Tokat Ticaret Borsası’nda yaklaşan seçimler öncesi gözler adaylara ve yeni dönem için ortaya konulacak projelere çevrildi. TOGÜ İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Erol, seçim sürecini kurumsal hafıza, 13 yıllık yönetim tecrübesi, gerçekleştirilen çalışmalar ve gelecek hedefleri üzerinden değerlendirdi. Erol, seçim yarışında isimlerden çok icraatların ve Tokat’ın ekonomik geleceğine katkı sağlayacak somut projelerin konuşulması gerektiğine dikkat çekti.

Önümüzdeki günlerde Tokat Ticaret Borsası seçimlere gidiyor. Tabiki seçim demek aynı zamanda rekabet de demektir. Yeni aday isimlerinin, farklı listelerin ve doğal olarak alternatif yönetim iddialarının ortaya çıkması beklenen bir durumdur. Hatta kurumların yenilenmesi ve demokratik süreçlerin işlemesi açısından elzemdir. Fakat seçim dönemlerinin hesaba katılmayan ve unutulmaması gereken başka bir tarafı da vardır. O ise, kurumun bir anda yıllar içerisinde oluşan kurumsal hafızasını kaybetmemesidir.

Yani dün yapılanları unutmak, yıllar içerisinde oluşturulan kurumsal ilişkileri önemsizleştirmek, kurumsal tecrübeyi öylesine sıradanlaştırmak ve seçim sandığını kişisel hesaplaşmaların görüldüğü bir yere dönüştürmektir. Tokat'ın özellikle bundan kaçınması ve gerekli önemi vermesi kaçınılmaz bir gerçekliktir. Çünkü burada sadece üyelerinin belirli taleplerini gerçekleştirmek üzere oluşturulmuş herhangi bir derneğin seçimini yapılmayacaktır. Bir ilin kalkınması bağlamında önemli potansiyeli olan tarımdan hayvancılığa, hububattan gıda sanayisine, üreticiden tüccara kadar ilin ekonomik hayatının çok önemli bir bölümünü ilgilendiren Tokat Ticaret Borsasının geleceği söz konusudur. Dolayısıyla soruyu doğru sormak lazımdır. Bu ise, Kim kimi destekliyor değil; kim ne yaptı, neyi temsil ediyor ve bundan sonra ne yapabilecek? Sorusu olmalıdır.

Masada Oturarak Değil, Sahada Çalışarak Kazanılan Bir Tecrübe Vardır.

Mevcut Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bora'yı değerlendirirken önce önemli bir gerçeğin altını çizmek gereklidir. O gerçek ise, Bora yalnızca bir meslek kuruluşunun yöneticisi değildir. Aynı zamanda tarımın, ticaretin, hayvancılığın ve özellikle tarıma dayalı sanayinin içerisinden gelen sahayı bilen bir iş insanı ve girişimcisidir. Halihazır da un sanayisinde faaliyet gösteren bir işletmenin sahibi ve yöneticisi, üretimin ve ticaretin içinde bulunana bir sanayicidir. Tabiki bu ayrıntı önemlidir. Çünkü üreticinin sorunlarını toplantı salonunda dinlemek başka şeydir, o üretimin ekonomik riskini üstlenmek başkadır. Sanayicinin finansman sorununu birilerinin sahada olmadan hazırladığı rapordan okumak başkadır, bizzat çalışanlarına maaş ödemek, üretim için hammadde almak, üretmek ve ürettiğini piyasaya satmaya çalışmak başkadır. Piyasa dalgalanmasını hazır istatistiklerden takip etmek başka, o dalgalanmanın işletmenin maliyetine etkisinin bizzat yaşamak başkadır. Yani Bora'nın başkanlığının değerlendirilmesinde sahip olduğu bu saha tecrübesi terazinin bir kefesine mutlaka konulmalıdır.

2013–2026: On Üç Yılın Hesabı Sorulmalı; Ama Hakkı da Teslim Edilmelidir.

Tokat Ticaret Borsası Başkanı Lütfi Bora seçilmiş olduğu 2013 yılından beri Tokat Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir. Tabiki görünen on üç yıl uzun bir süredir. Dolayısıyla hiç kimse başkanın, 13 yıldır görev yaptığını ve eleştirilemez olduğunu söylemeyez. Zaten eleştirilemezlik kimsenin hakkı da değildir haddi de değildir. Tam aksine, kurumlarda uzun süre görev yapan yönetimden daha fazla hesap, daha fazla eser ve daha güçlü bir gelecek programı istenir. Bu şeffaflık kuralı, kurumsal yönetişimin temel ilkelerinden birisidir. Ancak on üç yıllık bir dönemi sanki hiçbir şey yapılmamış gibi değerlendirmek de hiç de hakkaniyetli bir değerlendirme olmayacaktır.

