İnsanın gerçek değeri, kendisine nasıl davranıldığında değil, başkalarına nasıl davrandığında ortaya çıkar.
Çünkü hayat, insanlarla kurduğumuz ilişkilerin ve onların gönlünde bıraktığımız izlerin toplamıdır.
Ailemizle, arkadaşlarımızla, komşularımızla, çalışma arkadaşlarımızla, hatta hiç tanımadığımız insanlarla kurduğumuz her ilişki, aslında bizim karakterimizin bir aynasıdır.
İnsanın gerçek kişiliği; makamında, servetinde, görünüşünde veya söylediklerinde değil, insanlarla nasıl muamele ettiğinde ortaya çıkar.
Özellikle gençlerimizin büyük bir değişim ve dönüşüm içerisinde olduğu günümüzde, bu konu üzerinde biraz daha fazla düşünmemiz gerekiyor.
Çünkü teknoloji bize insanlarla iletişim kurmanın yollarını çoğalttı ama bazen gönülden gönüle iletişimi azalttı.
Bir mesajla kırılabiliyor, bir sözle arkadaşımızı silebiliyor, bir yanlış anlaşılmayla yıllarca süren dostlukları bitirebiliyoruz.
Oysa güzel ahlak, insan ilişkilerinin en sağlam temelidir.
GÖNÜL KAPILARINI KAPATMA
Hayatta herkesle aynı düşünmek zorunda değiliz.
Herkes bizi anlamayabilir, zaman zaman kırılabilir, hatta haksızlığa da uğrayabiliriz.
Ama bütün bunlar bize gönül kapılarımızı tamamen kapatma hakkı vermez.
KİN TUTMA…
Kalbini öfkenin yüküyle yorma.
Kin, önce karşıdakini değil, insanın kendi gönlünü yorar.
Geçmişte yaşanan bir kırgınlığı sürekli zihnimizde taşımak, aslında başkasının yaptığı bir davranışın yükünü yıllarca kendi omuzlarımızda taşımaktır.
KÖTÜLÜK ETME…
Sana yapılan kötülük, seni kötü bir insan hâline getirmesin.
Bazen en büyük imtihanımız, bize kötülük yapanlara nasıl karşılık vereceğimizdir.
Kötülüğe kötülükle karşılık vermek kolaydır.
Asıl erdem, insanın öfkesine hâkim olabilmesidir.
AFFET…
Affetmek, yapılan yanlışı onaylamak değildir.
Affetmek; kalbimizi intikam duygusunun esaretinden kurtarmaktır.
Affetmek zayıflık değil, güçlü bir gönlün erdemidir.
Özellikle gençlerimize söylemek isterim:
Bir arkadaşınızla tartıştığınızda hemen silmeyin.
Bir büyüğünüzle anlaşamadığınızda köprüleri yakmayın.
Bir yanlış söz yüzünden yılların dostluğunu bitirmeyin.
Bazen bir “özür dilerim”, bazen de bir “hakkını helal et” demek, kapanmak üzere olan bir gönül kapısını yeniden açabilir.
İYİLİK YAP…
İyiliği yalnızca karşılığını alacağımız zaman yapmayalım.
Karşılığını insanlardan değil, Allah’tan bekleyelim.
Bir yaşlının elinden tutmak, bir arkadaşımızın derdini dinlemek, ihtiyacı olana destek olmak, düşenin elinden kaldırmak…
Bunların hiçbiri küçük davranışlar değildir.
Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük sözler değil, zamanında gösterilen küçük bir iyiliktir.
GÖNÜL KIRMA…
Bir insanın kalbini kırmak birkaç saniye sürebilir.
Fakat kırılan bir gönlü yeniden kazanmak bazen yıllar alabilir.
Bu nedenle konuşmadan önce düşünelim:
Söyleyeceğim söz karşımdakini onaracak mı, yoksa yaralayacak mı?
Özellikle sosyal medyada yazılan bir cümleye, gönderilen bir mesaja dikkat edelim.
Ekranın karşısında bir isim veya profil değil, duyguları olan bir insan bulunduğunu unutmayalım.
UNUTMA…
Allah’ın rızasını kazanmak, O’nun kullarının gönlüne dokunmaktan da geçer.
Peygamber efendimizin, bize öğrettiği en güzel davranışlardan biri şudur:
Sana gelmeyene sen git.
Sana vermeyene sen ver.
Sana zulmedeni sen affet.
Bu anlayış, insanı küçültmez; aksine büyütür.
Sevgili gençler;
Başarılı olmak elbette önemlidir.
İyi bir eğitim almak, meslek sahibi olmak, kariyer yapmak, para kazanmak da önemlidir.
Fakat bütün bunların yanında iyi insan olmayı başarabilmek çok daha değerlidir.
Çünkü insanın arkasında bıraktığı en büyük miras; malı, makamı ve unvanı değil, insanların gönlünde bıraktığı güzel izdir.
Güzel ahlak, insanın en güzel davetidir.
Ve belki de hayatımız boyunca kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
“Ben insanların hayatına yük mü oluyorum, yoksa onların gönlünde güzel bir iz mi bırakıyorum?”
Cevabımız, nasıl bir insan olduğumuzu gösterecektir.