Çok karışığız…
Bıktık mı?
Bıktık.
Ülke olarak yıllardır dinî ve millî değerlerimizin istismar edilmesinden kurtulamadık.
Kimin gerçekten bir davaya inandığını, kimin o davayı kendi menfaati için kullandığını ayırt etmek her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.
Kim kime çalışıyor, kim kimin hesabını görüyor, kim hangi yapının içerisinde hareket ediyor?
Vatandaşın kafası karışık.
Bende farklı değilim.
Ama değişmeyen bir şey var:
Bizim coğrafyada, dinî ve millî duygular üzerinden siyaset ve menfaat devşirme alışkanlığı.
Türkiye'nin başka yerlerinde ne yaşanıyorsa Tokat'ta da çok farklı değil.
Eskiler, ortalık birbirine karıştığında “Kurt izi it izine karıştı” derlerdi.
Bugün benim Tokat'ta gördüğüm manzara biraz daha farklı.
Kurt görünümüne bürünmüş itler var.
Eskiden “kuzu postuna bürünmüş kurt” denirdi.
Şimdi post da değişti, yöntem de…
Bozkurt denildiğinde bu milletin tarihinde, kültüründe ve hafızasında bir karşılığı vardır.
Akkurt denildiğinde de kendisini belli bir değer dünyası içerisinde tarif eden insanlar anlaşılabilir.
Can kurban samimi Bozkurtlara da Akkurtlara da…
Benim sözüm ne inancını samimiyetle yaşayan insana ne de vatanını, milletini seven gerçek milliyetçiye.
Benim sözüm Boz itlere, Ak itlere…
Yani milletin kutsal bildiği değerleri kendisine maske yapanlara.
Sayıları belki çok değil.
Ama sesleri çok çıkıyor.
Artık meydanlarda bağırmaya da gerek yok.
Birkaç sahte hesap…
Birkaç organize paylaşım…
Biraz dedikodu, biraz iftira…
Sonra gelsin itibar suikastları.
Bir insan hakkında bugün bir yalan ortaya atılıyor, yarın o yalan onlarca hesaptan tekrar ediliyor.
Bir süre sonra insanlar, “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” demeye başlıyor.
İşte çağımızın kumpası böyle kuruluyor.
Haşhaşi yöntemi.
Bilinçli kötülük, iyileri pes ettiriyor.
Tehdit ve şantaj iddiaları, dedikodu mekanizmaları, sahte hesaplardan yürütülen karalama faaliyetleri şehrimizin gerçek gündeminin ve gerçek ihtiyaçlarının önüne geçiyor.
Bunun en büyük zararı ise yalnızca hedef alınan kişilere verilmiyor.
Dine zarar veriliyor.
Milliyetçiliğe zarar veriliyor.
Siyasete zarar veriliyor.
Ve en önemlisi:
Tokat'a zarar veriliyor.
Dini kendi menfaati için kullanan birisini gören vatandaş, bir süre sonra gerçekten samimi dindardan da şüphe etmeye başlıyor.
Milliyetçiliği makam, mevki ve nüfuz aracı hâline getirenleri gören gençler, gerçekten memleket sevdası taşıyan insanlardan da uzaklaşıyor.
Bir düşünün…
“Hangi cemaattensiniz?” diye sorsak, kaç kişi göğsünü gere gere çıkıp;
“Biz şu cemaatteniz. Şeffafız. Yaptığımız işler ortada. Bu ülkeye ve millete hizmet ediyoruz.”
diyebilir?
Asıl mesele dilimizden düşürmediğimi, "Şeffaflık" olmadıgı.
Kimsenin devletin, belediyenin, siyasetin veya bürokrasinin içerisinde, milletin bilmediği başka bir hiyerarşiye ihtiyacı olmamalı.
Aynı ilke belediyeler, il özel idareleri, odalar ve sivil toplum kuruluşları için de geçerli olmalı.
Belediyeler bir siyasi grubun, cemaatin, ekibin, akraba çevresinin veya çıkar grubunun arpalığı değil.
Belediye milletin.
Oraya gelen yönetici de milletin parasını, millet adına ve millet için kullanmak zorunda.
Tokat küçük bir şehir.
Herkes birbirini az çok tanıyor.
Kimin dün ne söylediği, bugün kimin yanında durduğu üç aşağı beş yukarı biliniyor.
Bu nedenle Tokatlıların hafızasını küçümsememek gerek.
Bugün sahte hesaplarla birilerini itibarsızlaştırabilirsiniz.
Dedikoduyla ortalığı bulandırabilirsiniz.
Din üzerinden kendinize dokunulmazlık, milliyetçilik üzerinden kendinize kahramanlık devşirmeye çalışabilirsiniz.
Ama bunların hiçbiri sizin kurt görünümlü çakal olduğunuzu sonsuza kadar örtemez.
Bu memleketin samimi dindarları da samimi milliyetçileri de böyle yöntemlere ihtiyaç duymaz.
Samimiyetin sahte hesaba hiç bir şekilde ihtiyacı yok.
Hizmet eden insan tehditten, şantajdan medet ummaz.
Memleketini seven insan, iftirayla rakip tasfiye etmeye çalışmaz.
Gerçekten inanan insan da dini kendi menfaatinin merdiveni yapmaz.
Ne yapılmalı derseniz.
Çok acil siyasetin de bürokrasinin de belediyelerin de çevresinde kurt görünümüne bürünüp laf taşıyan, insanları birbirine düşüren, menfaatine göre saf değiştirenlere mesafe koymak gerekir.
Tokat'ın ihtiyacı kavga değil.
Daha fazla dedikodu hiç değil.
Tokat'ın tek ihtiyacı ise açık, şeffaf, dürüst ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı.
Bunu da ancak birbirimizi düşmanlaştırmadan, ortak değerlerimizi kişisel hesaplara alet etmeden ve Tokat'ın menfaatinde bir araya gelerek sağlayabiliriz.
Din Allah'ın dini, vatan hepimizin vatanı, belediye milletin belediyesidir.
Hiçbiri kimsenin şahsi mülkü veya siyasi arpalığı değil.
Ve hiç kimsenin itibarı diğerinden değersiz değildir.
Vesselam
Hüseyin Kömür