“Tüm Türkiye de olduğu gibi Tokat’ında nüfus kaybı yalnızca demografik değil; ekonomik, sosyal ve stratejik bir gelecek meselesidir.”
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Nüfus Politikaları Kurulu'na başkanlık eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, doğurganlık hızının 2025'te 1,42 ile Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine gerilediğini açıkladı. Yılmaz, 2025 sonu itibarıyla 86 milyon 92 bine ulaşan ülke nüfusunun yıllık artış hızının binde 5 seviyesinde gerçekleştiğini dile getirmiştir diye konuştu.” Bu ifadeler arasında en dikkat çeken ve bu sorunun stratejik olarak bir gelecek sorunu olduğunu ifade eden cümlesi ise "Toplam doğurganlık hızımızın 2025 yılında 1,42 çocuğa gerilediğini ve Cumhuriyet tarihinin kayda geçen en düşük seviyesine indiği” dir. Devamında ise “Doğurganlık hızı 1,50'nin altında kalan il sayısı 2017'de dört iken 2025'te 59'a çıktı." açıklamasıdır. Ancak ülkemizin geleceği açısında çok önemli ve stratejik bir konu olmasına rağmen, gündem yoğunluğundan kamuoyu ilgisi çok gerilerde kalmıştır.
Bu açıklamalar neden bu kadar önemlidir? Tokat ve TR83 bölgesi için durum nedir?
Türkiye’de doğurganlık hızı Cumhuriyet tarihinin en düşük düzeyine inerken Tokat ve TR83 Bölgesi’ndeki veriler, nüfus sorununun artık ertelenemeyecek boyutlara ulaştığını göstermektedir. Tokat’ta 2024 yılında yalnızca 5 bin 117 bebek dünyaya gelirken toplam doğurganlık hızı kadın başına 1,29 çocuğa kadar gerilemiştir. Nüfusun kendisini yenileyebilmesi için gereken seviye ise 2,10 olarak kabul edilmektedir. Başka bir ifadeyle Tokat, nüfusunu doğal yollarla yenileyebilmek için gerekli doğurganlık seviyesinin yaklaşık yüzde 39 altında bulunmaktadır. TÜİK’in 2026 yılında yayımladığı 2025 doğum istatistikleri ne göre Türkiye’nin toplam doğurganlık hızı 1,42 çocukla tarihsel olarak en dip seviyede görünmektedir. Canlı doğan bebek sayısı da 2024’teki 937 bin 559 seviyesinden 2025 yılında 895 bin 374’e düşerken, Türkiye bir yılda yaklaşık 42 bin doğum kaybetmiştir. Ancak Orta Karadeniz Bölgesindeki gelişmeler incelendiğinde, Türkiye ortalamasından daha ağır bir demografik tabloya işaret etmektedir.
TR83 Bölgesi Türkiye ortalamasının altındadır.
Tokat, Samsun, Çorum ve Amasya’dan oluşan TR83 Bölgesi’nde 2024 yılında toplam 24 bin 568 bebek dünyaya gelmiştir. Dağılıma bakıldığında, Samsun’da 12 bin 560, Tokat’ta 5 bin 117, Çorum’da 4 bin 268, Amasya’da 2 bin 623 canlı doğum gerçekleştiği görülmektedir. Dört ilin de toplam doğurganlık hızı, hem Türkiye ortalamasının hem de nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,10’un oldukça altında kalmıştır. 2024 yılında toplam doğurganlık hızı Samsun’da 1,33, Tokat’ta 1,29, Çorum’da 1,30 ve Amasya’da 1,22 olarak ölçülmüştür. Böylece TR83 Bölgesi’nin bütün illeri “çok düşük doğurganlık” kuşağı iller içerisinde yer almaktadır.
2025 yılı için resmi il verileri tablonun daha da ağırlaştığını göstermektedir. TR83 bölgesinin sanayi istihdamı konusunda önemli ilerleme sağlayan samsun ve çorum gibi illeri örnek alındığında, Samsun’da toplam doğurganlık hızı 1,24’e, Çorum’da ise 1,22’ye gerilemiştir. Samsun’daki canlı doğum sayısı 12 bin 560’tan 11 bin 720’ye; Çorum’da ise 4 bin 268’den 3 bin 931’e düşmüştür. Maalesef, her iki ilde de doğum sayısındaki gerileme Türkiye ortalamasından daha yüksek gerçekleşmiştir.