Ticaret Borsasının web sayfası incelendiğinde görülebilen 2013 yılı faaliyet raporunda, Lütfi Bora başkanlığındaki yeni yönetimin Tokat Ticaret Borsasını TOBB Akreditasyon Sistemine taşıma çalışmalarını başlattığı bir gerçektir. Sonraki yıllarda ise, Borsanın hizmet altyapısının geliştirilmesi, laboratuvar ve analiz imkanlarının güçlendirilmesi, fiziki ve kurumsal kapasitenin artırılması mevcut yönetimin ortaya koyduğu çalışmalar arasında yer almaktadır. Borsanın kendi kayıtlarında da yönetimin; özellikle yerel ürünlerin markalaşması, ticaret altyapısının dijitalleşmesi, üretici-piyasa ilişkisinin güçlendirilmesi ve genç girişimciliğin desteklenmesi gibi alanları kurumsal odağına aldığı ve çeşitli etkinliklerle bunu gerçekleştirme çabası olduğu görülmektedir.

Üniversite-Sanayi İşbirliği Gelişimine Katkı Sağlanmaktadır.

Tokat Ticaret Borsası, kurumsal olarak Üniversite- sanayi işbirliği kapsamında, hem üniversite hem de İktisadi idari bilimler fakültesi ve bağlı çeşitli bölümlerin danışma kurullarında yer alınmaktadır. Ayrıca üniversite iktisadi idari bilimler fakültesinin düzenlenen etkinliklerinde, akreditasyon süreçlerinde kurumsal olarak da destek verilmektedir. Aynı zamanda TOGÜ de yapılan kongre, sempozyum gibi hem ulusal hem de uluslararası geniş katılımlı etkinliklere katılım sağlayarak ve sponsorluk yaparak desteklenmektedir. Bunlar gerçekten ilimiz üniversitesinin gelişimi açısından önemli ve değerli çabalardır. Bu çaba kurumun yönetim ekibinin sosyal sorumluluğa verdikleri değerin önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

Tabiki bunların hepsi eleştirilebilir ve daha iyisi yapılabilir miydi? diye sorulabilir. Mutlaka sorulmalıdır. Ancak önce yapılanı da teslim etmek gerekir. Yani bir atasözümüz ‘yiğidi öldür fakat hakkını da teslim et’ der. Yani eleştiri yapmak, yıkıcı olmak ve yapılanı tamamen yok saymak da değildir.

Tokat'ın Ankara'daki Sesi Olmanın da Bir Değeri olmalıdır.

Lütfi Bora bugün yalnızca Tokat Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı değildir. Aynı zamanda TOBB Ticaret Borsaları Konsey Üyesidir. Tabiki bu görev, tek başına bir başarı ölçüsü olarak da görülmemelidir. Ancak Tokat ölçeğindeki bir şehir açısından ulusal karar ve istişare mekanizmalarında temsil edilmenin önemsiz olduğu da söylemek doğru değildir. Aralık 2025'te gerçekleştirilen TOBB konseyler toplantısında Bora'nın Tokat Ticaret Borsasını temsilen yer aldığı ve reel sektörün sorunlarının kamu yönetimine aktarıldığı görülmektedir.

Bir şehrin ekonomik meselelerini çözmek için sadece Tokat'ta konuşmanın yetmeyeceğini aynı zamanda Ankara gibi ülkemizin yönetim merkezi olan ve odak kurumsal kararların alındığı merkezde de konuşabilmek gerekmektedir. Bundan da önemlisi, Ankara'da da yönettiği kurumunun taleplerinin dinlenebileceği bir kurumsal ilişki ağı oluşturmak kolay değildir.

Çünkü bu ilişkiler ağı öylesine birkaç gün de kurulacak bir iletişim süreci değildir ve uzun soluklu bir çaba gerektirir. İşte, kurumsal hafıza dediğimiz şey de tam da bu şekilde oluşmaktadır.

Ticaret Borsası Mevcut Başkanına da Açık Bir Uyarı Yapmak Gerekir.

