Türk tarımına ömrünü adamış bürokratların, mühendislerin, teknik elemanların ve emekçilerin yıllar boyunca ortaya koydukları emek, bilgi, tecrübe ve eserler; bugün sahip olduğumuz tarımsal birikimin temel taşlarını oluşturmaktadır.

“Tarımın Çınarları – Türk Tarımına Adanmış Ömürler” yazı dizisi; kimi bugün aramızda bulunan, kimi ise ebediyete irtihal etmiş meslek büyüklerimizin hayatlarını, hizmetlerini, mücadelelerini ve Türk tarımına bıraktıkları değerleri gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlamaktadır.


Bu çalışma yalnızca geçmişte görev yapmış isimleri hatırlama gayreti değildir.

Aynı zamanda onların mesleki birikimlerini, devlet ve görev anlayışlarını, tecrübelerini, mücadelelerini ve yetiştirdikleri insanları genç nesillere örnek ve ilham kaynağı olarak taşıma çabasıdır.


Çünkü insan ömrü sona erse de ülkesine ve mesleğine bıraktığı eserler, yetiştirdiği insanlar ve kazandırdığı değerler yaşamaya devam eder.


TARIM TEŞKİLATININ DUAYEN İSMİ: YUSUF AKIN


Bazı insanlar vardır; görev yaptıkları kurumlara yalnızca imza atmaz, iz bırakırlar.

Yetiştirdikleri insanlarla, temsil ettikleri ahlakla, mesleklerine bağlılıklarıyla ve ortaya koydukları duruşla bir döneme yön verirler.

Yusuf Akın, Türk tarım teşkilatında böyle müstesna bir yere sahip meslek büyüklerinden biridir.


TOPRAKTAN GELEN BİR MESLEK AŞKI

Yusuf Akın, 1948 yılında Tokat’ın Pazar ilçesine bağlı Tatar Köyü’nde dünyaya geldi.

Ortaokul ve lise eğitimini Tokat’ın köklü eğitim kurumlarından GOP Lisesinde tamamladı.

1971 yılında Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun oldu.

Tokat yöresinin köklü ve saygın ailelerinden birine mensup olan Akın, aynı zamanda Tokat Milletvekilliği de yapmış Mehmet Kazova’nın torunudur.


Büyük bir çiftçi ailesinin içinde yetişmesi, onun toprakla ve tarımla kurduğu bağın daha çocukluk yıllarında şekillenmesini sağladı.

Toprağın, emeğin ve üretimin hayatın merkezinde olduğu bir aile ortamında büyüyen Yusuf Akın, ilerleyen yıllarda meslek hayatını da tarıma adadı.

Köyden başlayan bu hayat yolculuğu, onu Türk tarım teşkilatının farklı kademelerinde görev yapan başarılı bir teknik eleman, yönetici ve bürokrat olmaya taşıdı.

Belki de onun tarıma duyduğu sevginin kökleri, yıllar sonra görev yaptığı makamların çok daha gerisinde, Tatar Köyü’nün toprağında ve büyük bir çiftçi ailesinin içinde atılmıştı.

Bu yönüyle Yusuf Akın’ın hayat hikâyesi yalnızca bir bürokratın meslek serüveni değil; toprakla başlayan bir hayatın, Türk tarımına adanmış bir ömre dönüşmesinin hikâyesidir.

Onu değerli kılan yalnızca sahip olduğu mesleki bilgi ve üstlendiği görevler değildi.

O aynı zamanda bilgi ve tecrübesini kendisinden sonra gelenlerle paylaşan, yüzlerce mühendis ve idarecinin mesleki gelişimine katkı sağlayan, genç meslektaşlarına yol gösteren bir ağabey ve örnek bir yönetici oldu.

Personeline bir baba şefkatiyle yaklaşır; onları koruyup kollarken görev ve sorumluluk konusunda hiçbir taviz vermezdi.

Devletin ve milletin menfaatini her şeyin üzerinde tutar, kamu kaynaklarının bir kuruşunun dahi gereksiz yere harcanmaması gerektiğine inanırdı.
Onun yöneticilik anlayışında makam bir ayrıcalık değil, emanetti.


MESLEĞİNE ÂŞIK, ÇALIŞKAN VE TİTİZ BİR TEKNİK ADAM


Yusuf Akın’ın meslek hayatı, ilk görev yeri olan Samsun Zirai Mücadele ve Karantina Bölge Müdürlüğünde başladı.

Daha ilk yıllarında mesleğine kısa sürede uyum sağlayarak çalışkanlığı, titizliği, görevine bağlılığı ve meslek aşkıyla dikkat çeken başarılı bir teknik eleman oldu.

