Laboratuvardan Makama, Topraktan Hiç Kopmayan Bir Meslek Çınarı

“Rapor masada değil, tarlada yazılır.”
Bazı insanlar vardır; görev yaptıkları makamlarla değil, dokundukları hayatlarla hatırlanırlar.

Bazı insanlar vardır; emekli olduklarında görevleri biter ama meslekleri, sevdaları ve insanlara bıraktıkları izler bitmez.

Ve bazı insanlar vardır ki, ömürlerini bir mesleğe verirken aslında yalnızca bir görev yapmazlar; kendilerinden sonra gelecek nesillere bir meslek ahlakı, çalışma disiplini ve gönül mirası bırakırlar.

İşte :
Dr. Talat Şentürk böyle bir isimdir.
Bu yazı dizimizin adı boşuna “Tarımın Çınarları” değil.
Çünkü çınarlar, yalnızca uzun yıllar ayakta duran ağaçlar değildir. Kökleri derindedir, gövdeleri güçlüdür, dalları geniştir. Gölgesinde nice insan dinlenir, nice canlı hayat bulur.

Talat (1)

Dr. Talat Şentürk de Türk tarımında kökleri derinlere uzanan, yılların bilgi ve tecrübesini genç kuşaklara aktaran bir meslek çınarıdır.

Denizli'den başlayan, Türkiye tarımına uzanan bir yolculuk
1955 yılında Denizli'de doğdu.

1979 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun oldu. Bilginin peşini bırakmadı; 1996 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde doktorasını tamamladı.

1980 yılında başlayan meslek hayatı, onu laboratuvarlardan tarla yollarına, il müdürlüklerinden Bakanlık makamlarına kadar uzanan uzun ve onurlu bir hizmet yolculuğuna taşıdı.

1980–1990 yılları arasında Ankara Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkezi Müdürlüğünde görev yaptı.
1990–2001 yılları arasında Karaman Tarım İl Müdürlüğünde Şube Müdürü ve İl Müdürü olarak hizmet verdi.

2002–2003 yıllarında Bakanlık Özel Kalem Müdürlüğüne görevlendirildi.

2003–2011 yılları arasında Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcılığı, 2011–2013 yılları arasında Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcılığı yaptı.

2014–2020 yılları arasında Bakanlık Müşavirliği görevinde bulundu.

2020 yılından itibaren ise Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkan Danışmanı olarak bilgi ve tecrübesini tarım sektörünün hizmetine sunmaya devam etti.

Talat (2)

Fakat bütün bu görevlerin ve unvanların üzerinde taşıdığı bir başka unvan vardı:
Ziraat Yüksek Mühendisi.
Onun için asıl mesele de buydu.

Çünkü Dr. Talat Şentürk, makamların gelip geçici; mesleğin ise ömürlük olduğuna inanıyordu.

“Teknik adamdım, bürokrat değil…”
Onu tanıyanların anlattığı Talat Şentürk, klasik anlamda bir bürokrat değildi.
O, önce teknik adamdı.

Makam odasında otururken bile aklı tarlada, çiftçide, üründe ve üretimdeydi.

Ankara'daki toplantıdan çıkar çıkmaz bir tarlanın yolunu tutabilen; bir gün Tokat'ın bağında, başka bir gün Konya'nın buğday tarlasında, bir başka gün Antalya'nın serasında çiftçinin yanında olabilen bir anlayışın temsilcisiydi.

Çünkü onun dünyasında tarım, dosyalardan ve toplantı salonlarından ibaret değildi.
Tarım; toprak, su, emek, alın teri ve insandı.

Bu yüzden sık sık:
“Rapor masada değil, tarlada yazılır.”
derdi.

Bu cümle, aslında onun bütün meslek hayatının özeti gibiydi.

Bir tohumun peşinde geçen yıllar
1980'li ve 1990'lı yıllarda Türkiye'de tohumculuğun gelişmesi ve sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması için büyük emek verdi.
Onun için iyi tohum, yalnızca bir üretim girdisi değildi.

Çiftçinin geleceğiydi.
“Çiftçi iyi tohum ekmiyorsa, biz iyi anlatamıyoruzdur.” diyerek, bilgiyi çiftçiye ulaştırmanın sorumluluğunu kendi omuzlarında gördü.
Yurdun dört bir yanına gitti.

Eğitimler verdi.
Demonstrasyonlar kurdu.
Çiftçinin tarlasına girdi.

Üreticinin elini sıktı.
Sorununu dinledi.
Ve en önemlisi, bilgiyi masa başında bırakmadı.

Çünkü onun anlayışında teknik bilgi, çiftçinin hayatına dokunmuyorsa eksikti.

Tarımın planı, toprağın diliyle yazılmalıydı
Bitkisel üretim planlaması konusunda da önemli çalışmalar yaptı.

