminin 17. yüzyılı ikinci yarısında yüksek bir seviyeye ulaştığını Evliya Çelebinin yazmış olduğu şu cümleden de anlıyoruz. “... Kazancı karından sahan ve tencereleri, kalemkâr evani işleri gayet memduhtur... ”
B2BAKIR TOKAT'TAKİ KALHANELERDE ERİTİLEREK TASFİYE EDİLİYORDU
17. yüzyılın ikinci yarısı da Tokat bakırcılığının çok büyük bir sanayi halini almasında ve Anadolu bakır metalurji tarihinde haklı bir üne kavuşmasının temelinde, başka bölgelerden getirilen bakırın Tokat’ta bulunan “kalhaneler”de eritilerek tasfiye edilmesinin çok büyük bir etkisi vardır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin en zengin bakır yataklarına sahip Ergani’den çıkarılan bakırın oldukça masraflı ve zor koşullar altında Tokat’a getirilerek buradaki kalhanelerde tasfiye edilmesinin en büyük sebebi ise, Ergani çevresinde orman alanlarının artık ortadan kalkması ve madeni eritecek odun kömürünün elde edilememesinden kaynaklanıyordu.
TASFİYE EDİLEN BAKIR DENİZ YOLUYLA İSTANBUL'A ULAŞIYORDU
Tokat kalhanelerinde tasfiye edilerek elde edilen saf bakırın bir kısmı yine kervanlarla, Amasya üzerinden Samsun’a buradan da deniz yoluyla İstanbul’a gönderilmiş, bir kısmı da şehirde genişlemeye devam eden bakır eşya üretiminin ihtiyacını karşılamak için tüccarlara ayrılmıştır. 
19. YÜZYILDA TOKAT'TA  KALHANELERDE YILDA BİN TON BAKIR ÜRETİLİYORDU
Tokat’taki bakırcı ve kazancılığın çok canlı ve kazançlı bir iş kolu haline dönüşmesinde, kentte bulunan kalhanelerin bu iş koluna ucuz, bol ve çok kaliteli hammadde sağlanmasından kaynaklanıyordu. 19. yüzyılın ilk yarısında kalhanelerde 1000 kadar işçi çalışmakta ve yılda 1000 ton civarında bakır üretilmekteydi.
1828'DE KENTTE KAÇ BAKIRCI VE KALAYCI VARDI?
Tokat Şeriye Sicilleri’nde, 1828 yılında, kentte 33 bakırcı, 55 kazancı, 7 dökmeci ve 14 kalaycı esnafının bulunduğu belirtilmektedir.
1826 VEBA SALGININDA TOKAT'TA TEK HAYAT BELİRTİSİ BAIRCILARDAN GELİRMİŞ
Bakır eşya üretiminin Tokat’ın en büyük sanayi dalı haline geldiğini, Fransa’nın Trabzon konsolosu V. Fontanier de belirtmiştir. 1826 yılında şiddetli bir vebanın hüküm sürdüğü bir sırada Tokat’a gelen konsolosun, veba korkusundan hemen herkesin kırsal bölgeler kaçarak terk ettiği ıssız şehirde, bir tek bakırcıların çalıştığını şöyle yazmaktadır: “... Tokat’ta tek hayat belirtisi, kepenkler indirilmiş dükkanlarda çalışmaya devam eden bakırcıların çekiç seslerinden ibarettir... ”
Tokat bakırcıları Anadolu’nun çeşitli şehirlerindeki barut, boya vb. imalathanelerinin ihtiyaç duyduğu kazanları da yapmıştır. Örneğin, 1830 yılında Tokat bakırcıları, Konya’da kullanılacak 500 barut kazanı yapmışlardır.