Tabiki Ticaret Borsasının mevcut yönetiminin 2013'ten beri görev yapması onlara geçmişle övünme hakkı verdiği kadar gelecek için daha büyük işler yapma mecburiyetini de ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla mevcut başkan ve ekibi yeniden görev üstlenecekse artık çıta daha yüksek olmak zorundadır. Yani vizyon olarak açıkladıkları projeler olan; modern buğday pazarı sonuçlandırılmalıdır. Lisanslı depoculuk somut yatırıma dönüştürülmelidir. Dijital canlı hayvan borsası hayata geçirilmelidir. Üniversite-sanayi işbirliği daha kapsamlı projeler üretmelidir. Tokat'ın tarımsal ürünleri markalaştırılmalıdır. Gıda sanayisi güçlendirilmelidir. Üreticinin pazarlık gücü artırılmalıdır. Tokat'ın tarım ve gıda ürünlerinin ulusal ve uluslararası pazarlara erişimi için yeni ticaret ağları kurulmalıdır. Yani sözün özü ve kısacası; 13 yıllık tecrübe bundan sonra 13 yıllık mazerete dönüşmemelidir. Aksine bu tecrübe ve birikim büyük bir sıçramanın ana sermayesi olmalıdır.

Kişilere Kızıp Kurumları Zayıflatmamak Öncelik Olmalıdır.

Maalesef ki, Tokat'ın geçmişte en fazla kaybettiği alanlardan biri de, bana göre, kurumsal devamlılık meselesidir. Ne yapıyoruz; isimlerle kurumları birbirine karıştırıyoruz. Bir kişiye kızıyoruz, kurumdan vazgeçiyoruz. Bir yönetimle anlaşamıyoruz, yapılan her şeyi değersizleştiriyoruz. Yeni gelen de çoğu zaman öncekinin bıraktığı yerden devam etmek yerine her şeye yeniden başlıyor. Sonra kuruma ve işleyişe alışana kadar aradan yıllar geçiyor. Başka şehirler ilerliyor ve biz yeniden başlangıç noktasında birbirimizi ikna etmeye çalışıyoruz. Artık Tokat'ın böyle kaybedecek zamanı yok. Tabiki eleştirelim, hesap soralım, yapılanların daha iyisini isteyelim bu vatandaş olarak en doğal hakkımız. Ancak çok uzun yıllara dayanan kurumsal hafızayı da bir çırpıda da çöpe atmayalım.

Son Söz: Sandıkta Kişilerden Önce Kriterleri Tartılmalıdır.

Seçimler demokrasinin bir bayramıdır. Kısa bir süre sonra Tokat Ticaret Borsası üyelerinin önüne bir seçim sandığı gelecektir. Değerlendirme ve karar iradesi tabiki onlarındır. Fakat o sandığa giderken üyelerin kendilerine birkaç basit soruyu da sorması gerekir mi? Evet sormalı ve cevabı alınıyorsa sandığa yansımalıdır. Bu sorular; Geçmişte ne yapıldı veya yapılmadı? Bugün kurum hangi noktaya gelmiştir? Başkan ve yönetim temsil ettiği sektörleri gerçekten iyi biliyor mu? Ankara'daki temsil ve iletişim ağı bağlamında kapasitesi güçlendi mi? Devam eden projeler hangileri ve sürdürülebilir mi? Mevcut yönetim yeni dönem için hangi somut hedefler ortaya koymaktadır? Ve yönetime talip olan adaylar ve ekibinin, mevcut yönetimin karşısına onlardan daha güçlü hangi projelerle çıkmaktadır?

İşte mesele basitçe bu şekildedir ve kimsenin geçmişte yaptığı işler gelecekte görev yapmasının otomatik gerekçesi de olamaz zaten. Ancak aynı şekilde, seçim geldi diye 13 yıllık tecrübeyi, kurumsal hafızayı, saha bilgisini, oluşturulmuş ilişkileri ve başlanmış projeleri yok saymak da ilimiz açısından akılcı da değildir.

Tokat'ın ihtiyacı kavga değil kurumlarımızı dolayısıyla ilimizi daha öteye taşıma rekabeti olmalıdır. Yani bu rekabet proje rekabeti olmalıdır. Tokat'ın ihtiyacı sadece kuru laftan ibaret olan değişim sloganı değil gelişim olmalıdır. Tabiki bu gelişme de ölçülebilir somut çıktıları olan bir gelişme olmalıdır.

Gerçekten de Tokat'ın ihtiyacı geçmişi silmek değil, geçmişte oluşturulan potansiyelin üzerine daha büyüğünü koymak olmalıdır. Bu nedenle seçim günü verilecek kararın ölçüsü kişisel yakınlık veya uzaklık olmamalıdır. Kararda dikkate alınması gereken ana unsurlar, tecrübe, icraat, temsil gücü, proje ve gelecek vizyonu olmalıdır. Çünkü seçim ve sandık denilen organizasyon bir günde kurulur ve kaldırılır. Fakat yanlış bir kurumsal tercih, bir şehre yıllar kaybettirebilir. Bu da unutulmamalıdır.

Prof.Dr. Yücel Erol…