Dünya Kupasının bana göre en değerli kazanımlarından biri, Futbol yalnızca kazananı ve kaybedeni belirlemiyor milletlerin birbirine bakışını da değiştirebiliyor
Dünya Futbol Turnuvası sona erdi. Haftalar boyunca milyarlarca insanın ekran başına kilitlendiği büyük futbol şöleni geride kaldı. Şimdi ise kupadan çok, geride bıraktığı izler, sürprizleri ve ortaya çıkardığı yeni dostluklar konuşuluyor.
Türkiye, uzun yıllar sonra yeniden Dünya Futbol Turnuvası'nda yer aldı. Milli takımımız, büyük umutlarla ve görkemli bir uğurlama töreniyle ABD'ye gönderildi. Millet olarak beklentimiz büyüktü. Çünkü Ay-Yıldızlı forma sadece futbolu değil, bu ülkenin onurunu ve gururunu da temsil ediyordu.
Ne var ki sahadaki mücadele, tribünlerde ve ekran başındaki milyonların beklentisini karşılayamadı. Milli takımımız, ne hücumda üretken olabildi ne de savunmada güven verdi. Futbolun en temel gerçeği basittir; gol atacaksınız, yediğiniz golleri de önleyeceksiniz. Bunu başaramadığınızda sonuç ne yazık ki Hüsran kaçınılmaz olur.
Turnuvaya erken veda ettik.
Belki de bu turnuvanın bize bıraktığı en önemli ders, futbolun yalnızca teknik ve taktikten ibaret olmadığı gerçeğiydi. Mücadele ruhu, takım olabilmek ve büyük organizasyonların psikolojisini yönetebilmek en az yetenek kadar önem taşıyor.
Öte yandan Dünya Kupası bir kez daha gösterdi ki futbol artık yalnızca bir spor değildir. Aynı zamanda toplumları birbirine yaklaştıran, bazen de birbirinden uzaklaştıran güçlü bir sosyal ve kültürel etkidir.
Milli takımımız elendikten sonra milyonlarca Türk gibi biz de gönlümüzü destekleyeceğimiz başka takımlara çevirdik. Futbolun doğasında bu vardır. İnsanlar sadece iyi futbol oynayanı değil, kendilerine yakın hissettikleri milletleri de destekler.
Bu süreçte İspanya'nın ortaya koyduğu futbol kadar, İspanyol halkının Türk halkına gösterdiği sıcak yaklaşım da dikkat çekti. Sosyal medyada paylaşılan Türk ve İspanya bayrakları, boğa ile bozkurt figürlerinin birlikte kullanıldığı görseller ve dostluk mesajları, iki halk arasında farklı bir sempati ortamı oluşturdu.
Aslında Türkiye ile İspanya arasında tarih boyunca derin bir husumet yaşanmadı. Ancak bu turnuva, iki ülke insanının birbirini daha yakından tanımasına ve ortak bir sempati geliştirmesine vesile oldu. Bazen uzun yılların diplomatik çabalarının sağlayamadığı yakınlığı, sporun samimi dili birkaç haftada kurabiliyor.
Dünya Kupası'nın bana göre en değerli kazanımlarından biri de budur.
Futbol yalnızca kazananı ve kaybedeni belirlemiyor; milletlerin birbirine bakışını da değiştirebiliyor.
Ülkemizde futbol, tartışmasız en çok ilgi gören spor dalıdır. Basın da ekranlar da büyük ölçüde futbola odaklanıyor. Ancak bunun yanında voleybol ve güreş gibi branşlarımızın elde ettiği uluslararası başarılar aynı ölçüde gündem oluşturamıyor.
Oysa kadın ve erkek voleybol milli takımlarımız, dünya çapında önemli dereceler kazanıyor. Ata sporumuz güreş ise onlarca yıldır ülkemizin gurur kaynağı olmayı sürdürüyor. Bu branşların da hak ettikleri ilgiyi görmesi gerektiğine inanıyorum.
Bizler; www.yesilniksar.com İnternet Haber gazetesi ve Yörenin Sesi Canik gazeteleri olarak Voleybol, Güreş gibi önemli spor dallarındaki müsabakaları haber olarak siz saygı değer halkımıza sunmaya çalışıyoruz.
Turnuva boyunca yalnızca futbol değil, siyasetin gölgesi de sahalara yansıdı. Bazı siyasi açıklamalar ve sosyal medya paylaşımları, taraftarların bakış açısını etkiledi. Sporun birleştirici ruhuna zarar verecek her söylem, aslında futbolun evrensel değerlerine de zarar vermektedir.
Sporun Dili Barıştır.
Futbolun güzelliği de tam burada ortaya çıkar. Aynı tribünde farklı milletlerden insanlar yan yana oturabilir, aynı gole birlikte sevinebilir, maç sonunda birbirlerini alkışlayabilir.
İşte bu yüzden Dünya Futbol Turnuvası'nı yalnızca bir spor organizasyonu olarak görmüyorum.
Bu turnuva, milletlerin birbirini yeniden tanıdığı, önyargıların azaldığı, yeni dostlukların kurulduğu uluslararası bir buluşma noktası ABD sayesinde tam gerçekleşmedi!
A Milli Takımımız beklentilerin uzağında kaldı. Ancak turnuva bize farklı bir kazanım sundu. İspanya ile zaten düşman değildik; fakat bu organizasyon sayesinde iki halk arasında samimiyetin güçlendiğine şahit olduk.
Belki yıllar sonra bu Dünya Kupası hatırlandığında sadece atılan goller ya da kaldırılan kupa değil, kurulan dostluklar da konuşulacak.
Çünkü bazen sporun en büyük galibi kupayı kaldıran takım değil, dostluk kazanmayı başaran milletler olur.
Günün Sözü: Kupalar bir gün müzelerde yerini alır; dostluklar ise nesiller boyunca yaşamaya devam eder.