Tokat yine bir seçim arifesinde…

Ama alışkanlıklar değişmedi.

Aynı soru yine dönüp duruyor:
“Ticaret ve Sanayi Odası’nı kim kazanacak?”

Ne hikmetse yıllardır soru değişmiyor.

Cevaplar değişiyor, isimler değişiyor…

Ama sonuç değişmiyor:

Yerinde sayan bir Tokat.

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası, şehrin ekonomik kaderini etkileyebilecek büyüklükte bir kurum.

Ama bu gücün sahaya ne kadar yansıdığı artık ciddi bir sorgu konusu.

Şimdi biraz daha geniş bakalım…

Tokat yalnız değil.

Sivas, Çorum, Amasya, Yozgat ve Samsun hattına baktığınızda;
her il kendi içinde sanayi, üretim ve ticaret kapasitesini artırmak için yarışıyor.

Sivas organize sanayisini büyütüyor,
Çorum üretim ve ihracatta ciddi bir ivme yakalıyor,
Samsun liman ve lojistik avantajını kullanarak bölgesel ticarette öne çıkıyor,
Yozgat ve Amasya ise devlet yatırımları ve yeni OSB hamleleriyle hareketlenmeye çalışıyor.

Bu tablo içinde Tokat’ın durduğu yer ise düşündürücü.

Potansiyel var, hareket yok.

TR83 bölgesi (Samsun–Tokat–Çorum–Amasya) ekonomik olarak Türkiye ortalamasının gerisinde kalan bölgelerden biri olarak değerlendiriliyor.

Bölge, Türkiye ekonomisi içinde sınırlı bir ağırlığa sahip olsa da ciddi bir üretim potansiyeli barındırıyor.

Ancak bu potansiyel, yıllardır tam anlamıyla harekete geçirilebilmiş değil.

Ve Tokat bu tablonun merkezinde duruyor.

Şimdi açık konuşalım.

Bu şehir son 10-12 yılda gerçekten kazandı mı?

Yoksa birkaç kişinin koltuğu mu sağlamlaştı?

Ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var:

Üretim zayıf.

Sanayi büyümüyor.

Esnaf ayakta kalma mücadelesi veriyor.

Ama buna rağmen tartışılan ne?

Projeler mi?

Yeni yatırımlar mı?

Şehrin ekonomik rotası mı?

Hayır.

Kim kiminle, kim kime karşı, kim hangi koltuğa oturacak…

Tokat’ta mesele ne yazık ki uzun süredir bu kadar dar bir çerçevede dönüyor.

Birileri konuşuyor,
birileri fotoğraf veriyor,
birileri koltuk hesabı yapıyor…

Olan yine bu şehre oluyor.

Daha acısı şu.

Aynı isimler, aynı çevreler, aynı yöntemler…

Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi yeniden sahneye çıkıyor.

Ve bizden yine aynı hata bekleniyor:

“Bizden biri” diyelim, destekleyelim…

Sonra dönüp sonucu izleyelim.

Bu filmi Tokat çok izledi.

Ve her seferinde faturayı esnaf ödedi.

Bugün benim için kimsenin kim olduğunun bir önemi yok.

Mesele kişiler değil, zihniyet meselesi.

Şimdi asıl sorum şu.

Bu koltuğa oturacak kişi Tokat için mi çalışacak,
yoksa Tokat üzerinden mi yükselecek?

Bu şehir artık şunu çok iyi biliyor

Yada ben öyle zannediyorum.

Göreve gelene kadar “bizden çocuk” olanların,
koltuğa oturduktan sonra nasıl değiştiğini…

Söz verip susanları…

Heyecanla başlayıp duranları…

Ve en sonunda şehri unutanları…

Şimdi yine bir seçim var.

Ama bu sadece bir oda seçimi değil.

Bu, Tokat’ın kendi kaderine sahip çıkıp çıkmayacağının sınavıdır.

Eğer yine isimlere takılırsak,
yine kulislerin peşinden gidersek,
yine “o mu bu mu” diye oyalanırsak…

Hiç kusura bakmayalım,
bu şehrin kaybettiği her yılın vebali hepimizin omzunda olacak.

Tokatlı’nın artık boş lafa karnı tok.

Toplantıya,
protokole,
fotoğrafa,
boş vaatlere…

Bu şehir artık şunu istiyor:

Üreten bir anlayış,
hesap veren bir yönetim,
sonuç alan bir irade.

Ve en önemlisi…

Koltuğa oturduğunda değişmeyen insanlar.

Son sözüm.

Koltuğu dolduran çok oldu…

Bu şehir dinlediğim kadarıyla,
ayağa kaldıracak insan arıyor.

Şu isim olsun demiyorum ben.

“Tokat mı kazanacak, yine birileri mi?”

Vesselam.