Asıl sorun sadece tarih ve kültür değil proje, organizasyon gücü ve ortak hareket eksikliğidir.

Gazeteci Sayın Yakup Orakçı’nın sosyal medya paylaşımında dile getirdiği;

“Tokat, Kültür Yolu Projesinin 26 ilin içinde neden yok.. Yazık, ilimize yazık ediyorsunuz… Şehrimiz kültür mirasında sayılı illerden bir tanesi… Neden neden yok?” sözleri şehirde uzun süredir çeşitli makamlarda hissedilen ve dillendirilen önemli bir eksikliği yeniden gündeme taşıdı.

Gerçekten de Tokat gibi köklü tarihî mirasa sahip bir şehrin Türkiye Kültür Yolu Festivali şehirleri arasında yer almaması dikkat çekicidir.

Ancak konuya yalnızca: “Tokat’ın tarihi, kültürü yeterli mi değil mi?” çerçevesinden bakmak eksik olur.

Çünkü bugün Kültür Yolu organizasyonları artık yalnızca kültürel miras üzerinden değil;
aynı zamanda güçlü organizasyon kapasitesi, finansal sürdürülebilirlik ve yerel işbirliği üzerinden şekillenmektedir.

Ve Tokat’ın asıl eksikliği tam da burada ortaya çıkmaktadır.

Tokat’ın kültürel potansiyeli tartışılmaz

Öncelikle şunu açıkça söylemek gerekir. Tokat tarihi ve kültürel miras açısından Türkiye’nin en güçlü şehirlerinden biridir. Selçuklu eserleri, Danişmendli tarihi, Osmanlı şehir dokusu, tarihi Tokat evleri, yazmacılık, bakırcılık, gastronomi kültürü, Ballıca Mağarası, Zile, Niksar, Yeşilırmak hattı, bağ kültürü, halk müziği gibi çok katmanlı değerler düşünüldüğünde Tokat’ın kültür yolu vizyonuna uygun olmadığı söylenemez.

Sorun potansiyelin olmaması değil, o potansiyelin profesyonel biçimde ekonomik değer yaratan çıktılara dönüştürülememesidir.

Kültür Yolu Festivali artık dev bir organizasyon modelidir

Bugün Türkiye Kültür Yolu Festivali sıradan bir şehir festivali değildir. Tokat İl Kültür Turizm Müdürlüğü ve Tokat Turizm Tanıtma Derneği işbirliği içerisinde bu konunun üzerinde çalışılmış, konu bir proje metnine de dönüştürülmüştür.

Ancak bu organizasyon; büyük bütçeler, ulusal medya yönetimi, sponsorluk ağı, güvenlik organizasyonu, ulaşım planlaması, konaklama kapasitesi, dijital tanıtım, şehir markalaşması, kültür ekonomisi, uluslararası görünürlük gibi çok geniş bir sistemi kapsıyor.

Bazı şehirlerde festival sürecinde yüz binlerce ziyaretçi ağırlanıyor.

Dolayısıyla artık mesele sadece “Bizim de tarihi eserlerimiz, kültürel değerlerimiz var” demek değildir.

Asıl mesele “Bu büyük organizasyonu hangi kurumsal güçle yöneteceğiz?” sorusudur.

Tokat’ın en kritik sorunlarından biri: yerel paydaş işbirliği eksikliğidir.

Tokat özelinde en önemli problem budur.

Kültür Yolu gibi projeler yalnızca valiliğin, belediyenin veya bir STK’nın yalnızca tek başına yürütebileceği organizasyonlar değildir.

Başarılı örneklere bakıldığında şu yapıların ortak hareket ettiği görülür

Valilik, belediyeler, üniversite, ticaret ve sanayi odaları, esnaf kuruluşları, turizm sektörü, STK’lar, yerel medya, sanat çevreleri, sponsor firmalar, yani şehir adeta tek organizma gibi çalışıyor.

Tokat’ta ise uzun yıllardır hissedilen temel sorunlardan biri; ortak şehir vizyonunun yeterince oluşturulamamış olmasıdır.

Şehirde çok sayıda değer bulunmasına rağmen bu değerleri; aynı hedefte birleştiren, profesyonel yöneten, ortak stratejiye dönüştüren, kurumsal koordinasyon mekanizması yeterince güçlü görünmemektedir.

Bu durum büyük ölçekli projelerde hatta orta ölçekli projelerde bile Tokat’ın elini zayıflatmaktadır.

