Ancak il sınırları dahilindeki jeolojik haritalandırma çalışmaları incelendiğinde, bazı bölgelerin sadece faya yakınlıklarıyla değil, sahip oldukları toprak yapısının gevşekliğiyle de öne çıktığı görülmektedir. Tokat özelinde sismik tehlike çanlarının en yüksek sesle çaldığı, zemini yapılaşmaya en elverişsiz olan ilçe hiç şüphesiz Erbaa'dır.

Kelkit Vadisi Tabanındaki Gevşek Formasyon
Erbaa, morfolojik olarak Kelkit Irmağı'nın binlerce yıllık aşındırma ve biriktirme faaliyetleriyle şekillendirdiği geniş bir çöküntü ovasının tam üzerine oturmaktadır. İlçenin altındaki jeolojik temel, henüz sıkılaşmamış, suya doygun ve mühendislik açısından son derece zayıf kabul edilen kil, silt ve çakıl yığılımlarından ibarettir. Anakayanın oldukça derinlerde bulunması, üzerine inşa edilen binaların adeta jöle kıvamındaki bir tabaka üzerinde durmasına yol açmaktadır. 1942 yılında yaşanan ve binlerce can kaybına neden olan o büyük sarsıntının ardından ilçe merkezinin yerinin değiştirilmiş olması bile, alttaki zeminin taşıdığı bu devasa riski tamamen bertaraf etmeye yetmemiştir.
Sıvılaşan Toprak ve Ağır Yapısal Zafiyetler
• Deprem dalgaları Erbaa’nın altındaki kalın çökelti tabakasına ulaştığında, yeraltı sularının yarattığı hidrostatik basınç aniden yükselir.
• Bu, toprağın katı halden sıvı hale geçmesine ve binaların temellerinin altının boşalmasına neden olur.
• Yanal yayılma ve oturma, bölgedeki yapı stoğunu tehdit eden en büyük unsurlardır.
• Deprem anında binalar kendi ağırlıklarıyla toprağa gömülebilir veya yana yatarak devrilebilir.
• Erbaa’nın yumuşak zemini bu tür sorunlara yol açabilir.
• Afet risk yönetimi uzmanları, Erbaa’daki inşaat faaliyetlerinin olağanüstü zemin iyileştirme yöntemleriyle desteklenmesi gerektiğini belirtmektedir.





