Direksiyondakinin kim olduğu kadar, bu arabanın hangi yöne gittiği de önemli. Ve Tokat halkı, yolun sonunu görmek için sabırla ama dikkatle izlemeye devam ediyor.
Şehrin o bitmek bilmeyen gürültüsünden, sosyal medyadaki klavye savaşlarından ve her geçen gün sığlaşan siyasi polemiklerden biraz olsun sıyrılmak iyi geldi. Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun davetiyle Canikli Konağı’nın o tarihi ve sakin atmosferinde bir araya geldik. Masada, meslek büyüklerim Kemal Özdilek, Cemalettin Bilgin, Hüseyin Kömür ve İhsan Uluözlü de vardı.
Kalabalık protokol ağırlamalarından uzak, az sayıda gazeteciyle kurulan bu masa ilk bakışta oldukça samimi ve değerliydi. Ancak bir gazeteci refleksidir; insan o çayın, kahvenin kokusu arasında ister istemez düşünmeden edemiyor. Kendi penceremden bakınca zihnimde şu soru belirdi: Acaba bu sohbet Tokat’ın geleceğini birlikte şekillendirme arzusu mu, yoksa yönetimin kendi çalışma anlayışını ve vizyonunu bizlere aktarma isteği mi?"
Ben masada daha çok sustum. Dinledim, izledim ve zihnimde kentin gidişatını tartıştım.
Başkan Yazıcıoğlu masada önemli başlıklara değindi elbette. Barbaros Caddesi’nden başlayıp Organize Sanayi Bölgesi üzerinden Güneşli’ye kadar uzanacak yeni yol projesini bir an önce hayata geçireceklerini söyledi. Kentsel dönüşümden bahsetti, belediyenin borç yapısına geldi söz... Hatta bu mali tabloyu şeffafça ortaya koymak için kuruma yanımızda bir mali müşavirle gidebileceğimiz, borç yükünü tüm açıklığıyla inceleyecebileceğimizi belirtti.
Verilen vaatler, anlatılan projeler kulağa güzel geliyor. Ama ben masadan kalktığımdan beri aynı soruyla baş başayım: Geride kalan sürede Tokat’ta gerçekten dişe dokunur bir değişim yaşandı mı?
Hakkını teslim edelim; bir yönetimin karnesini kıracak da pekiyi verecek de sadece ve sadece Tokat'ın kendisidir. Bize düşen halkın yerine karar vermek değil, doğru soruları sormaktır.
Şimdi soruyorum: Eğer ortada bir değişim varsa, bu değişim Barbaros-Güneşli hattı gibi kentin geleceğini kurtaracak altyapı ve imar adımlarıyla sahaya yansıyan somut bir değişim mi? Yoksa sadece iyi kurgulanmış reklamlardan, vitrin süslemelerinden ve algı yönetiminden ibaret bir illüzyon mu?
İşte Tokat için asıl tartışmamız, cevap aramamız gereken soru tam olarak bu.
Çünkü reklam panolarını süsleyen afişler, sosyal medyada beğeni toplayan videolar geçicidir; geriye sadece şehrin sokaklarında hissettiğimiz somut gerçekler kalır. Bir şehrin kaderi, vizyoner projelerin kağıt üzerinde kalıp kalmamasıyla çizilir. Barbaros-Güneşli hattı gibi kritik bir ulaşım damarı açılacaksa, kentsel dönüşümde tek bir vatandaşın bile mağdur edilmeyeceği kararlı adımlar atılacaksa ve mali tablodaki her bir kuruşun hesabı şeffafça verilecekse; işte o zaman gerçek bir değişimden bahsetmek mümkün olur.
Ancak kurum ziyaretlerine mali müşavirle gidip borçları konuşmak tek başına bir yönetim başarısı değildir; asıl başarı, o borç yükünün altından kalkıp şehre katma değer üretebilmektedir. Kentsel dönüşüm lafını etmek kolaydır; zor olan, o binaları deprem sarsmadan önce güvenle yükseltebilmektir.
Bizler masadan ayrıldık ama sorularımız Tokat sokaklarında yankılanmaya devam ediyor. Başkan Yazıcıoğlu, önündeki virajları sadece söylemlerle değil, ürettiği icraatlarla almak zorundadır.
Direksiyondakinin kim olduğu kadar, bu arabanın hangi yöne gittiği de önemli. Ve Tokat halkı, yolun sonunu görmek için sabırla ama dikkatle izlemeye devam ediyor.