“Zamanın silahı ile silahlanınız.” Bu söz, bugün üzerinde yeniden düşünmemiz gereken önemli bir hakikati hatırlatıyor.
Silah deyince aklımıza yalnızca tüfek, tank, füze veya savaş araçları gelmemeli.
Elbette güçlü
bir savunma sanayisi ve onu destekleyen caydırıcı bir güç, ülkemizin bekası, güvenliği ve bağımsızlığı açısından vazgeçilmezdir.
Ancak çağımızda gücün sınırları çok daha geniştir.
Bugünün silahı; bilgi, bilim, teknoloji, yapay zekâ, yazılım, ekonomi, iletişim, yabancı dil ve nitelikli insan gücüdür.
Kur’an-ı Kerim’de, “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın.”
(Enfâl, 8/60)
buyurulmaktadır.
Bu emir, her çağın kendi şartları içerisinde okunmalıdır.
Geçmişte savaş meydanlarında belirleyici olan araçlar ne ise, bugün de teknolojik üstünlük, bilgi, yazılım, siber güvenlik, yapay zekâ, savunma sanayii ve ekonomik güç aynı anlamda değerlendirilmelidir.
Nitekim çağdaş dünyada bilgiye sahip olan, bilgiyi üreten ve teknolojiyi geliştiren ülkeler güçlüdür.
Bu nedenle gençlerimizi yalnızca diploma sahibi olmaya değil; öğrenmeye, araştırmaya, sorgulamaya, üretmeye, problem çözmeye ve teknoloji geliştirmeye hazırlamalıyız.
En az bir yabancı dili iyi öğrenmek, mümkünse ikinci bir yabancı dile sahip olmak artık bir ayrıcalık değil, dünyaya açılan önemli bir kapıdır.
Yapay zekâdan korkmak yerine onu tanımalı; gençlerimize yalnızca teknoloji kullanmayı değil, teknoloji üretmeyi öğretmeliyiz.
Ancak burada çok önemli bir ölçüyü de kaybetmemeliyiz:
Bilgi ahlaktan koparsa tehlikeye, güç vicdandan koparsa zulme dönüşebilir.
“Düşmanın silahıyla silahlanmak” ifadesi de her şeyi olduğu gibi taklit etmek anlamına gelmemelidir.
Başkasının teknolojisini, bilimini ve yöntemlerini öğrenebiliriz; fakat ahlakımızı, inancımızı, kültürümüzü ve değerlerimizi kaybetmeden.
Bizim ihtiyacımız, başkasına benzeyen bir nesil değil; dünyanın bilimini ve teknolojisini bilen, fakat kendi kimliğini ve değerlerini koruyan bir nesildir.
Bugün gençlerimizin elindeki telefon, doğru kullanıldığında dünyanın en büyük kütüphanesine;
yapay zekâ, büyük bir bilgi ve üretim aracına;
internet ise dünyaya açılan bir pencereye dönüşebilir.
Mesele teknolojinin varlığı değil, onu ne için kullandığımızdır.
Çocuklarımızı sadece tüketen değil, üreten; sadece iş arayan değil, iş kuran; sadece teknoloji kullanan değil, teknoloji geliştiren; sadece başarılı değil, ahlaklı ve sorumlu insanlar olarak yetiştirmeliyiz.
Çünkü geleceğin dünyasında ülkelerin en büyük gücü; yalnızca tankları, uçakları ve füzeleri değil, bilgiyle donanmış, teknoloji üreten, girişimci ruh taşıyan ve ahlakla yetişmiş gençleri olacaktır.
Öyleyse bugün kendimize şu soruyu soralım:
Zamanın silahlarını tanıyor muyuz?
Bilgi çağında bilgisiz kalmamak, teknoloji çağında teknoloji tüketicisi olmakla yetinmemek ve yapay zekâ çağında onu doğru kullanmayı öğrenmek zorundayız.
Kısacası;
Çağın silahını kuşanalım; fakat silahımızı ahlakla taşıyalım.
Bilimi alalım, teknolojiyi geliştirelim, yapay zekâyı kullanalım, dünyayı takip edelim; ama inancımızı, kültürümüzü ve insanlığımızı asla kaybetmeyelim.
Çünkü asıl güç;
bilgiyle donanmış aklın,
ahlakla şekillenmiş vicdanla buluşması ve birlikte hareket etmesidir.