Küresel enerji pazarında attığı dev adımlarla tanınan Çin, mühendislik tarihinde daha önce benzeri hiç görülmemiş, sınırları zorlayan devasa bir hidroelektrik santrali projesine imza atıyor. Tibet'in güneydoğusunda, Himalayalar'ın çetin coğrafyasında yükselen bu gizemli mega proje, Yarlung Tsangpo (Brahmaputra) Nehri üzerinde inşa ediliyor. Çin, halihazırda elinde bulundurduğu dünyanın en büyük hidroelektrik santrali olan Üç Kanyon Barajı'nı neredeyse üçe katlayacak bu yeni yapıyla, küresel enerji dengelerini tamamen değiştirmeyi hedefliyor.

Resmi olarak geçen yıl temmuz ayında duyurulan bu devasa santralin, tamamlandığında tam 60.000 Megavat güce ulaşması ve yılda 300 Teravat saat elektrik üretmesi planlanıyor. Bu üretim miktarı, İspanya veya İtalya gibi Avrupa devlerinin yıllık elektrik tüketimini geride bırakırken, neredeyse Türkiye'nin yıllık toplam tüketimine denk geliyor. En az 167 milyar dolarlık bütçesiyle tarihin en pahalı inşaat projesi olmaya aday olan bu yatırım, Çin hükümetinin uyguladığı sıkı gizlilik politikasıyla yürütülüyor. Bölgeye yabancı gazetecilerin ve gözlemcilerin girişi tamamen yasaklanırken, projenin detayları adeta sır gibi saklanıyor.
Ancak bu devasa hamle, çok ciddi jeopolitik ve doğal riskleri de beraberinde getiriyor. Santralin inşa edildiği Himalayalar, geçmişte 8.7 büyüklüğünde yıkıcı sarsıntıların yaşandığı dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri konumunda. Olası bir depremde barajın zarar görmesi, nehrin aşağı havzasında yaşayan milyonlarca insan için kıyamet senaryosu anlamına geliyor. Üstelik projenin Çin ile Hindistan arasındaki tartışmalı sınır hattına çok yakın olması, Yeni Delhi yönetiminde ciddi bir su güvenliği endişesi yaratıyor. Çin'in projeyi 2030'lu yıllarda bitirme hedefine karşın uzmanlar, çok daha kolay şartlarda yapılan Üç Kanyon Barajı'nın bile 18 yıl sürdüğünü hatırlatarak, Tibet'teki bu enerjinin ancak 2040'ların ortasında tam kapasiteye ulaşabileceğini öngörüyor.





