Bir şehrin kaderini ne belirler sizce?

Şehirleri insanlar inşa eder...

Ya da insanlar yıkar.

Ne yazık ki bizim şehrimizi yıllardır dedikodu, iftira, kumpas ve itibar suikastları yıpratıyor.

Tokat'ta artık iki kişi bir araya gelip memleket meselesi konuşamaz hâle geldi.

Çünkü herkes birbirinin arkasından başka bir hikâye yazıyor.

Güvenin olmadığı yerde ne dostluk olur, ne ortak akıl, ne de kalkınma...

Oysa bir şehrin en büyük sermayesi para değil, güvendir.

Ne yazık ki Tokat'ta uzun yıllardır değişmeyen bir tablo var.

Siyasette...

Sivil toplum kuruluşlarında...

İş dünyasında...

Medyada...

Şehrin etkili çevrelerinde...

Aynı isimler, aynı kavgalar, aynı hesaplar...

İnsanlar birbirlerini yıpratmak için inanılmaz bir enerji harcıyor.

Dedikodular üretiliyor.

Kulisler kuruluyor.

İtibarlar hedef alınıyor.

Şehrin gerçek sorunları ise yine geri planda kalıyor.

Oysa Tokat'ın konuşması gereken çok daha önemli meseleleri var.

Gençlerin göçü...

İşsizlik...

Tarımın geleceği...

Sanayi yatırımları...

Turizm...

Üniversite ile şehrin bütünleşmesi...

Bunları konuşmamız gerekirken, hâlâ kişisel hesaplaşmalarla vakit kaybediyoruz.

En acı tarafı ise şu...

Sabah birbirine en ağır sözleri söyleyenler, akşam aynı sofrada oturabiliyor.

Dün "asla yan yana gelmem" diyenler, bugün aynı karede gülümseyebiliyor.

Elbette insanlar barışabilir.

Konuşabilir.

Uzlaşabilir.

Buna kimsenin itirazı olmaz.

Ama kamuoyuna söylediklerinizle kapalı kapılar ardında yaptıklarınız birbirini tutmuyorsa, işte orada samimiyet sorgulanır.

Tokat artık söze değil, davranışa bakıyor.

Bugün bu şehirde insanların en çok kurduğu cümle şu:

"Kime inanacağımızı şaşırdık."

Ve inanın, bu cümle bile tek başına içinde bulunduğumuz tabloyu anlatmaya yetiyor.

Çünkü güven sadece insanlar arasında kaybolmuyor.

Kurumlara olan güven de zedeleniyor.

Projeler gecikiyor.

Ortak çalışmalar zarar görüyor.

Şehir enerjisini birbirini tüketmeye harcıyor.

Oysa Tokat'ın bereketli toprakları var.

Üreten insanları var.

Tarihi var.

Kültürü var.

Doğal güzellikleri var.

Çalışkan gençleri var.

Bu şehrin eksiği potansiyel değil.

Bu şehrin eksiği birbirine güvenen insanların azalmasıdır.

Eleştiri olacaktır.

Farklı fikirler de olacaktır.

Bunlar demokrasinin gereğidir.

Ama eleştiriyle karalamayı...

Rekabetle düşmanlığı...

Hak aramakla itibar suikastını birbirine karıştırmamak gerekir.

Kimsenin kimseyi sevmesi şart değil.

Ama herkesin bu şehri sevmesi şart.

Çünkü makamlar geçicidir.

Koltuklar değişir.

Unvanlar değişir.

İsimler unutulur.

Geride sadece bu şehre bıraktığınız eserler kalır.

Bugün birbirimizi tüketmek için harcadığımız enerjiyi Tokat'ın geleceği için harcasaydık, bugün çok daha güçlü, çok daha zengin ve çok daha umut veren bir şehirden söz ediyor olurduk.

Bu şehri küçülten ne ekonomidir...

Ne coğrafyasıdır...

Ne de insan kaynağıdır...

Bu şehri küçülten; bitmeyen kişisel hesaplar, kirli ilişkiler ve samimiyetsiz siyaset anlayışıdır.

Her kavganın sonunda kaybeden yine Tokat oluyorsa...

Artık herkes dönüp aynaya bakmalıdır.

Vesselam...

Hüseyin Kömür