Meslek hayatının ilerleyen dönemlerinde Tokat, Denizli, Şanlıurfa, Amasya ve Zonguldak gibi farklı iklim, toprak ve bitki desenlerine sahip illerde çeşitli görevler üstlendi.

Tarım Bakanlığı bünyesinde Daire Başkanlığı, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünde ise Müşavirlik görevlerinde bulundu.

Farklı coğrafyalarda edindiği tecrübeleri görev yaptığı her yere taşıyan Akın; Şube Müdürü ve İl Müdürü olarak üstlendiği sorumlulukları titizlikle yerine getirdi.

Çalışmaları ve yöneticilik anlayışıyla Bakanlık Makamının da dikkatini çekmeyi başaran başarılı bir bürokrat olarak temayüz etti.

Bu, çalışmaları Bakanlık makamınca da maaş katı ikramiyeler ve onlarca defa verilen takdirnameler ile taltif edilmiştir.

Ancak onun başarısı hiçbir zaman yalnızca bulunduğu makamlarla ölçülmedi.

Görev yaptığı bölgelerde meyvecilikten sebzeciliğe, hayvancılıktan kırsal kalkınmaya kadar tarımın farklı alanlarında çalışmalar yürüttü; görev yaptığı illerin tarımsal potansiyelinin geliştirilmesi için gayret gösterdi.

Özellikle bitki koruma alanındaki engin bilgisi, sahaya hâkimiyeti ve sorunlara pratik ve kalıcı çözümler üretme kabiliyeti, onu meslektaşları arasında saygın bir konuma taşıdı.

BİLİMSEL DOĞRUDAN VE KAMU YARARINDAN TAVİZ VERMEYEN BİR YÖNETİCİ


Yusuf Akın’ın meslek hayatını anlatırken, onun bilimsel doğrulara ve kamu yararına verdiği önemi gösteren bazı hatıralar özellikle dikkat çekmektedir.

Denizli’de görev yaptığı yıllarda kendisini bir vesileyle ziyaret eden rahmetli M. Kemal Aykaç’ın anlattığı bir olay,

Yusuf Bey’in mesleğine ne denli bağlı olduğunu göstermesi bakımından oldukça anlamlıdır.

Aykaç, bir ziyaret sırasında Yusuf Bey’i çalışma arkadaşlarıyla birlikte dairede toplantı hâlinde bulduğunu; Karadeniz Bölgesi’nde görev yapmış, pamuk üretiminin olmadığı bir yöreden gelen Yusuf Bey’in, pamuk bitkisindeki zararlılara karşı yürütülen bir metodun yıllardır yanlış uygulandığını tespit ettiği bir konuda arkadaşlarıyla hararetli bir şekilde tartıştığını ve bu uygulamayı değiştirdiğine şahit olduğunu anlatmıştır.

Bu olay, onun bir konuya yalnızca görev gereği değil, mesleğinin bilimsel doğruları ve doğru uygulama anlayışıyla yaklaştığının önemli bir göstergesidir.

Şanlıurfa yıllarında ise kamu yararını her şeyin üzerinde tutan tavrı daha belirgin biçimde ortaya çıkmıştır.

O yıllarda uçaklarla yürütülen süne mücadelesinde, zararlı yoğunluğunun ekonomik eşik altında olduğu alanlarda dahi gereksiz ilaçlamalar yapıldığı görülüyordu.

Yusuf Akın, bilimsel verilere dayanarak zararlı yoğunluğunun bulunmadığı veya mücadelenin gerekli olmadığı alanlarda ilaçlama yapılmasına karşı çıktı.

Bu tavır yalnızca çevrenin gereksiz yere kimyasallarla kirletilmesine karşı bir hassasiyet değildi.

Aynı zamanda devlet kaynaklarının ve ülke ekonomisinin gereksiz yere harcanmaması gerektiğine duyduğu sorumluluğun da bir ifadesiydi.

Elbette bu yaklaşımı herkes tarafından hoş karşılanmadı.

Özellikle yörenin nüfuzlu aileleri ve uçak şirketleriyle karşı karşıya geldiği, bu nedenle zaman zaman tatsız hadiseler yaşadığı, birlikte çalıştığı mesai arkadaşları tarafından aradan uzun yıllar geçmesine rağmen hâlâ anlatılmaktadır.

Bütün bunlar, Yusuf Akın’ın meslek hayatında makamın veya kişisel çıkarların değil; bilimin, kamu yararının, ülke kaynaklarının korunmasının ve doğru tarım uygulamalarının esas olduğunu göstermektedir.

O, gerektiğinde karşısında kim olursa olsun, bildiği doğrudan ve bilimsel gerçeklerden taviz vermeyen bir teknik adam olarak meslektaşlarının hafızasında yer edinmiştir.