Festivalin en zor taraflarından biri: finansman gerçeğidir.

Kültür Yolu Festivali’nin dışında kalan şehirler için en önemli engellerden biri de organizasyon maliyetidir.

Çünkü bu festivaller artık milyonlarca liralık değil, yüz milyonlarca liralık ölçeklere ulaşmış durumdadır.

Bir şehirde: büyük konser sahneleri, ışık ve ses sistemleri, güvenlik organizasyonları, şehir dekorasyonları, dijital reklam kampanyaları, sanatçı ücretleri, ulaşım planlamaları, medya çalışmaları, teknik altyapı, konaklama organizasyonları çok ciddi maliyetler oluşturmaktadır.

Küçük ölçekli bir kültür yolu organizasyonunun bugün 75-150 milyon, orta ölçekli için 250-600 milyon, büyük ölçekli içinse 750 milyon-1,5 milyar liralık bütçe gerektirdiği belirtilmektedir. Tarafımızca yapılan taslak projedeki hazırlanan faaliyet tablosu da bunu göstermektedir.

Dolayısıyla mesele yalnızca “Festival yapılsın” demek değildir.

Asıl mesele, “Bu bütçe nasıl sürdürülebilir biçimde oluşturulacak?” sorusudur.

Tokat’ta sponsorluk ve kültür ekonomisi altyapısı yeterince güçlü mü?

Ne yazık ki bu konuda da ciddi eksiklikler bulunmaktadır.

Bugün büyük kültür organizasyonlarının önemli kısmı kamu, yerel yönetimler, meslek odaları ve belediyeler dışında özel sektör sponsorluğu, marka ortaklıkları, turizm yatırımları, medya işbirlikleri, kültür ekonomisi gelirleriyle desteklenmektedir.

Tokat’ta ise kültür yatırımı ile özel sektör arasında güçlü ve sürdürülebilir bir yapı henüz tam anlamıyla oluşmuş değildir.

Şehirde: kültür ekonomisi vizyonu, profesyonel sponsorluk yönetimi, ulusal marka işbirlikleri, büyük ölçekli organizasyon tecrübesi henüz yeterli seviyeye ulaşabilmiş değildir.

Bu da doğal olarak Tokat’ın büyük organizasyonlara adaylık sürecini zorlaştırmaktadır.

Tokat’ın asıl ihtiyacı: ortak şehir stratejisi

Bugün Tokat’ın ihtiyacı yalnızca festival talep etmek değildir.

Asıl ihtiyaç: ortak şehir aklı, profesyonel koordinasyon, sürdürülebilir finans modeli, güçlü marka yönetimi, kültür ekonomisi yaklaşımıdır.

Şehirde artık “Kim haklı?” tartışmasından çok, “eksiliklerimiz neler?”, “Tokat için ortak ne yapılabilir?” sorusunun öne çıkması gerekiyor.

Tokat için hâlâ büyük bir fırsat var

Tüm eksiklere rağmen Tokat’ın avantajı şudur. Şehir hâlâ çok güçlü kültürel potansiyele sahiptir.

Doğru bir planlama ile Tokat Dijital Kültür Turizm Envanteri, Bölgesel, Ulusal ve Uluslararası Turizm İşbirliği Zirveleri, Outdoor Turizm Rotaları, Yeşilırmak Kültür Koridoru, Tokat Gastronomi Rotası, Anadolu El Sanatları Merkezi, Tarihi Tokat Evleri Kültür Aksı gibi projeler ulusal ölçekte büyük dikkat çekebilir.

Ancak bunun için artık: profesyonel hazırlık, ortak kurumsal hareket, finansal modelleme, sponsorluk altyapısı, uzun vadeli şehir vizyonu gerekmektedir.

Sayın Yakup Orakçı’nın dile getirdiği soru aslında yalnızca “Neden festival listesinde değiliz?” sorusu değildir.

Bu aynı zamanda Tokat’ın şehir yönetim modeli, kültür politikası, finansal kapasitesi, kurumsal birlikteliği, marka stratejisi üzerine düşünülmesi gereken önemli bir uyarıdır.

Çünkü bugün şehirler artık yalnızca tarih, kültür ve değerleriyle değil, o değerleri nasıl yönettikleriyle yarışmaktadır.

Ve Tokat’ın önündeki en büyük görev sahip olduğu büyük kültürel mirası, ortak akıl, güçlü proje ve organizasyon modeliyle geleceğe taşıyabilmektir.