Belediye Başkanı Kemal Yazıcıoğlu, haftalardır gazetecilerle küçük gruplar halinde bir araya geliyor.

“Ne varsa sorun” diyerek kapıyı açık tutuyor.

Bu, bu şehir adına kıymetli bir adımdı.

Sonrasında gazetecilerin toplantı dışı yorumları, kamuoyunu da yanlış yönlendirecek bir noktaya geldi.

İlk toplantıya katılanlardan biriyim.

Anlatılanlar iki yılda yapılanlar, kazanımlar, eksikler…

Sorular soruldu, cevaplar verildi.

Ama mesele şu ki konuşulanla yazılan aynı olmadı.

Toplantıda dile getirilmeyen bazı iddiaların, sonrasında kamuoyuna farklı şekilde yansıdığını gördüm.

Özellikle “20 milyon lira sosyal medya harcaması” iddiası…

Saat koleksiyonu ise asla konuşulmadı.

Açık konuşmayı severim..

O toplantıda böyle bir rakam, konu konuşulmadı.

Ne telaffuz edildi ne de ima edildi.

Olsa duyardım.

Daha da ilginci; bu rakamın bir “varsayım” olduğu sonradan bizzat ifade edildi.

Bu gazetecilikte yorumla gerçeğin yer değiştirmesidir.

Öte yandan bu tartışmanın başka bir yanlış tarafı daha var:

Bir gazetecinin gece vakti evinden ifadeye götürülmesi…

Bu da doğru değil.

Eleştiriye açık olmak kadar, mesleğin onurunu korumak da önemli.

Hukuk işler; ama yöntemi de en az sonucu kadar değerli benim için...

Şimdi iki yanlışın ortasındayız:

Konuşulmayanı yazmak yanlış.

Gazeteciyi gece yarısı kapıdan almak da yanlış.

Gazeteci olarak bizim görevimiz, doğru neyse onu söylemek.

Ne eksik, ne fazla.

O toplantıda “20 milyon” konuşulmadı.

Başkanın, saat koleksiyonunu hiç bir yerde duymadım..

Bu da kayda geçsin.

Gerisi herkesin kendi vicdanına kalmış.

Tarih not düşer.

Biz şimdiden doğruyu yazalım.

Gazeteciyi yazısından dolayı evinden almak yanlıştır.

Konuşulmayanı yazmak da yanlıştır.

Vesselam.

Hüseyin Kömür