Tokat’ın asıl sorunu yalnızca göç değildir.
Tokat’ın nüfus meselesi uzun yıllardır çoğunlukla göç üzerinden tartışılmaktadır. Oysa son veriler, şehrin aynı anda iki yönlü bir nüfus baskısıyla karşı karşıya bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bir taraftan genç ve eğitimli nüfus başka şehirlere göç ederken, diğer taraftan şehirde kalan nüfusun çocuk sahibi olma eğilimi hızla azalmaktadır. Bu iki süreç birleştiğinde Tokat açısından “çifte demografik daralma” ortaya çıkmaktadır. Genç nüfusun azalması doğumları düşürmekte, doğumların düşmesi ise, öğrenci, çalışan, girişimci ve üretici sayısını azaltmaktadır. Dolayısıyla da ekonomik imkanların zayıflaması ise yeni göçleri hızlandırmaktadır. Böylece göç, düşük doğurganlık ve ekonomik daralma birbirini besleyen bir kısır döngüye dönüşmektedir.
Bugün azalan doğum, yarının kapanan okuludur.
Aslında nüfus azalması, yalnızca hanelerde daha az çocuk bulunması anlamına da gelmemektedir. Bugün doğan çocuk sayısındaki gerileme, birkaç yıl sonra anaokulu ve ilkokul kontenjanlarının boşalması da değildir. Bu durum aynı zamanda yaklaşık 18–20 yıl sonra iş gücüne katılacak gençlerin azalması anlamına da gelmektedir. Doğum sayısındaki düşüşün devam etmesi halinde Tokat önümüzdeki yıllarda, köy ve beldelerde okulların kapanması, ilçelerde öğrenci ve öğretmen sayısının azalması, üniversiteye yönelik yerel öğrenci tabanının daralması, tarım ve sanayide genç iş gücü açığının büyümesi, esnafın müşteri tabanının küçülmesi, konut ve yerel hizmet talebinin zayıflaması, yaşlı bakım ve sağlık harcamalarının yükselmesi, sosyal güvenlik sistemine katkı sağlayan çalışan sayısının azalması gibi birbirine bağlı onlarca stratejik risklerle karşılaşması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla doğurganlık meselesi yalnızca bir aile politikası değildir, aynı zamanda eğitim, istihdam, sanayi, tarım, konut, göç, sağlık ve bölgesel bir kalkınma politikasıdır.
Tokat nüfus kaybını kader olarak görmemelidir.
Tokat’ın nüfus kaybı yalnızca doğum yardımlarıyla çözülemeyecek kadar derin ve stratejik bir konudur. Öncelikle il genelinde gençleri Tokat’ta tutacak kapsamlı bir kalkınma ve aile politikası geliştirilmesi gerekmektedir. Yani Tokat’ın nüfus sorunu, yalnızca ailelerin daha az çocuk sahibi olmasıyla da açıklanamaz. Gençlerin iş, gelir, konut ve gelecek güvencesi bulamadığı bir şehirde doğurganlığı kalıcı biçimde artırmak mümkün değildir. Çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin önündeki ekonomik ve sosyal belirsizliklerin azaltması gereklidir. Tokat’ın nüfusunu korumak için önce gençler ilde tutulmalı, giden gençleri de geri döndürebilecek bir ekonomik ve sosyal ekosistem kurumalıdır.
Tokat’ın sahip olduğu 8 nitelikli ova ve sahip olduğu tarım alanları, gıda sanayi potansiyeli, üniversitesi, organize sanayi bölgeleri, tarihi ve kültürel birikimi doğru bir sistem içinde birleştirilebilirse nüfus kaybının yönü değiştirilebilir. Ancak bunun için birbirinden kopuk projeler yerine istihdam, konut, çocuk bakımı, ulaşım ve üretim politikalarını bütünleştiren “Tokat Aile ve Nüfus Dayanıklılığı Programının” hazırlanması ve hızlıca uygulanması gereklidir.
Önerimiz, Tokat için beş ayaklı acil eylem planının yapılması gereklidir.
Tokat’ta nüfus azalmasını yavaşlatabilecek programın beş temel bileşen üzerine kurulması ve buna uygun stratejilerin geliştirilmesi bir kamu politikası olmalıdır.