İNSAN TANIMA VE İNSAN YETİŞTİRME SANATI


Yusuf Akın’ın bir başka önemli özelliği de insan tanıma konusundaki başarısıydı.

Kimin hangi görevde daha başarılı olabileceğini büyük bir isabetle görür, doğru insanı doğru yerde değerlendirmeye önem verirdi.

Bu yönüyle adeta bir “adam sarrafıydı.”
Onunla yapılan her sohbet, insanın kendisine bir şey kattığı küçük bir okul gibiydi.

Meslek bilgisi, hayat tecrübesi ve devlet terbiyesi aynı sohbetin içinde buluşurdu.

Çalışma hayatında ciddiyet ve disiplin onun vazgeçilmezlerindendi.
Fakat bu ciddiyet hiçbir zaman insan sevgisinin önüne geçmezdi.

Disiplinle merhameti, sorumlulukla insan sevgisini aynı anlayışta buluşturabilen örnek bir yöneticiydi.

Mesleki birikimi ve çalışma disiplininden, Türk tarımının duayen isimlerinden ve bugün aramızda olmayan Bölge Başkanları:
Hüseyin Belet ve Necati Sönmez ile meyve zararlıları uzmanı M. Kemal Aykaç gibi değerli meslek büyüklerinin de Yusuf Akın Bey’den övgüyle söz etmiş olmaları, onun meslek camiasındaki saygınlığını göstermesi bakımından ayrıca anlamlıdır.

Çünkü bir meslek insanının gerçek itibarı, yalnızca taşıdığı unvanlarla değil; meslektaşlarının hafızasında bıraktığı izlerle ölçülür.

BİZİM İÇİN BİR AĞABEY, MESLEK İÇİN BİR ÇINAR

Bizler için onunla aynı kurumda çalışmak, aynı sofrayı paylaşmak ve mesai arkadaşlığı yapmak büyük bir şanstı.

Ondan yalnızca mesleki bilgi değil; dürüstlüğü, sorumluluk bilincini, devlet malına gösterdiği hassasiyeti ve insan yetiştirmenin önemini öğrenme fırsatı bulduk

Bugün geriye dönüp bakıldığında Yusuf Akın’ın meslek hayatı; çalışkanlığın, meslek aşkının, disiplinin, dürüstlüğün ve ülke tarımına hizmet idealinin güzel örneklerinden biri olarak karşımızda durmaktadır.

Çünkü bazı insanlar görev yaptıkları makamlarla değil, görev yaptıkları yerlere kattıkları değerlerle hatırlanırlar.

Bazı insanlar emekli olur; fakat meslekten emekli olmaz.
Bazı insanlar görevden ayrılır; fakat bıraktıkları izlerden ayrılmazlar.

Yusuf Akın da Türk tarımı için yalnızca bir isim değildir.
O; bilgi ve tecrübesiyle yol gösteren bir ağabey, görev anlayışıyla örnek olan bir devlet adamı ve yetiştirdiği insanlarla mesleğin hafızasına katkı sağlayan gerçek bir Tarım Çınarıdır.

Bugün Türk tarımının, Yusuf Akın gibi tecrübeli, dürüst, çalışkan ve idealist meslek büyüklerinin hayat hikâyelerini hatırlamaya her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.

Çünkü geçmişin tecrübesini geleceğin gençlerine aktaramazsak, yalnızca isimleri değil, mesleğin hafızasını da kaybetmiş oluruz.

İşte bu yazı, Yusuf Akın şahsında Türk tarımına ömrünü adamış bütün meslek büyüklerine duyduğumuz saygının, minnetin ve vefa borcunun küçük bir ifadesidir.

YUSUF AKIN, TARIMIN ÇINARLARINDAN BİRİDİR.

Çünkü çınarlar yalnızca gölge vermez;
kökleriyle geçmişi, gövdeleriyle bugünü, dallarıyla geleceği birbirine bağlarlar.

Ve bazı çınarların gölgesinde yetişenler, yıllar geçse de onların öğrettiklerini unutmazlar.

Yusuf Akın da ardında bıraktığı mesleki birikimi, yetiştirdiği insanlar, devlet ve görev anlayışı ve Türk tarımına duyduğu sevgiyle, meslek hafızamızda yaşamaya devam edecek isimlerden biridir.

Onun hikâyesi, toprağa duyulan sevginin mesleğe; mesleğe duyulan bağlılığın ise ülkeye hizmet idealine dönüşebileceğinin güzel bir örneğidir.

Bu nedenle Yusuf Akın’ın hayatı, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; bugün görev yapan ve yarın Türk tarımının sorumluluğunu üstlenecek gençler için de yaşayan bir meslek dersi niteliğindedir.

Tarımın Çınarları yaşadıkça, onların gölgesinde yetişenler de mesleğin hafızasını geleceğe taşımaya devam edecektir.