“Nereye, ne ekelim?” sorusunun cevabını yalnızca siyasi tercihlerde değil;
toprağın yapısında, iklimde, su kaynaklarında ve üretim potansiyelinde aradı.

Hububat, baklagiller, mısır, patates, şeker pancarı, çayır-mera ve yem bitkileri başta olmak üzere birçok üretim alanında görev aldı ve projeler geliştirdi.

Tohumculuktan bitkisel üretime, organik tarımdan iyi tarıma, bitki beslemeden tarımsal yayım çalışmalarına, Türkiye tarım havzalarından üretim planlamasına kadar çok geniş bir alanda bilgi ve tecrübesini ortaya koydu.

10 ülkeyle tarım yürütme anlaşmalarında, 6 ülkeyle gerçekleştirilen KEK toplantılarında ve 35 ülkede yapılan teknik incelemelerde Türkiye'yi temsil etti.

Yaklaşık 120 tarımsal yayına imza attı.
Ancak onun en önemli yayını belki de kitaplarda veya raporlarda değildi.
İnsanların hafızasındaydı.

En büyük eseri: yetiştirdiği insanlar
Bir insanın gerçek büyüklüğü, makamından ayrıldıktan sonra ne kadar hatırlandığıyla ölçülür.

Talat Şentürk'ün arkasından “Genel Müdür Yardımcısıydı.” diyenler kadar, hatta belki onlardan daha fazla:

“Hocamdı.”
diyenler vardır.
Çünkü onun odasının kapısı genç ziraat mühendislerine hep açıktı.

Onlara sadece teknik bilgi vermedi.
Mesleğin onurunu öğretti.

Çalışmayı öğretti.
Araştırmayı öğretti.
Çiftçiyi dinlemeyi öğretti.

Bilmediği konuda “bilmiyorum” diyebilmenin de bir erdem olduğunu öğretti.

Ve genç meslektaşlarına üç cümleyle bir ömürlük meslek düsturu bıraktı:

“Çiftçinin yüzüne bak.
Toprağa ihanet etme.
Bilmediğini bil.”
Bu üç cümle, bugün bir meslek yemini gibi okunabilir.
Çünkü içinde vicdan vardır.

İçinde sorumluluk vardır.
İçinde tevazu vardır.
Ve en önemlisi, içinde insan vardır.

Maaşı kesildi, mesleği kesilmedi
Talat Şentürk'ü anlatan en çarpıcı sözlerden biri de şudur:

“Maaşım kesildi, mesleğim kesilmedi.”
Bazen tek bir cümle, bir insanın bütün hayatını anlatmaya yeter.

Bu söz de onun için öyle.
Çünkü onun gözünde ziraat, sabah işe gelip akşam mesai bitince kapatılan bir dosya değildi.

Bir hayat biçimiydi.
Emeklilik onun için toprağa, üretime, çiftçiye ve genç meslektaşlarına sırt çevirmek anlamına gelmedi.

Görev sona erdi.
Ama hizmet sevdası sona ermedi.

Bugün Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkan Danışmanı olarak bilgi ve tecrübesini paylaşmaya devam etmesi de bunun en güzel göstergelerinden biridir.
İyi bir teknik adam, iyi bir hatip, güçlü bir iletişim insanı

Dr.Talat Şentürk'ü farklı kılan yalnızca teknik bilgisi ve çalışma azmi değildi.

İnsanlarla iletişim kurmayı bilen bir meslek insanıydı.
Anlatacağı konuyu karşısındaki insanın anlayacağı dilden anlatırdı.

Çiftçiyle konuşurken çiftçinin dilini, teknik insanlarla konuşurken bilimin dilini, yöneticilerle konuşurken karar mekanizmalarının dilini kullanabilirdi.

Bilgiyi karmaşıklaştırmadan anlatır, sözü gereksiz yere uzatmadan meramını ortaya koyardı.
Belki de bu yüzden anlattıkları akılda kalırdı.

Çünkü iyi bir hatip sadece güzel konuşan insan değildir.
İyi bir hatip, söylediği sözü karşısındaki insanın gönlüne ulaştırabilendir.

Dr. Talat Şentürk'ün iletişim gücü de buradan geliyordu.
Makamın değil, emeğin adamı
Makamlar gelip geçicidir.

Koltuklar boşalır.
Unvanlar değişir.
İmzalar başkalarının kaleminden çıkar.
Fakat bir insanın alın teriyle yaptığı hizmet, kolay kolay silinmez.

Dr. Talat Şentürk'ün çalışma hayatına baktığımızda da bunu görüyoruz.

Laboratuvardan tarlaya…
İl müdürlüğünden Bakanlık merkez teşkilatına…

Genel müdür yardımcılığından müşavirliğe…
Uluslararası toplantılardan köylerdeki üretici buluşmalarına kadar uzanan uzun bir hizmet yolculuğu.

