Bir yolcu, geceyi geçirmek için bir hana uğrar.
Eşeğini hancının çırağına teslim edip odasına çıkar.
O gece handaki müşteriler, yolcunun eşeğini habersizce satar, parasını da ziyafete harcarlar.
Yolcuyu da sofraya davet ederler.
Adam yer, içer, eğlenir.
En çok da “Eşek gitti!” türküsünü sever.
Sabah eşeğinin satıldığını öğrenince öfkelenir.
Çırak ise şaşkındır:
“Size haber vermek istedim ama siz de herkesle birlikte türkü söylüyordunuz. Ben de bildiğinizi sandım!”
Meğer adam, kendi kaybının türküsünü söylüyormuş.
Bu hikaye bana Tokat'ı hatırlattı.
Tokat Sigara Fabrikası'nı unutmadık.
2009'da üretim durdu.
Karı koca çalışıyorlar, bir makinanın başında 5 kişi bekliyor, çok para alıyorlar diye nakarat söylerdi Tokatlılar.
Geçen yıllar içerisinde fabrikada çalışan işçilerden tütün üreticisine, nakliyeciden mahalle esnafına kadar pek çok insan bu kayıptan etkilendi.
Dönemin açıklamalarında fabrikanın Tokat ekonomisine ayda yaklaşık 4–5 milyar liralık girdi sağladığı belirtiliyordu.
Tokatta, 2012 yılından önce kişi başı yıllık gelir 12 500 dolar iken, bu gün 8000 dolara geriledi...
Üçte bir oranında eşeğimizi çalmışlar!
Bizde oh olsun türküsüne eşlik etmişiz.
İşçinin maaşı bakkala, pazara, kiraya; üreticinin kazancı şehrin ticaretine dönüyordu.
Fabrika kapandığında yalnızca makineler durmadı, bu para dolaşımının da önemli bir halkası koptu.
Peki, yerine aynı ölçekte yeni bir üretim ve istihdam kaynağı koyabildik mi?
Tokat'ın kaybı kaybolan iş imkânları, daralan ticaret ve memleketinde gelecek arayan gençlerin azalan umutları oldu.
Yazıyorum, örnekler veriyorum.
Şimdilerde uyandık değilmi, eşeğin gittiğini hissediyoruz.
Benim şehrimde üretimin ve istihdamın güçlenmesi; gençlerimizin iş için başka şehirlere gitmek zorunda kalmaması için yeni eşekler bağlayamadık hana.
Bir fabrikanın kapanmasının acısını yıllarca konuşup yerine yenisini kazandıramıyorsak, oturup düşünmeliyiz.
Kalkınma, elimizdekini tüketmekle değil, yenisini üretmekle olur.
Tokat'ın ihtiyacı konuşmak, eleştirmek, dedikodu şampiyonu olmak hiç değil.
Derdimiz yeniden üretime geçmek olmalı.
Eşeğimiz yerinde mi?
Yoksa kaybımızı bile fark etmeden türkümüzü mü söylüyoruz?
Ben Tokatta ki ekonomik dar boğazı görünce, eşek gitti türküsünü söylediğimizi düşünüyorum!
Boş yapmaya gerek yok, üretim var mı üretim.
Vesselam
Hüseyin Kömür