Yerel medyada son yıllarda dikkat çeken yeni bir rol ortaya çıktı.

Gazeteci gibi görünen ama aslında gazetecilik yapmayan kişiler.

Bu kişiler çoğu zaman kendilerini medya temsilcisi olarak tanıtır. Sosyal medya hesaplarında haber paylaşır. Bazen sert eleştiriler yapar.

Ama dikkatli bakıldığında asıl faaliyetlerinin gazetecilik olmadığı görülür. Onlar daha çok bir tür aracı gibi çalışırlar. Bir kurumla başka bir kişi arasında…

Bir yönetici ile bir medya hesabı arasında. Bir iş insanı ile kamuoyu arasında.

Bazen şu cümle duyulur. “Ben konuşurum, sorun çözülür.” “Ben yazarsam büyür.” “Benimle iyi geçinmek lazım.”

Bu tür cümleler gazeteciliğin dili değildir. Bu dil aracılığın dilidir.

Çünkü gerçek gazeteci pazarlık yapmaz. Gazeteci haber yapar. Gerçek gazeteci bir kurum, kuruluş adına arabuluculuk yapmaz.

Gazeteci kamu adına soru sorar. Ama gazeteci kılığına girmiş bazı kişiler farklı bir rol üstlenir.

Onlar bazen haber ile kurumlar arasında bir tür pazarlık mekanizması oluşturur.

Bugün eleştiri yapılır. Yarın ilişki kurulur. Ertesi gün övgü başlar.

Bu model gazetecilik değildir. Bu yalnızca itibarın dolaşıma sokulduğu bir aracılık sistemidir.

Bu sistem büyüdükçe iki şey zarar görür. Gerçek gazetecilik Ve toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkı.

Çünkü gazetecilik bir aracılık mesleği değildir. Gazetecilik bir kamu görevidir.

Bu yüzden artık şu sorunun açıkça sorulması gerekir:

Gerçekten gazetecilerle mi beraberiz? Yoksa gazeteci kılığına girmiş aracılarla mı karşı karşıyayız?