Bu yolculuğun her durağında aynı şey vardı:
Çalışmak.

Daha çok çalışmak.
Bilmek.
Öğrenmek.
Anlatmak.
Üretmek.
Ve ülke tarımına bir tuğla daha koymak…

Geride ne kaldı?
Bugün geriye dönüp baktığında, bir insanın en büyük kazancı makamları değildir.

Asıl zenginlik;
yetiştirdiği insanlar, dokunduğu hayatlar, çözdüğü sorunlar ve bıraktığı güzel izlerdir.

Talat Şentürk'ün geride bıraktığı en büyük miras da budur.

Onunla aynı kurumlarda çalışan, ondan mesleği öğrenen, onunla aynı tarlada yürüyen genç ziraat mühendisleri bugün Türkiye'nin farklı yerlerinde hizmet veriyor.
Belki bir İl Müdürlüğünde…
Belki bir Genel Müdürlükte…

Belki bir üniversitede…
Belki bir tarlanın başında…

Ama nerede olurlarsa olsunlar, mesleğin bir yerinde onun öğrettiği bir cümle mutlaka yaşamaya devam ediyor:

“Çiftçinin yüzüne bak.”
Çünkü çiftçinin yüzüne bakmak, aslında milletin yüzüne bakmaktır.
Toprağa ihanet etmemek, geleceğe ihanet etmemektir.

Bilmediğini bilmek ise meslek ahlakının en önemli şartlarından biridir.
Bir vefa borcudur bu yazı…

Biz bu yazı dizisini sadece geçmişi anlatmak için yazmıyoruz.
Bir vefa borcunu ödemek için yazıyoruz.

Çünkü bugün Türk tarımı adına konuşabiliyorsak, bir yerlerde bizden önce yürümüş insanların ayak izleri vardır.

Bugün bir fidan dikiyorsak, o toprağı yıllar önce hazırlayanların emeği vardır.

Bugün bir çiftçiye teknik bilgi götürebiliyorsak, bunun arkasında ömrünü bu mesleğe adamış insanların alın teri vardır.

Dr. Talat Şentürk de o büyük emeğin temsilcilerinden biridir.

O, makam koltuğunda otururken bile ayağındaki tarla tozunu silmeyenlerdendi.

Çünkü o tarla tozunu bir kir olarak değil, mesleğinin şeref madalyası olarak taşıdı.

Ve belki de bu yüzden onun hikâyesi, yalnızca bir bürokratın özgeçmişi değildir.

Bu hikâye;
toprağa sadakatin,
çiftçiye hürmetin,
bilgiye bağlılığın,
çalışmanın,
meslek ahlakının
ve insan yetiştirmenin hikâyesidir.
Çınarlar gölge verir, iz bırakır

Bugün Dr. Talat Şentürk'e baktığımızda bir ömrün meslekle nasıl bütünleştiğini görüyoruz.

Bir insanın makamıyla değil, emeğiyle büyüdüğünü görüyoruz.
Bilginin paylaşılınca çoğaldığını görüyoruz.

Ve bir mesleğin sadece diploma ile değil, ahlak, fedakârlık ve alın teriyle yapıldığını bir kez daha anlıyoruz.

Bizler bu bayrağı onlardan devraldık.
Şimdi bize düşen görev; onların bıraktığı emaneti daha ileriye taşımaktır.

Toprağa saygıyı, çiftçiye hürmeti, mesleğe sadakati ve insana yatırımı gelecek nesillere aktarmaktır.

Çünkü tarım yalnızca toprağı işlemek değildir.

Tarım;
bir milletin geleceğini ekmektir.
Bir ülkenin geleceğini korumaktır.

Bir çiftçinin umuduna sahip çıkmaktır.
Ve gelecek nesillere yaşanabilir bir ülke bırakmaktır.

İşte bu yüzden, Türk tarımına ömrünü adamış bütün meslek büyüklerimizi olduğu gibi,
Dr. Talat Şentürk'ü de saygıyla, minnetle ve vefa duygusuyla anıyoruz.
Rabbim hayatta olanlara sağlık, huzur ve bereketli ömürler versin.

Ebediyete irtihal edenlere rahmetiyle muamele eylesin.
Mekânlarını cennet, makamlarını âli eylesin.

Onların alın teri zayi olmasın.
Ektikleri tohumlar bereketli olsun.

Yetiştirdikleri insanlar, bıraktıkları güzel mirası gelecek nesillere taşımaya devam etsin.

Ve isimleri, Türk tarımının hafızasında birer çınar gibi yaşamaya devam etsin.

Çünkü bazı insanlar görevlerini tamamlayıp giderler.

Bazıları ise görevleri bittikten sonra bile yaşamaya devam ederler.

Talat Şentürk de, Türk tarımında bıraktığı izlerle yaşamaya devam edecek olanlardan biridir.
Saygıyla… Minnetle… Vefayla…