İnsanlık tarihi boyunca dinler, inançlar ve kutsal değerler; yalnızca ibadetlerin değil, aynı zamanda medeniyetlerin, kültürlerin ve ahlak anlayışlarının da temelini oluşturmuştur.
Bu sebeple bir toplumun kutsal kabul ettiği değerlere yaklaşırken gösterilecek hassasiyet, yalnızca o inanca mensup olanlara değil, bütün insanlığa karşı duyulan saygının da bir göstergesidir.
Günümüzde sıkça "ifade özgürlüğü", "mizah" ya da "sanat" kavramlarının arkasına sığınılarak kutsal değerlere yönelik küçümseyici ve incitici yaklaşımlar sergilenebilmektedir.
Oysa gerçek özgürlük, başkasının onurunu ve inancını hiçe sayma hakkı değildir. Bir özgürlüğün değeri, başkalarının temel hak ve haysiyetine gösterdiği saygıyla ölçülür.
Mizah, insanı düşündüren, tebessüm ettiren ve hayatın yükünü hafifleten güçlü bir sanattır.
Ancak mizahın gücü, incitmekten değil; zekâdan, ince nükteden ve vicdandan gelir. Başkasının kutsalına hakaret ederek güldürmeye çalışmak, mizahın değil, saygısızlığın alanına girer.
Çünkü kolay olan kırmaktır; zor olan ise incitmeden düşündürebilmektir.
Bugün hedef alınan bir din ya da kutsal olabilir; yarın başka bir din, başka bir inanç veya başka bir medeniyet olabilir. Eğer kutsallara yönelik saygı ilkesi evrensel olarak korunmazsa, sonunda herkesin kutsalı tartışma ve alay konusu hâline gelir. Böyle bir iklim ise toplumsal barışı güçlendirmez; aksine kutuplaşmayı, öfkeyi ve güvensizliği besler.
Hiç kimsenin bir dine inanmak zorunda olmadığı gibi, hiçbir insan da inandığı kutsallar sebebiyle aşağılanmayı hak etmez.
Farklı düşünmek başka, hakaret etmek başkadır. Eleştiri başka, tahkir etmek başkadır. Düşünce özgürlüğü başka, nefret dili başka bir şeydir.
Bu ayrımı koruyabilen toplumlar, hem özgürlüğü hem de saygıyı birlikte yaşatabilir.
Gerçek medeniyet; yalnızca kendi kutsalına saygı beklemek değil, başkasının kutsalına da aynı özeni gösterebilmektir.
Çünkü saygı tek taraflı olursa ayrıcalığa dönüşür; karşılıklı olduğunda ise barışın temeli olur.
Bugün insanlığın ihtiyaç duyduğu şey, daha fazla hakaret değil; daha fazla anlayış, daha fazla nezaket ve daha fazla vicdandır. Kutsalları hedef alan her söz, sadece bir inancı değil, birlikte yaşama kültürünü de yaralar.
Unutmamak gerekir ki medeniyet, insanın en çok karşı çıktığı düşünceye bile insan onurunu gözeterek yaklaşabilmesidir.
İnançlar farklı olabilir; fakat saygı ortak bir erdemdir. İşte bu erdemi koruyabildiğimiz ölçüde daha huzurlu, daha adil ve daha yaşanabilir bir toplum inşa edebiliriz.
İlhan Tatar İletişim Uzmanı