İskoçya’nın başkenti Edinburgh, jeolojik yapısı ve stratejik konumuyla Orta Çağ’dan bu yana Britanya coğrafyasının en önemli savunma ve kültür merkezlerinden biri olma özelliğini koruyor. Kentin üzerinde yükseldiği volkanik kaya kütlesi, yüzyıllar boyunca askeri güçlerin ve hükümdarların kontrol etmek için mücadele ettiği aşılmaz bir kale olarak tarihe yön verdi. Yedinci yüzyılda "Din Eidyn" adıyla anılan bu yerleşim, zamanla İskoç tarihinin en stratejik askeri üssü haline geldi.

I3-34

İngiltere Kralı I. Edward’ın 1296 yılındaki İskoçya işgali sırasında öncelikli hedefi olan Edinburgh Kalesi, yaklaşık yirmi yıl boyunca İngiliz garnizonunun kontrolünde kaldı. Kalenin dik ve tehlikeli kayalık yapısı nedeniyle geleneksel bir kuşatmanın sonuç vermeyeceğini gören İskoçya Kralı Robert the Bruce, kaleyi geri alma görevini Moray Kontu Thomas Randolph’a verdi. Randolph ve beraberindeki askerler, gece karanlığında gizli bir patikayı kullanarak kuzey kayalıklarından kaleye sızdı ve gerçekleştirdikleri ani baskınla kalenin yönetimini yeniden İskoçya’ya kazandırdı.

Tokat'ın En Hızlı Dönüşen İlçesi Türkiye'nin Geleceğini Şekillendirecek Anadolu İlçeleri Ezber Bozuyor Hızla Değişiyor
Tokat'ın En Hızlı Dönüşen İlçesi Türkiye'nin Geleceğini Şekillendirecek Anadolu İlçeleri Ezber Bozuyor Hızla Değişiyor
İçeriği Görüntüle

I4-21Kalenin çevresinde gelişen şehir, Londra veya Paris gibi geniş düzlüklere yayılan Avrupa başkentlerinden farklı bir mimari kimlik kazandı. Derin vadiler ve engebeli arazi nedeniyle yatay genişleme imkanı bulamayan Edinburgh, yukarıya doğru büyümek zorunda kaldı. Orta Çağ standartlarında on bir kata kadar ulaşan ve Avrupa’nın ilk yüksek konut örnekleri arasında gösterilen binalar bu dönemde inşa edildi. Bugün "close" olarak bilinen dar sokaklar ve bu binalar, kralların geçiş güzergahı olan ve İskoç tarihinin merkezini oluşturan Kraliyet Yolu'nun temelini attı.

I1-152On altıncı yüzyılda John Knox’un St. Giles Katedrali merkezli yürüttüğü Protestan Reformu hareketleri, halk tabanında okuryazarlık oranının hızla artmasını sağladı. Eğitim altyapısının güçlenmesiyle birlikte Edinburgh, sonraki yüzyıllarda küresel ölçekte bilim ve felsefe insanları yetiştiren bir merkeze dönüştü. David Hume’un felsefe, Adam Smith’in ekonomi ve James Hutton’ın jeoloji alanındaki teorik çalışmaları, kentin entelektüel kapasitesi nedeniyle uluslararası alanda "Kuzeyin Atinası" olarak nitelendirilmesine yol açtı.

Kaynak: Architecture & Tradition