Bir haftayı aşkın süredir Almus Barajı’ndan gelen uyarılarla takip ettiğimiz taşkın tehdidi, maalesef beklenen şekilde gerçek oldu. Taşkın suları, Kazova bölgesinde tarım arazilerini yuttu ve Turhal OSB’ye kadar ulaştı. Almus ve çevresindeki baraj kollarının taşması sonucu Yeşilırmak yatağını aştı, köylü ve çiftçi perişan oldu. Ancak tuhaf bir şekilde Turhal’da su seviyesinin taşkın boyutuna yükselmemesi, halk arasında “Neden böyle oldu?” sorusunu beraberinde getirdi.
Tarım Arazilerinin Görünmeyen Yüzü
Yaşanan felaketin belki de en görünmeyen tarafı tarım alanlarıydı. Kazova ve çevresinde birçok ekili arazi sular altında kaldı, ürünler ciddi zarar gördü. Yeşilırmak'ın taşması ise sadece Turhal ve Pazar’la sınırlı kalmadı; Kelkit Çayının da taşması sonucu Erbaa, Niksar ve Reşadiye’de köy yolları ve tarım arazileri de suya gömüldü. Heyelanlar, taşkınlar ve yol kapanmaları köylünün yaşamını doğrudan etkiledi. Neyse ki can kaybı yaşanmadı. Ama bir felaketin büyüklüğünü yalnızca can kaybıyla ölçmek doğru değil.
Neden Afet Bölgesi İlan Edilmedi?
Halkın aklındaki soru basit ama kritik: Tokat neden acilen afet bölgesi ilan edilmedi? Resmî kararlar, genellikle can kaybı veya kritik altyapı zararına dayandırılıyor. Oysa yaşananlar, tarım ve ekonomi açısından telafisi güç kayıplar anlamına geliyor. Çiftçiler, köylüler, üreticiler mağdur durumda ve bayrama girerken huzurlu olabilmeleri için resmi adımların atılması şart. Afet bölgesi ilanı, sadece maddi zararların giderilmesini sağlamakla kalmaz, halkın psikolojik olarak da rahatlamasına hizmet eder.
Mağduriyetler Giderilmeli
Tokat’ın afet bölgesi ilan edilmesi, mağduriyetlerin hızlıca giderilmesi için ilk adımdır. Yetkililer, su tahliye ve ırmak yataklarını kontrol etmekle kalmamalı, tarım arazileri için acil destek ve sigorta mekanizmalarını devreye sokmalıdır.