Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) geçtiğimiz Mayıs ayında patlak veren yeni Ebola salgını, tüm dünyayı ayağa kaldıran korkutucu bir boyuta ulaştı. KDC İletişim Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, salgının başlangıcından bu yana doğrulanmış vaka sayısı bin 155’e ulaşırken, virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 304’e fırladı. Tedavi görerek sağlığına kavuşanların sayısı 138 olarak kayıtlara geçerken, ölüm oranının yüzde 26,3 gibi ürkütücü bir seviyede seyretmesi tehlikenin büyüklüğünü gözler önüne seriyor.
Şu an itibarıyla hastanelerde 318 kişinin kritik tedavisi devam ederken, salgının kontrol altına alınabilmesi için uluslararası düzeyde adımlar atılıyor. KDC ve komşusu Uganda, virüsün yayılma merkezlerinden biri olan Aru bölgesinde laboratuvar kapasitelerini artırmak ve klinik müdahaleleri güçlendirmek amacıyla 90 günlük ortak bir sınır ötesi müdahale planını devreye soktu. Sınırın diğer tarafındaki Uganda’da da tehlike çanları çalıyor; ülkede 20 vaka tespit edilirken, 2 kişi virüs yüzünden yaşamını yitirdi.
Sağlık yetkililerinden gelen en endişe verici açıklama ise virüsün türüyle ilgili oldu. Mevcut salgına, nadir görülen ve tıp dünyasını çaresiz bırakan "Bundibugyo" varyantının yol açtığı ve bu spesifik virüs türüne karşı henüz onaylanmış bir aşının veya tedavi yönteminin bulunmadığı açıklandı. Yaşanan bu kritik gelişme üzerine Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), durumu "uluslararası halk sağlığı acil durumu" olarak ilan ederek küresel bir seferberlik çağrısında bulundu.
Tarihte ilk kez 1976 yılında Sudan ve KDC’de eş zamanlı olarak ortaya çıkan ve adını Kongo’daki bir nehirden alan Ebola virüsü, geçmişte de Afrika kıtasında kitlesel ölümlere yol açmıştı. 2014-2017 yılları arasında Batı Afrika’yı kasıp kavuran büyük salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve 11 binden fazla insan hayatını kaybetmişti. Aşısı olmayan bu yeni varyantın yeni bir küresel felakete yol açmasından endişe ediliyor.





