Tokat, bir zamanlar Karadeniz’in bereketli topraklarında, Anadolu’nun orta yerinde, kendi yağıyla kavrulan, ticaretin, tarımın, kültürün nabzını tutan bir şehirmiş.
Bir zamanlar yani, bizim hatırlamadığımız yıllarda.
Ama çok eski zamanlarda değil.
Bir varmış bir yokmuş değil.
1940’larda, Samsun’dan Sivas’a uzanan yolların kesişiminde, herkesin “Tokat’ta hayat var” dediği bir yer.
Peki, ne oldu da bu şehir, bugün ulaşım ağlarının kıyısında köşesinde, gençlerin “burada gelecek yok” diye valiz topladığı, siyasetçilerin ise sadece seçim zamanı hatırladığı bir garip memlekete dönüştü?
Gençler Gidiyor, Fikirler Tükeniyor.
Tokat’ın gençleri ne istiyor, diye sorsanız, cevap basit: İş, aş, gelecek.
Kodlama öğrenmek, iş kurmak kurmak, dünyaya açılmak istiyorlar.
Tokatta doğduğu yerde doğmak istiyorlar.
Ama Tokat’ta ne var?
Bir avuç mutlu azınlık
Fabrika, tarım desen kooperatifçilik bile doğru dürüst işlemiyor.
Ballıca Mağarası’na, Almus Barajı’na turist akını var mı?
Bir Allah’ın kulu turizm için proje üretmiş mi?
Yok.
Tokat’ta sıcakta klimaların altında püfür püfür oturan tüm kurumlar var güzel.
Peki, bu kurumlar Tokat’ın tarımına, turizmine, sanayisine ne kadar katkı sunuyor?
Gençler, “Bize yasamak lazım” diyor, ama siyasetçiler hâlâ “yaptık, ettik” masallarıyla oyalanıyor.
Atanmış bürokratlar kralcılık oynuyor.
Çözüm mü?
Basit: Tarım ve turizm odaklı girişimcilik merkezleri kurun, gençlere ücretsiz dijital beceri kursları verin, Tokat’ın üzümünü, sebzesini dünya markası yapın.
İleri teknoloji yatırımlarını Tokat’a getirin.
Savunma sanayi yatırımlarından bir bölge Tokat’ta kurulsun.
Ama naber, kim yapacak?
Şakşakçı kadrolar mı?
Ulaşım Ağı mı dediniz?
Hangi Ağı?
Tokat, coğrafi olarak talihsiz mi? Kısmen.
Maliyetli yatırımlar, işletmecileri zorluyor.
Ama asıl mesele, siyasi irade eksikliği.
Hızlı tren mi?
Tokat’ı pas geçen projeler.
Havalimanı mı?
Günde bir bazen iki uçuş, o da Allah kerim.
Karayolları desen, çevre illerle bağlantılar hâlâ 90’ların altyapısında.
Tokat, lojistik bir merkez olabilecekken, adeta “ulaşım haritasında unutulmuş” bir şehir.
Çözüm ne?
Havalimanını işlevselleştirin, hızlı tren hattına Tokat’ı ekleyin, OSB’lere lojistik destek sağlayın.
Ama bunları yapacak olanlar, Ankara’da keyif derdinde, Tokat’lılar ise “Beni yok saydılar” diye veryansın ediyor.
Siyasetçi Neden Gerçeklerden Kaçıyor?
Tokat’ta siyasetçi profili, Türkiye’nin özeti gibi.
Bilgiye, eleştiriye, gerçeğe alerji; şakşaka, alkışa, pohpoha bağımlılar.
“Vekilim, ne yaptın Tokat için?” diye soruyorsun, cevap: “Beni yok saydın!” Kardeşim, sen zaten yoksun ki!
Yazamamışız bir köşe yazısında beyfendiyi.
Varlık, icraatla olur.
Tokat’ın işsizliğine, göç sorununa, tarımın çöküşüne ne merhem oldun?
Hangi fabrikayı açtın, hangi turizm projesini hayata geçirdin?
Yok.
Ama seçim zamanı meydanlarda “Tokat’a çağ atlattık” nutukları gırla.
Hesap soruyorsun, kıyamet kopuyor.
Niye?
Çünkü gerçek, doğru onların kâbusu.
Etraflarını şakşakçılar sarmış.
Çözüm mü?
Şeffaflık, liyakat, vatandaşla buluşma, gerçeklerle yüzleşme.
Ama nerede o cesaret?
1940’ların Tokat’ını geri getirmek hayal mi?
Şehirlerin yarıştığı dönemde biz çok geç kaldık.
Ama yine de siz; tarımı canlandırın, kooperatifleri güçlendirin, üzümden pekmeze, makarnadan, cipse, domatesten salçaya markalar oluşturun.
Ballıca’yı, Zile’yi, Niksar’ı turizmle ayağa kaldırın.
OSB’leri büyütün, dijital ekonomiye yatırım yapın.
Artova, Yeşilyurt, Sulusaray için köklü çözümler bulun.
Ama en önemlisi, gençlere kulak verin.
Onlar bu şehri terk etmesin, aksine “Tokat’ta gelecek var” desin.
Bunun için de siyasetin değişmesi lazım.
Şakşakçı değil, icraatçı kadrolar lazım. Tokat’ın dinamizmini okuyamayan, milletle çatışan, dünyayı takip etmeyen “önemli” adamlar, koltukları boşaltın.
Bu şehir, sizin egolarınızdan büyük.
Ve ey Tokatlılar, hesap sorun, sorgulayın.
Unutmayın, şehirler icraatla yükselir, lafla değil.
Bu şehir “eşşekçi memleketi” yaftasından yönetenler utanırsa kurtulacak.
Vesselam
Hüseyin Kömür