Gazetecilik sadece gördüğünü yazmak değil.

Gidip görmek, dinlemek, sorgulamak ve önyargıları bir kenara bırakarak gerçeği anlatmak.

Bugün Tokat'ta faaliyet gösteren CEMAK Enerji Biyokütle Santrali'ni gezdik.

Şirket Müdürü İnşaat Mühendisi Timuçin Kars, Tesis Sorumlu Müdürü Derya Demir ve Endüstri Mühendisi Dursun Ateşli, üretimin en başından sonuna kadar tüm süreci anlattılar.

Sorularımızın hiçbirini cevapsız bırakmadılar.

Tesise girince ilk dikkatimi çeken şey, yıllardır "atık" olarak gördüğümüz ürünlerin aslında ne kadar büyük bir ekonomik değer taşıdığı oldu.

Buğday anızı, mısır sapı, kanola ve ayçiçeği anızları...

Ormanlardan çıkan dal parçaları, kavak kabukları, ağaç atıkları...

Yılda yaklaşık 70 bin ton atık burada yeniden hayat buluyor.

Bu atıklar yakılıyor ama bildiğimiz anlamda değil.

Oluşturulan buhar türbinleri döndürüyor, türbinler elektrik üretiyor ve ortaya çıkan enerji ulusal şebekeye veriliyor.

Tokatta anlık olarak yaklaşık 20 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek bir üretimden söz ediyoruz.

Bir başka konu ise yıllardır tartışılan baca meselesi...

Yetkililer, bacadan çıkanın büyük oranda su buharı olduğunu, emisyon değerlerinin bakanlık tarafından sürekli denetlendiğini ve çevreye zarar verecek bir gaz salınımı olmadığını ifade ediyor.

Zaman zaman çevrede hissedilen kokuların kendi tesislerinden kaynaklandığı yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını anlatıyorlar.

Elbette çevre konusunda hassas olmak hepimizin görevi.

Görmeden, incelemeden, sadece kulaktan dolma bilgilerle hüküm vermek doğru değil.

Beni en çok sevindiren konu ise anız.

Her hasat döneminde binlerce dönüm tarlada anız yakılıyor.

Toprağın verimi düşüyor, canlılar yok oluyor, hava kirleniyor. Oysa aynı anız, toplanıp böyle tesislere getirildiğinde hem çevre korunuyor hem elektrik üretiliyor hem de ekonomik bir değer ortaya çıkıyor.

Asıl konuşmamız gereken konu budur.

Atığı değerlendirmek?

Bu tesis yaklaşık 50 kişiye istihdam sağlıyor.

Çalışanlar bu bölgenin insanı.

Üretim sürüyor, insanlar ekmek kazanıyor ve ülke ekonomisine katkı sağlanıyor.

Elbette her sanayi tesisi denetlenmeli.

Çevre kuralları tavizsiz uygulanmalı.

Kim olursa olsun, doğaya zarar veriyorsa bunun hesabı sorulmalı.

Ama çevreyi korumak ile yatırımı, yatırımcıyı düşman gibi görmek aynı şey değil.

Tokatta kişisel hesaplaşmalar sonucu çok yatırımcının gittiğini biliyorum.

Bugün CEMAK Enerji'de gördüğüm tablo; atığın ekonomiye kazandırıldığı, yerli üretimin desteklendiği ve emeğin ön planda olduğu bir üretim modeli oldu.

Önümüzdeki günlerde CEMAK Enerji ile ilgili teknik ayrıntıları, ekonomik katkıyı, çiftçiye sağladığı faydayı ve biyokütle enerjisinin Türkiye'deki yerini de işleyen ikinci bir köşe yazısı serisi yazarım.

Vesselam

Hüseyin Kömür