1. Gençlere istihdam ve gelir güvencesi sağlanmalıdır.
Tokat Merkez ve ilçelerdeki organize sanayi bölgelerinde gençlere yönelik nitelikli istihdam programları uygulanmalı; ihracat odaklı gıda sanayi kümelenme projesi, tarıma dayalı sanayi, tekstil, makine, savunma yan sanayisi ve dijital hizmetlerde yeni iş alanları oluşturulmalıdır. Maalesef ki gençlerin Tokat’ta kalmasını sağlayamayan hiçbir doğurganlık politikasının kalıcı başarı üretmesi beklenmemelidir.
2. Genç ailelere erişilebilir konut modeli geliştirilmelidir.
Öncelikle, ilk evliliğini yapan ve Tokat’ta yaşamayı taahhüt eden genç çiftlere uygun fiyatlı kiralık sosyal konutlar sağlanmalıdır. Daha sonra, TOKİ, belediyeler, özel sektör ve kooperatifler aracılığıyla “Genç Aile Konutları” proğramı ile konut sahipliğini modeli geliştirilmelidir. Ancak destekler yalnızca konut kredisi vermekle sınırlı kalmamalı; düşük kira, uzun vadeli ödeme ve çocuk sayısına göre azalan taksit gibi önemli araçlarla güçlendirilmelidir.
3. Her OSB’ye ve büyük iş yerine kreş yapılması zorunlu olmalıdır.
Yapılan akademik ve bilimsel çalışmalar analiz edildiğinde, kadınların çalışma hayatından ayrılmasına neden olan en önemli sorunlardan birinin erişilebilir çocuk bakım hizmetlerinin yetersizliği olduğunu ortaya koymaktadır. Tokat’taki bütün organize sanayi bölgelerinde vardiyalı çalışanlara da hizmet verecek ortak kreşler kurulmalı ve mevcut olanların sayıları mutlaka arttırılmalıdır. Belirli sayının üzerinde kadın çalışanı bulunan işletmelere kreş kurma veya ortak kreş sistemine katılma yükümlülüğü de getirilmelidir. Çocuk bakım maliyetinin bir bölümü kamu, bir bölümü işveren, bir bölümü de yerel yönetimler tarafından karşılanmalıdır. Yerel yönetimler sadece yol, kanalizasyon vb hizmetleri yapan değil, sosyal politikaların uygulama ve desteği konusunda da sorumluluk almalıdır.
4. İkinci ve üçüncü çocuğa yerel destek paketi oluşturulmalıdır.
Merkez hükümet tarafından sağlanan doğum yardımlarına ek olarak Tokat’a özgü bir destek sistemi kurulmalıdır. İkinci ve üçüncü çocuk sahibi ailelere belirli sürelerle kreş, ulaşım, eğitim, süt, gıda ve enerji desteği sağlanmalıdır. Fakat bu desteklerin yalnızca nakit ödeme biçiminde değil, ailelerin gerçek harcamalarını azaltan hizmet paketleri şeklinde tasarlanması gerekir.
5. İlçelere göre farklılaştırılmış nüfus politikası uygulanmalıdır.
Program ya da proje uygulaması yapılırken, Tokat Merkez ile Erbaa, Turhal, Niksar, Zile, Reşadiye, Almus, Artova, Başçiftlik, Pazar, Sulusaray ve Yeşilyurt gibi ilçelerinin demografik sorunlarının aynı olmadığı göz önüne alınmalıdır. Her ilçenin doğum, ölüm, göç, yaşlanma, kadın istihdamı ve çocuk bakım göstergeleri ayrı ayrı analiz edilmelidir. Nüfus politikası il genelinde tek tip olarak uygulanmamalı ve ilçe odaklı nüfus risk haritaları hazırlanmalıdır.
6.Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesini Tercih ederek il dışından gelen gençlerin mezuniyet sonrası kalifiye işgücü olarak Tokat’a kalıcı olarak yerleşmesi sağlanmalıdır.
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinin çeşitli bölümlerini tercih ederek ilimize başka bölge ve illerden gelen öğrencilerin mezuniyet sonrası sanayi, tarım, hizmetler sektörleri için kalifiye işgücünün karşılanması anlamında Tokat’ta kalıcı olarak yerleşmesi sağlanmalıdır. Bunun için gençlerin iş, barınma vb gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek gerekli çalışmaların ilgili Bakanlığa sunulmak üzere, Valilik, Belediye, Üniversite, OKA, Ticaret Odaları, STK’lar ve ilgili kurum ve kuruluşlar ile kapsamlı bir stratejik yol haritası projenin başlatılması gerekmektedir.
