Tokat’ta bir seçim var.

Ama bu bizim için sıradan bir seçim değil.

Bu, sadece bir başkanın değişip değişmemesi meselesi de değil.

Bu, Tokat’ın elinde kalan son kurumsal reflekslerden birinin ayakta kalıp kalmayacağı meselesidir.

Açık konuşalım mı…

Bugün Tokat’ta birçok kurum yıllar içinde ya zayıfladı ya etkisini kaybetti ya da sadece tabeladan ibaret hale geldi.

Şimdi sıra nereye geldi?

Ticaret Borsası’na.

Eğer burası da deneyelim bakalım mantığıyla hareket edilerek zayıflatılırsa, Tokat sadece bir seçim kaybetmiş olmayacak.

Bir hafıza, bir bağlantı ağı, bir temsil gücü kaybedecek.

Bu iş masa başında öğrenilmiyor.

Bir borsayı yönetmek;
fiyat tabelası asmak değil,
fotoğraf vermek değil,
seçimden seçime ortaya çıkmak hiç değil.

Bu iş, üreticinin derdiyle yatıp kalkmak,
piyasanın dalgalanmasını cebinde hissetmek,
Ankara’da kapı aşındırmak,
yıllar içinde ilişki kurmak işi.

Bugün gelinen noktada Tokat Ticaret Borsası;
sadece alım-satım yapılan bir yer değil,
üretici ile piyasa arasında köprü olan bir kurum.

Ve bu köprü öyle bir günde kurulmadı.

2013’ten bugüne Lütfi Bora başkanlığında geçen süreçte;
altyapı yatırımları yapıldı,
laboratuvar imkanları geliştirildi,
kurumsal yapı güçlendirildi,
işlem hacmi büyütüldü.

Beğenirsiniz, beğenmezsiniz…

Eleştirirsiniz, daha iyisini istersiniz…

Ama şunu yok sayamazsınız.

Ortada bir birikim var.

Ve bu birikimin en kritik tarafı da samimitet, çalışkanlık ve borsanın bu gün ki değeridir.

Ve Ankara bağlantısı.

Bugün Tokat adına masaya oturabilen,
ulusal düzeyde söz söyleyebilen bir temsil varsa,
bu tesadüf değil.

Bu, yılların oluşturduğu bir ilişkiler ağıdır.

Tokatta tek kurumsal Oda kalmıştır, o da Tokat Ticaret Borsasıdır.

Sorulması gereken sorum ise.

Bu ağı dağıtıp yeniden sıfırdan mı başlayacağız?

Yoksa üzerine koyarak mı devam edeceğiz?

Herkes aday olabilir…

Herkes konuşabilir…

Herkes proje anlatabilir…

Ama herkes o projeyi yürütecek zemine sahip değil.

İşte mesele tam da burada.

Eğer bu seçimde denge bozulursa;

- Yarım kalan projeler rafa kalkar

- Kurulan ilişkiler yok olur

- Ankara’daki temsil gücü düşer

- Kurum yeniden öğrenme sürecine girer

- Ve Tokat yine zaman kaybeder

- 2013 öncesi Ticaret Borsasının durumuna geri döner

Tokat’ın en büyük problemi neydi?

Sürekli başa dönmek.

Her gelenin yeniden başlaması…

Her dönemin sıfırlanması…

Her seferinde yılların heba olması…

Artık bu lüksümüz var mı, yok.

Bakın burası önemli,
Kimse vazgeçilmez değil.

Hiçbir yönetim eleştiriden muaf değil.

Ama…

Kurumlar kişisel hesaplaşmaların alanı da değildir.

Eğer bir değişim olacaksa;
bu değişim daha güçlü proje,
daha güçlü ekip,
daha güçlü vizyon ile olmalı.

Aksi halde yapılan şey değişim değil,
risk almaktır.

Yok olmaktır.

Ve Tokat’ın artık risk alacak zamanı asla yoktur.

Son sözüm.

Bu seçimde mesele isim değil.

Mesele taraflar değil.

Mesele kim kazanacak da değil.

Mesele Tokat kazanacak mı, kaybedecek mi?

Burası gerçekten son kalelerden biri.

Ve o kale düşerse…

Tokat sadece bir seçim değil, yıllarını kaybeder.

Vesselam

Hüseyin Kömür