Son dönemlerde sosyal medya platformlarında, kaynağı belirsiz ve güvenilirl
iği tartışmalı bazı hesaplar üzerinden çeşitli kişi ve kurumları hedef alan paylaşımların arttığını görüyoruz.
Özellikle bot hesaplarla desteklenen, takipçi ve etkileşim sayıları yapay biçimde şişirilmiş bazı hesaplardan yapılan paylaşımların “haber” adı altında servis edilmesi, artık ciddi bir toplumsal sorun haline gelmiştir.
Gazetecilik; belge, bilgi, araştırma, doğrulama ve kamu yararı gerektirir. Bir kişinin veya kurumun itibarını zedelemeye yönelik, kaynağı açıklanmayan ve karşı tarafın görüşüne yer vermeden hazırlanan içeriklerin gazetecilik faaliyetiyle karıştırılmaması gerekir.
Daha da vahimi, bazı kişilerin sosyal medya üzerinden oluşturdukları baskıyı kullanarak tehdit, şantaj veya maddi menfaat elde etmeye çalıştığı iddialarıdır. Eğer ortada suç teşkil eden bir durum varsa bunun yolu sosyal medya üzerinden linç kampanyası yürütmek değil, yetkili mercilere başvurmaktır.
Hiç kimse, eline aldığı bir telefon veya açtığı bir sosyal medya hesabı sayesinde başkalarının onuruna, şerefine ve ticari itibarına sınırsız biçimde müdahale edebileceğini düşünmemelidir.
Bugün bir başkasının itibarını hedef alan bu anlayış, yarın hiç beklenmedik şekilde başka bir kişiyi de hedef alabilir.
Bu nedenle kamuoyuna önemli bir çağrıda bulunmak gerekiyor:
Kaynağı belli olmayan, belge ve bilgiyle desteklenmeyen, yalnızca algı oluşturmaya yönelik paylaşımlara itibar etmeyelim.
Bir paylaşımın çok izlenmesi, çok beğeni alması veya binlerce takipçisinin bulunması onun doğru olduğu anlamına gelmez.
Gerçek gazetecilik, insanların itibarını yok etmek için değil; toplumun doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak için vardır.
Şantaj, tehdit, iftira veya haksız itibar saldırısı niteliğindeki içeriklerle karşılaşan kişi ve kurumların da sessiz kalmak yerine, delilleri muhafaza ederek hukuki yollara başvurmaları en doğru yöntemdir.
Çünkü itibar bir günde kazanılmaz; ancak bir iftira ile hedef alınabilir.
Bu nedenle sosyal medya kullanıcıları kadar, yayıncılık yaptığını iddia eden herkesin de sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekiyor.
Unutulmamalıdır:
Klavyenin arkasına saklanmak, kimseye suç işleme özgürlüğü vermez.
Kamuoyunun sağduyusuna, gerçek gazeteciliğin itibarına ve hukukun üstünlüğüne güvenmekten başka yolumuz yok.