TR83 için de ortak hareket zamanıdır.
Tokat’ın nüfus sorunu Samsun, Çorum ve Amasya’dan bağımsız değildir. Çünkü TR83 Bölgesi’nde gençlerin bölge dışına göç etmesi, doğumların azalması ve ortanca yaşın yükselmesi ortak bir bölgesel risk oluşturmaktadır. Bu nedenle Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı koordinasyonunda Samsun, Tokat, Çorum ve Amasya’yı kapsayan “TR83 Demografik Dayanıklılık ve Genç Aileler Programı” başlatılmalıdır. Program kapsamında ise, il ve ilçe odaklı demografik risk haritası hazırlanmalı, gençlerin bölgeden ayrılma nedenleri araştırılmalı, kadınların iş gücüne katılımını destekleyen kreş ağı kurulmalı, üniversite mezunlarına bölgesel istihdam ve girişimcilik programları sunulmalı, genç aileler için ortak sosyal konut modeli oluşturulmalıdır. Ayrıca her il/ilçe için yıllık doğum, göç ve genç nüfus hedefleri belirlenmeli ve sonuçlar kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmalıdır.
Hedef yalnızca daha fazla doğum değil, yaşanabilir bir şehirler kurmak olmalıdır.
Dünyadaki örnek uygulamalar göstermektedir ki, nüfus politikalarının başarısı, yalnızca çocuk sayısını artırmaya bağlanmamaktadır. Asıl hedefin, gençlerin gelecek kurabildiği, kadınların annelik ile çalışma hayatı arasında seçim yapmak zorunda kalmadığı, çocukların güvenli ve nitelikli hizmetlere erişebildiği bir şehir oluşturmak olmalıdır. Çünkü doğurganlığın kalıcı olarak yükselmesi, ancak güven duygusunun güçlenmesiyle mümkün olduğu kabul edilmelidir. İşsizliğin, geçim kaygısının, konut sorununun ve bakım yükünün ağırlaştığı bir ortamda yalnızca “daha fazla çocuk” çağrısı yapmak sonuç üretmeyecektir. Tokat’ın ihtiyacı olan; üretim, istihdam, konut, ulaşım, eğitim ve aile desteklerini aynı stratejik çatı altında birleştiren uygulanabilir yeni ve sürdürülebilir bir ekosistem kurmaktır.
Bugün harekete geçilmezse yarın çok geç olabilir.
TÜİK veri istatistikleri analiz edildiğinde, Tokat’ın doğurganlık hızının 1,29’a kadar gerilemesi sıradan bir istatistik değildir. Bu rakam; yarının daha az öğrencisi, daha az çalışanı, daha az girişimcisi, daha az üreticisi ve daha ağır bir yaşlı nüfus bağımlılık yükü anlamına gelmektedir. Aslında, nüfus kaybı bir anda ortaya çıkmamaktadır. Tedrici olarak, önce doğumlar azalır, ardından sınıflar küçülür, iş gücü daralır, köyler boşalır, işletmeler eleman bulamaz ve şehirler ekonomik canlılığını kaybetmeye başlarlar. Tokat için mesele artık yalnızca “kaç kişi olduk?” sorusu değildir. Sorulması gereken asıl soru şudur: Tokat, gençlerin kalmak, aile kurmak ve çocuk büyütmek istediği bir şehir olabilecek midir?
Sonuç olarak; Hem bölgemizin hem de Tokat’ımızın beşikleri hızla boşalırken geleceği de sessizce küçülmektedir. Bu sonucu değiştirmek için günü kurtaran ve sürdürülebilir olmayan yardımlara değil, istihdamı, üretimi, konutu, çocuk bakımını, kısaca aile yaşam kalitesini birlikte ele alan stratejik bir nüfus seferberliğine ihtiyacımız vardır. Bu sadece merkezi yönetim erkinin aldığı kararlarla değil, yerel yönetimlerinde katılımı ve desteği ile gerçekleşebilir. Sayın yöneticilerimize Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözünü bir vizyon belgesi olarak sürekli hatırlatılması gerekmektedir.
Prof.Dr. Yücel Erol
TOGÜ İ.İ.B.F Öğretim Üyesi
Tokat Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi