Uzun yıllar tarımın içinde bulunmuş, sahayı ve kamu yönetimini yakından tanımış biri olarak tarım üzerine yazılar kaleme almayı elbette önemsiyorum.

Ancak hayatın yalnızca üretimden, ekonomiden ve mesleki meselelerden ibaret olmadığına inanıyorum.

Bu nedenle zaman zaman aileye, eğitime, ahlaki değerlere, insan ilişkilerine ve toplumun ortak meselelerine de değinerek hayatın içinden konuları farklı bakış açılarıyla ele almanın okuyucularımıza katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Çünkü insan hayatını anlamlı kılan yalnızca yaptığı işler ve elde ettiği başarılar değil, çevresindeki insanlara nasıl davrandığı ve onların gönlünde nasıl bir yer edindiğidir.

İyilik insanı yüceltir, affetmek gönlü hafifletir, güzel söz gönül kazandırır.
Hayatta iz bırakın ama yara bırakmayın!

Hayat, uzun ya da kısa oluşuyla değil, geride bıraktığımız izlerle anlam kazanır. Kimi insanlar varlığıyla huzur verir, kimi güzel bir sözüyle umut aşılar.

Kimi de farkında olmadan kırar, incitir ve gönüllerde onarılması güç yaralar açar.

Oysa güzel bir hayat yaşamak için büyük işler başarmak, servet sahibi olmak ya da önemli makamlara gelmek şart değildir.

Bazen insanlığımızı korumak ve hayatı güzelleştirmek için dört temel ilkeye bağlı kalmak yeterlidir:

Kötülük etme, küsme, kin tutma, kalp kırma!

Kötülük etme, küsme, kin tutma, kalp kırma!

1. KÖTÜLÜK ETME!
İyilik yapabiliyorsan yap; yapamıyorsan kimseye zarar verme.

Bir insanın yükünü hafifletmek, ihtiyaç sahibine el uzatmak, çaresiz kalana destek olmak ve bir gönle umut vermek büyük bir erdemdir.

Bazen küçücük bir iyilik, bir insanın hayatında unutulmaz bir iz bırakabilir.

Unutmayalım ki iyilik, yalnızca karşımızdakinin hayatını değil, kendi iç dünyamızı da güzelleştirir. İnsan, başkalarına faydalı oldukça gerçek anlamda değer kazanır.

2. KÜSME!
Gönül kapılarını hemen kapatma. İnsanlar hata yapabilir, yanlış anlaşılmalar yaşanabilir ve zaman zaman kırgınlıklar oluşabilir.

Ancak her kırgınlık, araya aşılmaz duvarlar örmek için bir sebep değildir.

Bazen bir telefon, samimi bir özür ya da içten bir merhaba, kopma noktasına gelen ilişkileri yeniden onarabilir.

Önemli olan haklı çıkmaktan önce birbirimizi anlamaya çalışmaktır.

Gururumuz, sevdiklerimizle aramıza girmesin.

Çünkü bazı mesafeler zamanla kapanabilir; fakat konuşulmadan büyüyen kırgınlıklar, insanları birbirinden uzaklaştırabilir.

3. KİN TUTMA!
Geçmişin acılarını ve kırgınlıklarını sürekli yüreğinde taşıyarak bugünün güzelliklerini kaçırma. Kin, insanın önce kendi huzurunu tüketir; zihnini geçmişe, kalbini ise öfkeye mahkûm eder.

Affetmek, yapılan yanlışı onaylamak ya da her şeyi unutmak değildir.

Gerektiğinde mesafeni koruyarak da affedebilir, kendini öfkenin yükünden kurtarabilirsin.
Her yaşananı unutamayabiliriz; ancak geçmişin acılarının bugünkü huzurumuzu elimizden almasına izin vermemeyi öğrenebiliriz.

Çünkü insanın gönül huzuru, geçmişin hesabını sürekli tutmaktan çok daha kıymetlidir.


4. KALP KIRMA!
Kırılan bir eşya tamir edilebilir; ancak kırılan bir gönlün yeniden kazanılması bazen uzun zaman alır.

Söylediğimiz bir sözün karşımızdakine nasıl dokunacağını, onun hangi acıları içinde taşıdığını her zaman bilemeyiz.
Bu nedenle konuşmadan önce düşünelim:

Söyleyeceğimiz söz bir gönlü onaracak mı, yoksa yeni bir yara mı açacak?
Unutmayalım ki güzel söz söylemek bir erdem, susulması gereken yerde susmak ise olgunluktur.

İnsanları küçümsemeden, incitmeden, onurlarını zedelemeden konuşabilmek; karakterimizin ve insanlığımızın en önemli göstergelerindendir.

Bazen bir tebessüm, bazen içten bir teşekkür, bazen de zamanında söylenmiş güzel bir söz, yıllarca hatırlanacak bir mutluluğa dönüşebilir


DEĞERLİ OKUYUCULARIM,
Hayat hızla geçiyor, yıllar geride kalıyor. Makamlar, servetler ve dünya nimetleri bir gün geride bırakılıyor.

Geriye ise insanlara yaşattığımız duygular, gösterdiğimiz vefa ve gönüllerde bıraktığımız izler kalıyor.

Öyleyse hayatımızı dört “K” kuralıyla güzelleştirelim:

Kötülük etmeyelim: İyilik yapamıyorsak zarar vermeyelim.
Küsmeyelim: Gönül kapılarını kapatmak yerine uzlaşmayı deneyelim.

Kin tutmayalım: Geçmişin yükünü geleceğimize taşımayalım.

Kalp kırmayalım: ve davranışlarımızla insanları incitmeyelim.

Belki dünyayı tek başımıza değiştiremeyiz; ancak bir insanın hayatına dokunabilir, bir gönlü kazanabilir ve çevremizde daha güzel bir dünyanın kurulmasına katkı sağlayabiliriz.

Çünkü insanın gerçek zenginliği sahip olduklarıyla, gerçek başarısı ulaştığı makamlarla ölçülmez.

Asıl zenginlik, gönül kazanabilmek; asıl başarı ise arkamızdan güzel sözler söylenmesini sağlayacak bir hayat yaşayabilmektir.

Hayatta iz bırakalım ama yara bırakmayalım.

Gönül kazanalım ama gönül yıkmayalım!