PKK terör örgütü, Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Hamzalı köyünde 1995 yılında bir katliam gerçekleştirmiş 6’sı çocuk, 9’u kadın olmak üzere 23 sivil şehittir
Burası Türkiye…
Birileri oyun oynamaya devam ediyor!
Türkiye, 40 yılı aşkın bir süredir terörle mücadele etmektedir. Ülkemiz artık “Terörsüz Türkiye” düşüncesinin hâkim olması için her alanda çalışmalarını aralıksız sürdürürken; hükümetin iyi niyetle çıktığı bu yolu tıkamaya çalışanlar ve algı operasyonlarıyla süreci baltalamaya çalışanlar da bulunmaktadır.
Terör, her ülke için tehlikeli ve kahpe bir oyundur.
Terörün dini, rengi, imanı, devleti olmaz!
Dünyada her zaman satın alınabilecek beyinler vardır; Türkiye’de de satın alınmış bir kesim mevcuttur. Bu kesim, her zaman beyinlerini satmaya hazır bir şekilde yaşamaktadır.
Terör örgütlerini besleyen en önemli unsur; onları finansal olarak desteklemek, her türlü lojistik desteği sağlamak ve elbette yerel destek almalarıdır. Terör örgütleri, bulundukları bölgelerden ve ülkeden destek alamadıkları zaman örgütsel faaliyet yürütmeleri mümkün değildir. Özellikle silahlı terör örgütleri, eylemlerini gerçekleştirebilmek için mutlaka yerelden destek alırlar.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümetleri, 40 yılı aşkın süredir terörle mücadelesini sona erdirmek istemektedir. Kırsalda ve dağlarda yapılan eylemlerle ülke insanının huzuru kaçırılmakla kalmamakta, devlet terörle mücadelede ciddi ekonomik kayıplar da yaşamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, 40 yıllık terörle mücadele sürecinde 2–3 trilyon dolar harcadığına inanılmaktadır. Bugün Türkiye’nin hazinesinde yaklaşık 170 milyar dolar bulunduğu düşünüldüğünde, ülkemizin en önemli kaynaklarının terörle mücadeleye harcandığı açıkça görülmektedir.
Terörle mücadelede insan kaynağımızın bedelini hesaplamak ise mümkün değildir. Şehitlik tepesinde binlerce vatan evladı yatmaktadır.
Dünyada 40 yıl boyunca kesintisiz terörle mücadele eden başka bir ülke yoktur. Bunun en önemli nedeni; devletimizin, terörle mücadele ederken terör örgütlerinin elinde kandırılmış olarak bulunan gençler ile masum bölge insanlarının zarar görmemesi için çok hassas davranmasıdır. Aksi hâlde, bugüne kadar teröre doğrudan veya dolaylı destek veren kişi ve bölgeler kapsamlı operasyonlara dâhil edilseydi, terör örgütleri çoktan çökertilirdi.
Türkiye’de devlet adamlarının en büyük zafiyeti; “Masum insanlar zarar görmesin, kandırılmış çocuklar ve gençler zayiatsız şekilde terör örgütünün elinden kurtarılsın” düşüncesiyle hareket etmeleridir. “Devletin parası harcansın, önemli değil” anlayışıyla sürdürülen bu iyi niyet, terörün 40 yılı aşkın süredir tamamen bitirilememesine neden olmuştur.
Özellikle Cumhur İttifakı’nı oluşturan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda siyasi geleceklerini dahi riske atan adımlar atmaları, terörle mücadelede gelinen noktayı açıkça göstermektedir.
Ülkemizde 40 yıldır silahlı eylemler gerçekleştiren PKK terör örgütü; herhangi bir milletin ya da toplumun hak ve hukukunu savunmak için değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkmak ve emperyal güçlere ülkemizi peşkeş çekmek amacıyla terör üretmiştir.
PKK, hiçbir zaman Kürt toplumunun faydasına mücadele etmemiş; aksine Kürk çocuklarını, kadınlarını, genç kızlarını ve erkeklerini öldürerek eylemler gerçekleştirmiştir.
PKK, Kürt insanlarını katili bir terör örgütüdür.
Kürt çocuklarını dağa kaçırarak Kürt annelerine yıllarca zulmetmiştir.
Daha önce de bu satırlarda yazdım, bir kez daha tarihe not düşelim:
PKK terör örgütünün siyasi uzantıları, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin kendilerine uzattığı kadife elin kıymetini bilmemiştir.
Eğer PKK’nın siyasi uzantısı olan DEM veya diğer yapılar, devletin uzattığı bu kadife elin değerini bilmiş olsaydı; Diyarbakır Anneleri’nin acılarının dinmesi için ilk günden çocukların serbest bırakılmasını sağlarlardı.
Güneydoğu’daki Kürt anneleri hâlen PKK’nın siyasi uzantısı partilerin binaları önünde evlat nöbeti tutarken, terör örgütü ve uzantılarının çocukları serbest bırakmaması; sürecin kadife eldivenli bir el değil, çelik zırhlı bir el ile devam edeceğini göstermektedir.
PKK terör örgütü ve uzantılarının sonu büyük ihtimalle Suriye topraklarında gelecektir. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve tek devlet yapısının korunması yolunda Suriye halkına destek verirken; ülkemiz içinde yaşayan bazı satılmış hainler, Suriye’nin bölünmesi için çaba göstermektedir.
Ülkemizde “anlatılamayan terör olayları” vardır. Aslında anlatılan; ancak anlamak istemeyen, hâlen terörden medet umarak siyaset yapmaya çalışanlar bulunmaktadır.
Kendilerini vatansever, milliyetçi olarak tanımlayan bazı çevreler; hükümetin terörle mücadelesine destek vermek yerine süreci baltalamak için yoğun çaba harcamaktadır.
Türkiye’de terör ne zaman biter, biliyor musunuz?
“Kendilerini vatansever, milliyetçi, Atatürkçü, Misak-ı Millî bizim kırmızı çizgimizdir” diyen siyasetçiler ve parti liderleri, hiçbir şart öne sürmeden hükümetin terörle mücadelesine destek verdiğinde…
Aksi hâlde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, terörle mücadelesini hem kendi topraklarında hem de Suriye’de çelikten zırhlı yumruğunu masaya vurarak, hiçbir haine acımadan sürdürecek ve Türkiye’nin geleceğe umutla yürümesini sağlayacaktır.
Terörle mücadele, dünyanın en zor mücadelesidir.
Savaşmak bile, terörle mücadeleye kıyasla çocuk oyuncağıdır.
Tarih, bir gün AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli gerçeğini Altın harflerle (büyük devlet adamları” diye, yazacaktır.
Küçük bir not:
PKK terör örgütü, Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Hamzalı köyünde 1995 yılında bir katliam gerçekleştirmiş; 6’sı çocuk, 9’u kadın olmak üzere 23 sivil şehit edilmiştir. Mehmetçik sayesinde terör belasından kurtulan köylüler o günleri hâlâ unutamıyor:
“Hastaneye bile gidemiyorduk, her gün korku vardı…” sözleri insan olan için yeterli olmalı!
Günün Sözü: Gamsız insanlara eğlence gelirmiş yaşamak…