Yine uzun bir yazı yazdınız diyeceksiniz.
Üç günü nasıl kısa bir yazıya sığdırayım.
Bence okuyun, önemli izlenimlerim var.
Bir şehrin kendini anlatabilmesi için bazen bir festival yeterli.
Festivaller sadece eğlence programlarından ibaret değil.
Bir şehrin ekonomisini, turizmini, kültürünü, üretim gücünü ve vizyonunu dünyaya anlatan en önemli organizasyonlar haline geldi.
Bu yıl düzenlenen Erbaa Uluslararası Yaprak Festivali'ni üç gün boyunca yerinde takip etme fırsatı buldum.
Sabahın ilk saatlerinden gecenin ilerleyen vakitlerine kadar festival alanlarını, stantları, konserleri, esnafı, vatandaşları ve ilçenin nabzını yakından gözlemledim.
Gördüğüm tablo beni fazlasıyla memnun etti.
Erbaa artık festival düzenlemeyi öğrenmiş.
Hatta daha doğru ifadeyle söylemek gerekirse, Erbaa festival sporunu
çok iyi yapıyor.
Festival boyunca sadece Tokat'tan değil, Türkiye'nin birçok ilinden ve yurt dışından gelen misafirlerle karşılaştım.
İzmir Tokat Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Cemalettin Can"ın girişimleriyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı dahi Erbaa Yaprak Festivalindeydi...
Oteller doluydu, sokaklar doluydu, restoranlarda yer bulmak neredeyse imkânsızdı. İlçenin caddelerinde gün boyu süren hareketlilik, akşam saatlerinde adeta bambaşka bir kimliğe bürünüyor.
Konser alanındaki coşku ise görülmeye değer.
Binlerce insanın aynı anda aynı heyecanı paylaşması, çocukların, gençlerin ve ailelerin güven içerisinde festivali yaşayabilmesi organizasyonun başarısını açıkça ortaya koydu.
Geceleri Erbaa'nın sokaklarında yürürken insanın aklına Ege sahilleri ya da Akdeniz'in hareketli yaz akşamları geliyor.
Caddeler ışıl ışıl, insanlar mutlu…
İşte şehirlerin ihtiyacı olan atmosfer tam da bu.
Festivalin ekonomik yönünü de görmezden gelmek mümkün değil.
Bir festival yalnızca sahneye çıkan sanatçıdan ibaret değil ki!
Taksi şoförü kazanır, lokantacı kazanır, otelci kazanır, market kazanır, pazarcı kazanır, küçük esnaf kazanır.
En önemlisi de şehir kazanır.
Bu nedenle festivaller aslında bacasız sanayi.
Erbaa bunu çok iyi değerlendirmeye başlamış durumda.
Festivalin en güçlü taraflarından biri ise hiç kuşkusuz gastronomi.
Erbaa'nın dünyaca ünlü asma yaprağı bu organizasyonun merkezine yerleştirilmişti.
Yaprak sarma yarışmaları, yöresel ürün stantları, şeflerin hazırladığı özel sunumlar ve dev kazanlarda pişirilen yüz binlerce dolma…
Tüm bunlar nihayetinde, yalnızca bir yemek tanıtımı değildi.
Bu aynı zamanda Erbaa'nın tarımını, üreticisini ve emeğini tanıtma organizasyonuydu.
Bugün dünyada şehirler doğal güzelliklerinden çok markalaşmış ürünleriyle öne çıkıyor.
Gaziantep denince baklava…
Afyon denince sucuk…
Malatya denince kayısı…
Erbaa denince ise hiç şüphesiz yaprak geliyor.
Bu değeri daha da büyütmek gerekir.
Elbette her organizasyonda olduğu gibi eksikler de var.
Bence en önemli eksiklik konaklama altyapısı.
Festival döneminde oteller tamamen doluyor.
Çevre ilçelerde bile boş oda bulmak zorlaşıyor.
Bana göre bu tablo aslında bir sorun değil, doğru okunursa büyük bir fırsat.
Erbaalı yatırımcılar artık otel yatırımlarını ciddi biçimde düşünmeli.
İlçeye yakışacak beş yıldızlı bir otel, nitelikli butik oteller ve kaliteli restoranlar zorunluluk olmuş.
Çünkü festival büyüyor.
Ziyaretçi sayısı artıyor.
Şehir gelişiyor.
Bunun yanında festival alanlarının gelecek yıllarda daha da genişletilmesi, uluslararası katılımın artırılması, yabancı ülkelerin kültürel stantlarının çoğaltılması ve gastronomi bölümünün daha profesyonel hale getirilmesi festivali Türkiye'nin en önemli organizasyonlarından biri yapabilir.
Bir başka önemli konu ise ortak akıldır.
Bu tür organizasyonlar siyaset üstü görülmeli.
Şehrin tamamı siyasetçisi, bürokratı bu festivalde buluşmalı.
Festival yalnızca belediyenin değil; kaymakamlığın, odaların, sivil toplum kuruluşlarının, iş insanlarının, üniversitenin ve en önemlisi Tokatlıların ortak projesi olmalı.
Bir şehir aynı hedefe yürüdüğünde başarının önünde hiçbir engel kalmaz.
Erbaa'nın bunu başarabilecek potansiyele sahip olduğunu gördüm.
Festival boyunca görev yapan belediye personelinin, güvenlik güçlerinin, sağlık ekiplerinin, gönüllülerin ve organizasyonda emeği bulunan herkesin yoğun gayreti dikkat çekiyordu.
Başarı tesadüf değildir derler
Başarı planlamanın, çalışmanın ve inanmanın sonucu.
Erbaa bu yıl önemli bir sınav verdi.
Ve bana göre bu sınavdan başarıyla çıktı.
Şimdi yapılması gereken, elde edilen bu ivmeyi kaybetmeden daha büyük hedeflere yürümek.
Erbaa Yaprak Festivali artık sadece bir festival değil.
Şehirler tesadüfen marka olmaz.
Tokat'ın vitrini, Erbaa'nın markası ve bölge ekonomisinin lokomotiflerinden biri olma yolunda hızla ilerleyen büyük bir organizasyon.
İnanıyorum ki birkaç yıl içerisinde yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın farklı ülkelerinden insanların takip ettiği uluslararası bir gastronomi ve kültür festivali haline gelecek.
Yeter ki birlik devam etsin…
Yeter ki Erbaa, Tokat kendi değerlerine sahip çıkmaya devam etsin.
Vesselam.
Hüseyin Kömür