Bakırcılık1

1840 YILI BAKIR EŞYA İHRACATINDA ALTIN YIL OLMUŞ
Tokat kalhanelerinin 1840/41 yıllarında daha modern teknolojik koşullara ayak uydurularak değiştirilmesi, bakır eşya üretiminin artmasına ve Avrupa’ya ihraç edilmesine yol açmıştır. Öyle ki artan talep karşısında işleyecek bakır bulmakta güçlük çeken üretici, 1853 yılında Babıâli’ye başvurarak, kendilerine daha fazla bakır tahsis edilmesini istemişlerdir. Bakır eşya üreticilerine yıllık 25. 6 tonluk bir kontenjanın ayrılmasıyla, geçici de olsa bakır bulma güçlüğü aşılabilmiştir.
19. YÜZYILIN İKİNCİ YARISINDA CANLILIĞINI YİTİRDİ
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren değişen ekonomik ve teknolojik koşullara paralel olarak, Tokat kalhaneleri de eski canlı ve başarılı faaliyetlerini devam ettirememeye başladı. Dünya bakır fiyatlarındaki düşüş, Ergani’den develerle Tokat’a getirilerek eritilen bakırın çok yüksek fiyatlara mal olması zararına çalışma sonucunu doğurduğundan, Tokat kalhaneleri 1880 yılından itibaren kapanmaya başlamıştır. Nitekim 1890 yılında Tokat’taki sanayi ile ilgili bilgi veren Vital Cuinet, kentte bulunan kalhanelerin en büyüklerinin son 3 yıldan beri kapalı olduğunu yazmaktadır.
Bakırcılık5TOKAT'TA BAKIRCILIĞIN SANATA DÖNÜŞMESİ
Ünlü Tokat atölyelerinde büyük bir beceriyle yapılan bakraç ve taslarda hem dövme, hem de kabartma tekniği başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Bakır tepsilerin ön yüzüne dövme ve kazıma tekniğiyle yapılan yazı, bitki ve geometrik motiflerden oluşan bezemeler, olağanüstü bir sanat zevkini yansıtmaktadır. Büyük bir özenle bu tür bezemelerin yapıldığı tepsiler, gerçek anlamda bakırdan yapılmış bir tabloya dönüşmüştür. Yüzlerce yıldan beri üretilen ve yetkin biçimini alan armut gövdeli Tokat ibrikleri, Orta Anadolu, Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki atölyelerde üretilen ibriklerden ayrımlı özelliklere sahiptir. İbriklerin gövdesi düz veya delikli olmasına karşın, kapağı diğer bölgelerdeki atölyelerde üretilen ibrik kapaklarından farklılık gösterir. Tokat ibriklerindeki basık kapağın hoca sarığına benzemesinden dolayı, bölgede “Hoca İbriği” olarak da adlandırılmaktadır. Ayrıca Eskiçağ’da ünlü Frig onfoloslu kap formunu geleneksel olarak devam ettiren en büyük merkezlerden biri de, Tokat atölyeleridir. Tokat hamam taşının biçimiyle Frif onfoloslu tasları arasında şaşılacak kadar büyük bir benzerlik görülmektedir.
BAKIRCILIK ÜRETİMİ GERİLEDİ KENT CANLILIĞINI YİTİRDİ
Tokat kalhanelerinin kapanmasından sonra, kentin en büyük iş kolunu oluşturan bakır eşya üretimi de gerilemeye başlamıştır. Gerek Anadolu, gerekse Avrupa’ya ihraç edilen bakır eşya üretiminin Tokat’a sağladığı büyük gelir kaynağının azalması sonucunda kent artık eski canlılığını ve refahını kaybetmeye başlamıştır. Seyyah ve araştırıcılar tarafından büyük bir övgüyle anlatılan atölyeleri artık günümüzde Tokat’ta görmek mümkün değildir. Şehrin sanayi çarşısına taşınan birkaç bakırcı ve kazancı dükkanı, eski bakırcılık geleneğini devam ettirmektedirler. Tokat bakırcılarının yapmış oldukları ibrik, hamamtası, bakraç ve kazanlar, bu bölgede halen yaygın olarak kullanılmaktadır.

Muhabir: Mihriban Koçaker