Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu'nun, "Herkes kendi koltuğuna otursun. Ben kendi sınırlarımı çok iyi biliyorum." sözleri, bana göre son günlerin en önemli cümlelerinden biri.
Çünkü bu sözün muhatabı yalnızca bir kişi değil.
Aslında hepimiziz.
Daha doğrusu, bu şehri yöneten herkes.
Tokat'ın yıllardır çözülemeyen birçok meselesinin temelinde de tam olarak bu anlayış yatıyor.
Herkes belediyeci...
Herkes siyasetçi...
Herkes bürokrat...
Herkes yatırım uzmanı...
Herkes gazeteci.
Ama nedense kimse kendi görevini eksiksiz yapmıyor.
Bir kurumun işi başka bir kurum tarafından yönlendirilmeye çalışılıyor.
Yetki karmaşası, ego savaşları ve "ben de olayım" anlayışı, Tokat'ın enerjisini tüketiyor.
Sonra da dönüp;
"Neden yatırım gelmiyor?"
"Neden Tokat geri kalıyor?"
"Neden gençler göç ediyor?"
diye soruyoruz.
Memlekette herkes birbirinin işine bakıyor; kendi işini yapmıyor.
Elbette bu eleştiri yalnızca kamu kurumlarına değil.
Siyasetçiden bürokrata, sivil toplum kuruluşlarından meslek odalarına kadar herkesin aynaya bakması gerekiyor.
Mehmet Kemal Yazıcıoğlu'nun sözleri ister istemez şu soruyu akla getiriyor:
Acaba Tokat'ta herkes gerçekten kendi koltuğunda mı oturuyor, yoksa başkasının koltuğuna uzanmaktan kendi görevini ihmal mi ediyor?
Koltuklar kalıcı değil.
Makamlar da...
Bugün oturduğumuz koltuklar yarın bir başkasına emanet edilir.
Asıl olan, o koltuktan kalktığınızda geride nasıl bir şehir bıraktığınız.
Tokat'ın görevini bilen, sorumluluk alan ve üreten insanlara ihtiyacı var mı, çok var.
Şöyle bir hikâyeyle bitireyim.
Çobanlık yapanlar iyi bilir.
Sürü suya vardığında güçlü olan öndekiler teknenin başına üşüşür.
Topal, hastalıklı geride kalanlar ise kaynağa yönelir.
Suyun temizliği, kaynağını koruyanlara bağlıdır.
Ne yazık ki bizde, makamların başında oturanlar, bulundukları koltuğun hakkını vermek yerine, kaynağı kirleten anlayışın parçası olabiliyor.
At sahibine göre kişner derler.
Şehirler, koltuğu dolduranlarla büyür.
Koltuğu işgal edenler ise kendisini ve çevresini büyütür.
Anlatabildi mi?
Vesselam.
Hüseyin Kömür